Şirketler hukuku etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Şirketler hukuku etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Ağustos 2011 Pazartesi

Ortak tarafından ödenen kiranın daha sonra şirket kurulduğunda şirketin kirayı gider olarak indirip indiremeyeceği

01.11.2009-01.11.2010 tarihleri arasında şirket ortağı tarafından kiralanan işyeri nedeniyle, şirketin kurulup kira sözleşmesine taraf olduğu tarihten sonraki döneme isabet eden (08.02.2010-01.10.2010 tarihleri arasında) kira ödemelerinin kurum kazancının tespitinde gider olarak indirilebilmesi mümkün bulunmaktadır. Ancak, söz konusu kira sözleşmesinin şirketçe devralınmasından önceki dönemlere isabet eden kira ödemelerinin gider olarak indirilebilmesi mümkün bulunmamaktadır.

(03.05.2011 tarih ve B.07.1.GİB.4.07.16.01-KVK.2010.30-75 sayılı özelge)

***********************************************
Lazer yazıcıyla fatura düzenlenmesi

Lazer yazıcı ile aynı anda veya arka arkaya alınacak dökümlerde her faturanın aslı ile örneğinin aynı bilgileri içermesi, düzenlenen belge aslı ile örnek sayısının belge üzerinde belirtilmesi, faturanın seri ve sıra numarası takip etmesi ve bu özellikleri taşıyacak belgenin anlaşmalı matbaalarda bastırılması şartlarıyla lazer yazıcılar kullanılarak fatura düzenlenmesi mümkün bulunmaktadır. Ayrıca, istenirse faturanın aslı ve örnekleri farklı renkler içerecek şekilde olabilecektir.

(17.05.2011 tarih ve B.07.1.GİB.4.16.17.02-VUK-10-28-67 sayılı özelge)

***********************************************

Sermaye azaltımında vergileme

Buna göre, şirketiniz sermayesinin bir kısmının işletmeden çekilmesi işlemi, sermayeye eklenmiş olan pasif kalemlere ait enflasyon fark hesaplarının işletmeden çekilmesi olarak değerlendirilecek olup, çekilen tutarın vergiye tabi tutulması gerekmektedir.

(03.05.2011 tarih ve B.07.1.GİB.4.34.19.02-019.01-420 sayılı özelge)

************************************************

İthalatın Form Ba’da gösterilmesi

İthalatta verginin matrahını oluşturan tutar Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 21'inci maddesi gereğince gümrük vergisi tarhına esas olan kıymeti, malın gümrük vergisinden muaf olması durumunda ise sigorta ve navlun bedelleri dahil (CIF) değeri olarak belirlendiğinden, Form Ba'yı gümrük beyannamesindeki her türlü masraflar (fatura bedeli, navlun ve sigorta bedeli dahil (CIF) değeri, yurtdışı ve yurtiçi masraflar ve gümrük vergisi) dahil, katma değer vergisi matrahını oluşturan katma değer vergisi hariç bedeli dikkate alarak düzenlemeniz gerekmektedir.

(05.04.2011 tarih ve B.07.1.GİB.4.34.19.02-019.01-235 sayılı özelge)

************************************************

Vergi mükellefi olmayan kişiden gayrimenkul ve taşıt alımında belge düzeni

İşletmeye alınan iktisadi kıymetlerin işletme aktifine kaydedilmesi veya aktifinden çıkarılmasına ilişkin kayıtlarının Vergi Usul Kanunu'nda düzenlenen belgelerle tevsik edilmesi gerektiğinden, vergi mükellefi olmayan şahıslardan satmak amacıyla alınan gayrimenkuller ile ikinci el araçlar için vergi mükellefi olmayan şahıslara gider pusulası düzenlemesi, satış yapan şahısların vergi mükellefi olması durumunda ise bu şahısların fatura düzenlemesi gerekmektedir

Ayrıca, vergi mükellefi olmayan şahıslardan alınan araçların firmanızca satışının yapılması durumunda motorlu kara taşıtlarına ilişkin esas alınacak tutar, gerçek satış bedeli olup, gerçek satış bedelinin emsallerine göre bariz bir şekilde düşük beyan edilmesi halinde vergi idaresince, taşıtın gerçek satış bedelinin tespiti yoluna gidilebilecek olup, bu tespit işlemi sırasında, diğer unsurlarla birlikte taşıtın satış tarihi itibariyle geçerli olan kasko sigortasına esas alınan bedelinden de yararlanılabileceği tabiidir.

