SGK - İstirahat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
SGK - İstirahat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Temmuz 2011 Cuma

Raporlu işçi çıkartılabilir mi?


Resul KURT / İŞ HUKUKU VE SOSYAL GÜVENLİK

info@resulkurt.com
15.07.2011 - 08:59

Okurumuz Ayhan Sivrikoz, "İşyerindeki çalışma süresi 2 yıl olan işçi, yolda giderken bir arabanın çarpması sonucu kendi kusuru olmaksızın yaralanmıştır. Bu sebeple işe devam edememektedir. İşveren, bu işçinin iş sözleşmesini ne zaman derhal fesih ile sona erdirebilir? İşveren, işçinin bildirim süresine ilişkin ücretini peşin vermek suretiyle iş sözleşmesini feshettiğinde, bildirim süresi işçinin kıdeminden sayılacak mıdır?" diye soruyor.
Öncelikle İş Kanunu'na göre, işverenlerin raporlu işçileri işten çıkartabilmelerinin belli koşullara bağlandığını belirtmeliyiz. 4857 Sayılı İş Kanunu'nun işverenin haklı nedenle derhal fesih hakkı başlıklı 25'inci maddesinde işverenin haklı nedenle derhal fesih hakkı düzenlenmiştir. Ayrıca bu derhal fesih hakkı şartlarını sağlamayan raporlu bir işçi işten çıkartıldığında, işe iade davası açabileceği göz önünde bulundurulmalıdır.


İhbar tazminatı ödenmeyen durumlar
Süresi belirli olsun veya olmasın işveren;
a) İşçinin kendi kastından veya derli toplu olmayan yaşayışından yahut içkiye düşkünlüğünden doğacak bir hastalığa veya sakatlığa uğraması halinde, bu sebeple doğacak devamsızlığın ardı ardına üç iş günü veya bir ayda beş iş gününden fazla sürmesi.
b) İşçinin tutulduğu hastalığın tedavi edilemeyecek nitelikte olduğu ve işyerinde çalışmasında sakınca bulunduğunun sağlık kurulunca saptanması durumunda,
İş sözleşmesini sürenin bitiminden önce veya bildirim süresini beklemeksizin sağlık sebepleri ile feshedebilecektir. Bu durumda ihbar süresi verilmez ve ihbar tazminatı ödenmez. İşçiye kıdem tazminatı ödenir.


İhbar tazminatı ödenen durumlar
Ancak, işçinin kendi kastından veya derli toplu olmayan yaşayışından yahut içkiye düşkünlüğünden doğacak bir hastalığa veya sakatlığa uğraması dışında işçinin hastalık, kaza, doğum ve gebelik gibi hallerde işveren için iş sözleşmesini bildirimsiz fesih hakkı bildirim sürelerini (ihbar süresi) altı hafta aşmasından sonra doğar. İhbar süreleri işçinin kıdemine bağlı olarak 2, 4, 6 ve 8 hafta olarak değişmektedir.
Okurumuzun belirttiği 2 yıllık kıdemi olan işçinin ihbar süresi 6 hafta olup buna 6 hafta ilave edildiğinde 6+6=12 haftayı aşan rapor alan işçinin ihbar tazminatı ödenmeden iş sözleşmesi sona erdirilebilecektir. Her işçinin ihbar süresi farklı olup, bu sürelere dikkat edilmelidir.


Altı iş gününe dikkat
İş Kanunu'nun 24 ve 25'inci maddelerde gösterilen ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan hallere dayanarak işçi ve işveren için tanınmış olan sözleşmeyi fesih yetkisi için iki hak düşürücü süre söz konusudur. Buna göre öğrenme gününden başlayarak altı işgünü ve olaydan itibaren bir yıl hak düşürücü süre vardır. İşçinin maddi bir çıkar sağlaması durumunda bu bir yıllık hak düşürücü sürenin uygulanmayacaktır. Buna göre, işçinin kendisine maddi çıkar sağlayacak bir yolsuzluk yaptığının aradan bir yıl geçtikten sonra öğrenilmesi veya anlaşılması durumunda da sözleşmesi 25' inci maddenin (II) numaralı bendi uyarınca feshedilebilecektir.
Yani, iş sözleşmesinin 4857 Sayılı İş Kanunu'nun 25/I. maddesi nedeniyle feshedilmesi halinde sadece işçiye ihbar tazminatı ödenmesi gerekmeyecektir. Bir yıldan fazla çalışması olan işçiye kıdem tazminatı ödenecektir.
Doğum ve gebelik hallerinde bu süre doğum öncesi ve sonrası istirahat süresinin bitiminde başlar. Ancak işçinin iş sözleşmesinin askıda kalması nedeniyle işine gidemediği süreler için ücret işlemez.
Yine, iş güvencesi kapsamındaki işçinin hastalık nedeniyle rapor almış olması iş sözleşmesinin feshinde geçerli neden olarak kabul edilmemektedir.
İşçinin bildirim süresi (yani ihbar süresini) + 6 haftayı aşmayan raporlu olduğu sürede ihbar tazminatı ve diğer yasal hakları ödenmek suretiyle işten çıkartılması mümkündür. Ancak, iş güvencesi kapsamında olan işçinin işe iade davası açtığında kazanması muhtemeldir.