(22.03.2011 tarih ve B.07.1.GİB.4.06.18.02-32234-8013-158 sayılı özelge)

***************************************************



7 Ocak 2011 Cuma

ŞİRKETLERDE RESEN TERK VE SONUÇLARI

İşi bırakan mükellefler işi bıraktıklarını VUK 160 maddesi gereği, vergi dairesine bildirmeye mecburdurlar denilmektedir.

İşi bırakmasına rağmen işi bırakmayı bildirmeyen mükellefler ile ilgili olarak

Yine aynı maddede
(5228 sayılı Kanunun 6'ıncı maddesiyle değişen fıkra) İşi bırakma bildiriminde bulunmayan bir mükellefin işi bıraktığının tespit edilmesi veya yapılan araştırma ve yoklamalar sonucunda bilinen adreslerinde bulunamaması ve başka bir adreste faaliyetine devam ettiğine dair bilgi edinilememesi veya başkaca bir ticarî, ziraî ve meslekî faaliyeti olmadığı halde münhasıran sahte belge düzenlemek amacıyla mükellefiyet tesis ettirdiğinin vergi incelemesine yetkili olanlarca düzenlenen rapor ile tespit edilmesi ve mükellefiyet kaydının devamına gerek görülmediğinin raporda belirtilmesi halinde, mükellef (matrahlı veya matrahsız beyanname verenler dahil) işi bırakmış addolunur ve mükellefiyet kaydı vergi dairesince terkin edilir.

Bu durum, ilgili kamu kurum ve kuruluşu ile kamu kurumu niteliğindeki meslek üst kuruluşuna da bildirilir.(**)

Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usulleri belirlemeye Maliye bakanlığı yetkili kılınmıştır. Denilerek vergi dairesine resen terk yetkisi verilmiştir. Maliye bakanlığı da yasadan gelen bu yetkisini kullanarak

2004/13 seri nolu uygulama iç genelgesi ile. Mükellefiyet kayıtları terkin edilen mükellefler hakkında nasıl işlem yapılacağı bu genelgenin F) bölümünde açıklanmıştır.

Bu İç Genelgede yer alan esaslara uygun olarak mükellefiyet kaydı terkin edilen mükelleflerden, faaliyetine başka bir adreste devam ettikleri veya yeniden faaliyete geçtikleri ya da tasfiyeye tabi tutuldukları öğrenilenlerin mükellefiyet kaydı, yeniden ihdas edilecektir
2004/13 seri nolu genelge uyarınca mükellefiyet kaydı resen terkin edilen şirketler tasfiye kararı alırlarsa mükellefiyetleri sanki hiç terkin işlemi yapılamamış gibi ilk terkin tarihinden itibaren yeniden tesis edilecektir. denilmektedir.
Bu şu anlama gelmektedir 2008 yılında resen terki yapılan bir mükellef Mart/ 2010 yılında tasfiye kararı alıp bunu tescil ettirir ise bu durumu vergi dairesine bildirerek (2008 -2009 ve 2010 yıllarına ait) tescil tarihine kadar olan bütün beyan ve bildirimleri yapacaklardı ve daha önce yapılmayan bu beyan ve bildirimler ile ilgili altından kalkılamayacak cezalara muhatap olmakta idiler.
Bu genelgenin mağduru olan mükellefler in bakanlığa başvurması üzerine bu uygulamaya son verilmiştir.
Maliye Bakanlığı, yetkisini kullanarak 17.04.2009 tarih ve 2009/3 seri nolu Uygulama iç genelgesi ni yayınlayarak genelgeye göre resen vergi kaydı terkin edilen mükelleflerin, tasfiyeye girmesi halinde mükellefiyet kayıtlarının resen terkin tarihinden itibaren değil; tasfiyeye tabi tutuldukları tarihten itibaren yeniden tesisi edileceğini, beyanname ve bildirimlerin bu tarihten itibaren verilmesinin zorunlu olacağı bildirilmiştir.
Sonuç olarak resen terk i yapılan şirketlerin tasfiye ye girmesi halinde mükellefiyet tesisi resen terk tarihinden itibaren değil 2009/3 seri nolu iç genelge uyarınca tasfiyenin başladığı tarihten itibaren yapılacaktır.
Yukarıdaki örneği bu genelgeye göre uygularsak 2008 yılına resen terki yapılan bir mükellef Mart/2010 yılında tasfiye kararı alıp bunu tescil ettirir ise tescilin yapıldığını vergi dairesine bildirerek tescilin yapıldığı tarihten itibaren vergi dairesine bildirimlerini yapacak. Mart/2010 tarihinden önceki aylarla ilgili beyan ve bildirimde bulunmayacaktır.
Şirket ortakları vergi dairesinden resen terk yapılınca şahıs firmaları gibi şirketin tamamen kapandığını düşünmektedirler
TTK kanunu gereği Şirket tasfiyeye sokulup tasfiye bitmediği sürece şirketin tüzel kişiliği devam etmektedir. Şirketin tüzel kişiliği devam ettiği için de şirket ortaklarının
Bağ kur kayıtları devam etmekte,
Şirket ortakları emekli ise emekli maaşlarından sosyal güvenlik destek primi kesintileri devam etmekte,
Şirketin ve Şirket Ortaklarının ticaret odası ve ticaret sicilindeki yükümlülükleri devam etmektedir.
Şirket ortaklarının ileride çok büyük maddi külfetlerle karşılaşmamaları için, mali müşavirliğini yaptığımız şirketlerden Resen terki yapılanlar varsa mükelleflerin mağdur olmamaları için bu sorumluluklarının hatırlatılmasında fayda vardır.
Hayat standardından kurtulmak için kurulan, iflas edipte şirketini tasfiyeye sokacak parayı bulamayan binlerce şirketin bulunduğu gerçeğini dikkate alarak İlgili Bakanlıkların bu konuya bir çözüm bulması gerekmektedir.

Ali FARSAK
Adana SMMM Odası
Danışma Meclisi Başkanı

23 Kasım 2010 Salı

Şirket yöneticilerine, özellikle de yönetim kurulu üyelerine uyarılar

Zeki GÜNDÜZ / VERGİ PORTALI

12.11.2010 - 08:49


Değerli DÜNYA okurları bugün sizlerle gümrük incelemelerinde karsılaştığımız, can sıkıcı sonuçlara yol açabilecek konuları paylaşacağım.


Neden özellikle yönetim kurulu?

Özellikle de yönetim kurulu üyelerinin dikkatini çekiyorum, çünkü şirketlerde yaşanan ve özellikle de cezai işlem yapılmasını gerektiren bir durum ortaya çıktığında ilk akla gelenler yönetim kurulu üyeleri olduğundandır.
Bu nedenle yönetim kurulu üyelerinin kendi selametleri açısından da mali konulara özel ilgi göstermeleri yerinde olacaktır.

Diğer yöneticiler açısından durum

Şirketin herhangi bir yöneticisi bilerek veya bilmeyerek yönetim kurulu üyesini karakola, mahkemeye düşürürse kendi kişisel kariyeri açısından hiç iyi olmayacaktır. Bu nedenle uyarılarım onları da yakından ilgilendiriyor.

Yeni gümrük inceleme sistemi

Gümrük inceleme elemanları artık vergi incelemesi yapar gibi şirketlere gelerek incelemeler de yapıyorlar.