Raporlu süreler kıdem tazminatını etkiler mi?
İşçinin kıdemi, işe başladığı tarihten iş sözleşmesinin sona erdiği tarih arasındaki süredir. İşçinin istirahat süresinin altı haftayı aşmayan kısmının kıdem tazminatı hesabında dikkate alınması gerekmektedir. Ancak, işçinin istirahat süresinin altı haftayı aşan kısmı kıdem tazminatı hesabında dikkate alınmayacaktır. İşçi raporlu iken iş sözleşmesinin sona erdirilmesi halinde fesih rapor süresi sonunda hüküm doğuracağından işçinin kıdemi rapor süresi sonuna kadar ileriye götürülmelidir.

http://www.dunya.com/resul-kurt_22_0_yazar.html

13 Mayıs 2010 Perşembe

İstirahatli olan işçilerinizi 5 gün içinde SGK’na elektronik ortamda bildirmeniz gerekiyor

İstirahatli olan işçilerinizi 5 gün içinde SGK’na elektronik ortamda bildirmeniz gerekiyor

Bildirimler SGK’na ne şekilde bildirilecek ?İstirahatli işçilerin geçici işgörmezlik ödeneği alabilmesi için aşağıdaki işlem sırası ile işçilerinizi kuruma bildirebilirsiniz.
Bildirimin, http://www.sgk.gov.tr internet adresinde “İŞVEREN” menüsü “Çalışılmadığına Dair Bildirim Girişi”, “Kullanıcı Şifre Ekranı”, “Çalışılmadığına Dair Bildirim İşlemleri”, “Giriş” bölümünde yer alan bilgiler kaydedilmek suretiyle sigortalılarca hak edilen istirahat süresini takip eden 5 iş günü içinde elektronik ortamda Kuruma gönderilmesi zorunludur.
Hak edilen istirahat süresi:
• On günden kısa süreli istirahatlarda istirahatın bittiği günü,
• On gün ve daha uzun süreli istirahatlarda onar günlük sürelerin bittiği ve son on günlük süreden arta kalan istirahat süresinin bittiği günü ifade eder.
Hesaplamayı nasıl yapacağız ?

Örneğin işçimiz 01.06.2010 tarihinde istirahate ayrıldı ve 13.06.2010 tarihinde istirahat süresi doluyor. Bu durumda 5 günlük süre 14.06.2010 tarihinde başlar ve 18.06.2010 tarihine kadar kuruma elektronik ortamda bilgi verilmesi gerekir.

Bildirim yapılmaması durumunda işverene ceza uygulanacak mı ?
Bildirimin gönderilmemesi veya süresi dışında gönderilmesi durumunda; bildirimi göndermeyen veya belirtilen süre dışında gönderen işverenler hakkında 5510 sayılı Kanunun 102 inci maddesinin birinci fıkrasının (i) bendine göre idari para cezası uygulanır.

2010 yılı SGK idari para cezalarını hatırlayalım (Md.102 /a –i fıkrasına ilişkin ceza tutarları)

KAMU İDARELERİ BANKALAR DÖNER SERMAYELİ KURULUŞLAR KANUNLA KURULMUŞ KURUM VE KURULUŞLAR İLE DİĞER GERÇEK VE TÜZEL KİŞİLERİN İSTENİLEN BİLGİ VE BELGELERİ VERMEMESİ DURUMUNDA UYGULANACAK İDARİ PARA CEZALARI

Kurum tarafından 5510 sayılı Kanunun 100. maddesi kapsamında istenen bilgi ve belgeleri belirlenen süre içinde mücbir sebep olmaksızın vermeyen kamu idareleri, bankalar, döner sermayeli kuruluşlar, kanunla kurulmuş kurum ve kuruluşlar ile diğer gerçek ve tüzel kişiler hakkında, aylık asgari ücretin beş katı tutarında, geç verilmesi halinde ise aylık asgari ücretin iki katı tutarında idari para cezası uygulanır.

İstenilen bilgi ve belgeleri vermeyenler asgari ücret x 5
İstenilen bilgi ve belgeleri geç verenler asgari ücret x 2

2010 ilk altı ay

Bilgi ve belge vermeyenler 3.645,00
Bilgi ve belgeyi geç verenler 1.458,00

2010 ikinci altı ay
Bilgi ve belge vermeyenler 3.802,50
Bilgi ve belgeyi geç verenler 1.521,00

Söylenecek pek fazla söz yok, SGK’da işin kolayını buldu. Prim olarak tahsil edemediği geliri ceza olarak tahsil etme çabasında.
Yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda meslek mensubu arkadaşlarımızın mükelleflerini bilgilendirmeleri ve mali takvimlerine “Çalışılmadığına Dair Bildirim Girişi” ibaresini eklemelerinde fayda var.
Uygulama ne zaman yürürlüğe girdi. Uygulama 12.05.2010 tarihi itibari ile yürürlüğe girmiştir.