Dolayısıyla ithalat veya ihracat yapan şirketler bundan böyle gümrük inceleme elemanlarını da iş yerlerinde görmeye başlayacak.

Ne gibi problemler yaşanıyor?

1. İlave faturalar

Kastim ithalattan sonra, daha önce ithal edilen bir malla ilgili olarak fiyat farkı, fiyat ayarlaması vb adlarla gelen, ya da malla ilgili bir takım hakların ayrıca faturalanması anlamına gelen faturalar.

Bunların tamamı veya bir kısmının malın gümrük değerine ilave edilmesi gerektiği ileri sürülebilecektir.

Edilmediğinin tespiti halinde cezai yaptırımlarla karşılaşabilme ihtimali mevcuttur.

2. Pragmatik çözümler

İthalat veya ihracat işlemlerini hızlandırabilmek için ithal edilen firma yerine yaratılan, içeriği doğru ancak orijinal olmayan belgeler. Veya bir sureci veya formaliteyi atlatmak-hızlandırmak için yapılan beyanlar.

Mali bir kayıp olmasa bile sizi yargıç karşısına çıkartabilir.

3. Tarife yanlışlıkları

Tarifenizden emin olun. Özellikle yeni bir mal çekerken.

4. TF düzeltmeleri

Transfer fiyatlamasına dönük olarak debit note la yapılacak düzeltmeler sorun yaratabilir.

5. Alınan hizmet faturaları

İthalatla ilgili yurt içinden alınan bazı hizmetlerle ilgili faturalar (düzenleyenin sahte belge düzenlediği vb iddialarla) sorun yaratabilmekte, ilişkide bulunduğunuz şirket sahte belge düzenleyen kategorisine sokulmuşsa siz de sahte belge kullanma ihtimali olan şeklinde kategorize edilirsiniz.

6. Elle gelen düğün bayram mı? Öteden beri yapılan doğru mu?

Bir uygulamanın herkesçe veya uzun zamandır aynı şekilde yapılıyor olması doğru olduğu anlamına gelmez. Örneğin serbest bölgelerle ilgili uygulamalar 25 sene sonra problem haline geldi.

7. Royalty ödemeleri

Malın bedeline dahil edilmesi gerektiği iddiası sıkça yapılmaktadır. Ödediğiniz gayrimaddi hak bedellerinin değere dahil edilmesi gerekip gerekmeyeceğinden emin olun.

8.Yolcu beraberinde gelen eşya

Gümrüğe tabi olması gerekirken gümrükte beyan edilmemişse yapılan işlem kaçakçılıktır. Firmalar yükte hafif mallarda, acil ihtiyaçları için bu yönteme zaruri olarak sıkça başvurmaktadır.

9. Kurye ile gelen eşya

Yolcu beraberindeki açıklamalar burası için de geçerli.

10. Montör yanında gelen eşya

Türkiye'ye bir takım test veya kontroller yapmak için yanında cihazlar getiren kişilerin bir sıkıntıyla karşılaşmamaları için gümrükte kayıt altına alınmaları gerekiyor.

11. Kendi kendine düzeltmeler (+- farklar)

Gönderilen malların faturada ve gümrük beyanında belirtilen miktardan fazla ya da eksik olması halinde gümrük idaresinin bilgisi haricinde yapılan düzeltmeler sorunlara yol açabilir.

12. İhracatta alıcıya yapılan kolaylıklar

Bazen sırf mal satabilmek için şirketlerin bir normal fatura düzenlediği bir de daha düşük bir bedelle (kayıtlarına diğerini alarak) fatura düzenlediğini duymaktayız.

Karşı tarafın daha az gümrük vergisi ödemek için yaptığı bu işlem nedeniyle de ceza alabilirsiniz.

http://www.dunyagazetesi.com.tr/sirket-yoneticilerine-ozellikle-de-yonetim-kurulu-uyelerine-uyarilar-zeki-gunduz_50_106023_yazar.html?

23 Temmuz 2010 Cuma

Limited şirket ortaklığından ayrılma koşulları

23.07.2010 | Veysi Seviğ |

Türk Ticaret Yasası'nın 503'üncü maddesinde yapılan tanımlamaya göre iki veya daha fazla gerçek veya tüzelkişi tarafından bir ticaret unvanı altında kurulup, ortaklarının sorumluluğu koymayı taahhüt ettikleri sermaye ile sınırlı ve ana sermayesi en az 5000 TL olan şirkete limited şirket denilmektedir.

Limited şirketlerde ortak sayısı ikiden az, elliden fazla olamaz.

Yasal düzenleme gereği şirket mukavelesiyle ortaklara şirketten çıkma hakkı verilebileceği gibi bu hakkın kullanılması muayyen koşullara da tabi tutulabilir. (TTK Md: 551)

Her ortak, haklı sebeplere dayanarak şirketten çıkmasına müsaade edilmesini veya şirketin feshini mahkemeden talep edebilir. Limited şirket ortağının haklı nedenlerle şirket ortaklığından çıkması ancak mahkeme kararı ile olabilmektedir. Bu bağlamda haklı nedenle ortaklıktan çıkma istemi ancak mahkeme aracılığı ile takdir edilir.

Türk Ticaret Yasası'nın 551'inci maddesinde ifade edildiği üzere ana sermayenin yarısından fazlasına sahip bulunan ortakların mutlak ekseriyeti (çoğunluğu) tarafından kabul edilmek koşuluyla, şirket haklı nedenlerden dolayı bir ortağın şirketten çıkarılmasını mahkemeden isteyebilir.

Limited şirket anasözleşmelerine bir ortağın ortaklıktan ayrılması hususunda özel hükümler konabilir. Örneğin "ortağın, limited ortaklıktan çıkması hususunun hakemce çözümlenebileceğine ilişkin ortaklık sözleşmesinde açık hüküm yoksa ortak, dava açarak bu hakkını kullanabilir."

Dolayısıyla limited şirket ortakları, kendiliğinden ortaklık payını bir başkasına devrederek ortaklıktan ayrılamaz.

Ortağın limited şirket ortaklığından çıkmasına ilişkin mahkemenin vermiş olduğu karar, inşai niteliktedir. Bir başka açıdan ortağın limited şirket ortaklığından çıkmasına yönelik açmış olduğu davada, söz konusu ortağın ortaklıktan çıkmasına yönelik karar oluşursa, mahkemenin bu kararı inşai nitelikte sayılacak, bu kararın kesinleşmesi ile söz konusu ortak şirketten ayrılmış kabul edilecektir.
Oluşan yargı kararları uyarınca ortaklıktan ihraç kararının kesinleşmesi bu kararın sicile tescil ve ilan edilmesi ile mümkün olur. Dolayısıyla ortaklıktan çıkarılmasına yönelik verilen mahkeme kararının kesinleşmesine ve sicile tescil ile ilan tarihine kadar ortağın sorumululuğu devam eder.

Diğer yandan iki kişilik limited ortaklıkta, ortaklardan birinin çıkarılmasına mahkemece izin verilmesi, sonucu itibariyle tek kişilik limited şirketin devamına imkân tanıma anlamına geldiğinden Türk Ticaret Yasası'nın 551/2'nci maddesindeki çıkma hakkının ancak ikiden fazla ortaklı limited şirketlerde uygulanabileceğini kabullenmek gerekmektedir.

Limited şirketlerde ortaklıktan çıkma isteminde bulunan ortak bu istemini mahkeme kararı ile gerçekleştirebileceği gibi ortaklıkta herhangi bir ortağın ortaklarca mahkemeye başvurulmak suretiyle şirket ortaklığından çıkarılması mümkündür. Bu bağlamda da üç kişilik limited şirkette, yarıdan fazlaya sahip iki ortağın verdiği karar geçerli bir karar olup, bu karar doğrultusunda üçüncü ortağın ortaklıktan çıkarılması davası açılabilir. Örneğin "Bir ortağın davranışları, limited ortağın faaliyetlerini önleyecek, ortakları zarara uğratacak veya karşılıklı güveni ortadan kaldıracak nitelikte ise bu ortağın limited ortaklıktan çıkarılması istenebilir."
Limited şirketlerde bir veya birden çok ortak, haklı nedenlerle ve bu nedenleri ispat etmek koşuluyla ortaklıktan çıkarılmasına için verilmesini veya ortaklığın feshini mahkemeden isteyebilir.

Ortağın limited şirket ortaklığından çıkmasına için verilmesi davası, hem ortaklık ve hem de ortaklığın tamamı aleyhine birlikte açılması gerekmektedir.
Ortaklardan birinin şirketten çıkarılması halinde, diğer şirket ortakları şirketten çıkarılan ortağın hissesini almayı beyan etmeleri halinde şirketin ticari defter ve belgeleri üzerinden uzman bilirkişiler aracılığı ile gerekli inceleme yapılarak şirketin dava tarihi itibariyle net malvarlığının ve buna göre şirketten çıkan veya çıkartılan ortağına ait hissenin haiz olduğu değer saptanarak gerekli devir işlemleri yapılabilir.

Türk Ticaret Yasası'nın 551'inci maddesinin son fıkrası hükmü uyarınca da "Bir ortağın şirketten çıkması veya çıkarılması ancak ana sermayenin azaltılması hakkındaki hükümlere riayet (uyulması) şartıyla muteberdir. Şa kadar ki, ayrılan ortağın hakları, şirketin esas sermayesinin itibari miktarını geçen mallardan ödenir veya payı sermaye koyma borcunun yerine getirilmemesi hakkında hükümler gereğince paraya çevrilirse yahut başka bir ortak tarafından devralınırsa esas sermayenin azaltılması hakkındaki hükümlere riayet etmeye lüzum yoktur."

Limited şirkette şirketten çıkan ortağın hakkı, çıkma davasının açıldığı tarihteki ortaklık malvarlığı göz önünde tutularak hesaplanır. Kolektif ortaklıklar için Türk Ticaret Yasası'nın 202'nci maddesinde ifadesini bulan bu genel kurul kıyasen limited ortaklıklara da uygulanmaktadır.

Yukarıda yapmış olduğumuz açıklamalardan da anlaşılacağı üzere limited şirketi ortaklığından ayrılmak zannedildiği kadar kolay değildir.

Türk Ticaret Yasası'nın 503'üncü maddesinde yapılan tanımlamaya göre iki veya daha fazla gerçek veya tüzelkişi tarafından bir ticaret unvanı altında k...
( KB)

http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?YZR_KOD=157&HBR_KOD=142204

5 Mayıs 2010 Çarşamba

İlave İşyerleri İçin Tescile Gerek Yok

İlave İşyerleri İçin Tescile Gerek Yok


"İlgide kayıtlı dilekçenizden, Kurumlar Vergisine tabi mükelleflerin şube açılışı için vergi dairelerine başvurmaları halinde şube açılışına dair ticaret siciline tescil belgesi ve ticaret sicil gazetesinin aranılıp aranılmayacağı, şube niteliği taşımayan ilave işyerlerinde tescil belgesi ile ticaret siciline müracaatına ait belgenin aranıp aranılmayacağı, merkezi İstanbul Büyükşehir Belediyesi sınırları içinde bulunan mükelleflerin aynı sınırlar içinde açtıkları şubeler için de tescil belgesi ile ticaret siciline müracaatına ait belgenin aranılıp aranılmayacağı konusunda bilgi istenildiği anlaşılmıştır.

Konuyla ilgili olarak Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı ile yazışma yapılmış olup, alınan 10.11.2006 tarih ve 87674 sayılı yazıda;

"213 Sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 159'uncu maddesinde; "Aynı teşebbüs veya işletmeye dahil bulunan iş yerlerinin sayısında vukua gelen artış veya azalışları mükellefler vergi dairelerine bildirmeye, mecburdurlar." hükmü bulunmakta ve aynı Kanunun 168'inci maddesinde de, değişiklik bildirimlerinin bildirecek olayın vukuu tarihinden itibaren bir ay içerisinde mükellef tarafından vergi dairesine yapılacağı belirtilmektedir.

Ayrıca, anılan kanunda ticari işletmelere ait şubelerin ticaret siciline tescil edilmesine dair herhangi bir hüküm bulunmamaktadır.

Bu nedenle, mükelleflerin mükellefiyeti devam ederken bu iş nevine dahil işyeri sayısında bir artış söz konusu olduğunda, değişiklik bildirimi olarak mütalaa, edilerek bir ay içinde ilgili vergi dairesi'ne bildirilmesi ve bu bildirimi alan vergi dairesince de mükellefiyetin tesis edilmesi gerekmektedir.

Buna göre farklı vergi daireleri yetki alanı içinde ilave işyeri açılması durumu nedeniyle yeni mükellefiyet tesisinde; gerçek kişilerde konu ile ilgili yazılı bildirimin tüzel kişilerde de ilave işyeri açılması ile ilgili yönetim kurulu kararının noter tasdikli bir örneğinin vergi dairesine verilmesi yeterli görülmektedir." denilmektedir.
Bilgi edinilmesini rica ederim.
Alim SAYILGAN
Başkan a.
Grup Müdür V."

8 Aralık 2009 Salı

Şirket manzaraları

Veysi Seviğ
Şirket manzaraları
05.12.2009 Veysi Seviğ Yorum

Ülkemizde faaliyet göstermeyen şirket sayısı her geçen gün sayıca artmaktadır. Bunun temel nedeni daha çok bilinçsizce kurulan şirketlerde şirket ortaklarının şirketle ilgilenmemeleri, yaşanan ekonomik kriz nedeniyle şirkete giderek ilgilerini ve ilişkilerini azaltarak, şirket tüzelkişiliğinden uzaklaşmalarıdır.

Şirket kuruluşlarının hukuki açıdan kolay olması, yasal olarak şirket kuruluşu için konulması öngörülen sermaye miktarlarının düşük tutulmuş bulunması, ayrıca sermaye şirketlerinde geaçerli olan sınırlı sorumluluk ülkemizde şirket olarak ekonomik yaşama dahil olmayı cazip hale getirmiş bulunmaktadır.

Mevcut yasal düzenlemeler çerçevesinde limited şirket kurmak için 5000 lira, anonim şirket kurmak için de 50 bin lira ile sermaye taahhüdünde bulunmak yeterlidir. Sermaye taahhüdünün başlangıçta dörtte birinin şirket kuruluşunun ticaret siciline tescil tarihini izleyen üç ay içinde bakiye ödenmemiş sermaye kısmının da tescil tarihinden itibaren üç yılı içinde ödenmesi mümkündür.

Gerek limited şirketler ve gerekse anonim şirketler, sermayelerinin misli ile borçlanabilmekte, ancak bu borçlarını ödemedikleri takdirde yasal düzenleme gereği koymayı taahhüt ettikleri sermaye ile sınırlı sorumlu olmaktadırlar.

Örneğin 5000 TL sermaye ile kurulan bir limited şirketin piyasaya olan borcunun 500.000 TL olduğunu varsayacak olursak, söz konusu şirket piyasaya sermayesi kadar ödeme yaparak bu borcundan kurtulma olanağı vardır. Şirket malvarlığının yetersizliği nedeniyle ödenmeyen borçtan dolayı şirket ortaklarının üzerine ödenmeyen borç için gidilmesi hukuken istisnalar hariç mümkün değildir.

Bazı hallerde şirket kuruluşlarında kurucu ortak olarak belirlenenler ile yine bazı hallerde şirket hisselerinin devri suretiyle yeni ortak olarak dahil edilenler bazı sürprizlerle karşılaşabilmektedirler.

Mevcut yasal düzenlemeler gereği olarak anonim şirketlerde yönetim kurulu üyelerinin vergi borçlarından birlikte (müteselsilen) ve sınırsız olarak sorumludurlar. Limited şirketlerde ise her ortak sermayedeki payı oranında şirketin vergi borcundan dolayı sorumlu tutulmaktadır. Anonim şirketlerde hisse devri limited şirket ortaklarının pay devri koşullarında daha kolaydır. Limited şirketlerde ise ortaklık payının devri bazı hallerde mümkün değildir.

Limited şirketlerde ortaklıktan çıkmak ve/veya ayrılmak bazı hallerde imkânsız olabilmektedir. Türk Ticaret Yasası'nın 551'inci maddesi uyarınca "şirket mukavelesiyle ortaklara şirketten çıkma hakkı verilebileceği gibi bu hakkın kullanılması muayyen şartlara da tabi tutulabilir."

"Her ortak, muhik (geçerli) sebeplere dayanmak şartıyla şirketten çıkmasına müsaade edilmesini veya şirketin feshini mahkemeden talep edebilir." Buna göre limited şirketlerde ortaklar dilediği vakit ortaklıktan ayrılamazlar. Bu bağlamda da limited şirket ortağı ortaklık payını bir başkasına devretmek istese dahi, bu isteminin diğer ortaklarca kabulü halinde uygulanması mümkün olabilmektedir.

Sözü edilen yasa maddesinin üçüncü fıkrası hükmü gereği olarak "Esas sermayenin yarısından fazlasına sahip bulunan ortakların mutlak ekseriyeti tarafından muvafakat edilmek şartıyla, şirket, muhik sebeplerden dolayı bir ortağın şirketten çıkarılmasını mahkemeden isteyebilir." Bir ortağın şirketten çıkması veya çıkarılması ancak esas sermayenin azaltılması hakkındaki hükümlere riayet şartıyla muteberdir. Şu kadar ki, ayrılan ortağın hakları, şirketin esas sermayesinin itibari miktarını geçen mallardan ödenir. Bu ödemenin yapılabilmesi için şirket varlıklarının ödemeyi yapmaya yeterli olması gerekmektedir.

Uygulamada ortak tarafından açılan ortaklıktan çıkma davası üzerine mahkemece verilecek çıkmanın kabulü kararı yenilik doğuran nitelik taşır. Çıkan ortağa ödenen sermaye payı Türk Ticaret Yasası'nın 551'inci maddesinde belirtilen usullerle karşılanıyorsa sermaye azaltılmasına gerek bulunmamaktadır.

Çıkan ortağın hakkı; çıkma davasının açıldığı tarihteki ortaklık malvarlığı dikkate alınarak hesaplanır.

Limited şirket ortağı istediği vakit şirket ortaklığından, yasal düzenleme gereği çıkmamaktadır. Bu durum limited şirket ortağının ortaklık payına göre vergisel sorumluluğunun devam etmesine neden olmaktadır.

Anonim şirketlerde ise vergisel sorumluluk yönetim kurulu üyelerine ait olduğu için diğer ortakların vergisel yükümlülüklerden dolayı sorumlu tutulması söz konusu olmamaktadır. Uygulamada birçok kişinin anonim şirket yönetim kurulu üyesi olmaları nedeniyle ödenmemiş şirket vergi borçlarından dolayı mevcut varlıklarının tümünün elinden alındığına, buna karşılık söz konusu şirketin varlıklarını kendi çıkarlarına kullananların ise mevcut durumdan dolayı sadece ortak sıfatına sahip olmaları nedeniyle herhangi bir sorumluluk yüklenmeden yaşamlarını sürdürdükleri gözlenmektedir.


http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=133573&YZR_KOD=157