16 Aralık 2009 Çarşamba
Bölge Çalışma Numaralarında Problem
Kurumun- Bölge çalışmanın verdiği numara ile internet sitesi http://www.calisma.gov.tr/ verdiği numaralar farklı çıkıyor ??
11 Aralık 2009 Cuma
5811 Vergi Barışı
5811 SAYILI KANUN İÇ GENELGESİ SIRA NO : 2009/2
Tarih
09/12/2009
Sayı
B.07.1.GİB.0.03.50/5048-
Kapsam
T.C.
MALİYE BAKANLIĞI
Gelir İdaresi Başkanlığı
Sayı : B.07.1.GİB.0.03.50/5048-
Konu :
5811 SAYILI BAZI VARLIKLARIN MİLLİ EKONOMİYE KAZANDIRILMASI HAKKINDA KANUN İÇ GENELGESİ
(Seri No: 2009/2)
.................... VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞINA
5811 sayılı Bazı Varlıkların Milli Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Kanun uyarınca yapılan bildirim veya beyanlar dışındaki diğer nedenlerle yapılacak vergi incelemeleri sonucunda, 31/12/2009 tarihinde zamanaşımına uğrayacak 2004 takvim yılına ilişkin olarak bulunan matrah farklarından anılan Kanun uyarınca bildirilen veya beyan edilen tutarların mahsup edilmesinin gerekmesi halinde, bu Kanunda yer alan Türkiye'ye transfer etme, sermayeye ekleme ve vadesinde ödeme şartlarının önem arz etmesi nedeniyle, ilgili yıla ilişkin matrah farklarından beyan edilen tutarların mahsubu işleminde ortaya çıkabilecek tereddütleri gidermek ve uygulama birliğini sağlamak amacıyla, aşağıdaki açıklamaların yapılması gerekli görülmüştür.
1. Yasal Düzenlemeler
5811 sayılı Kanunun 5917 sayılı Kanunla değişen 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında, gerçek veya tüzel kişilerce 1/6/2009 tarihi itibarıyla sahip olunan ve yurt dışında bulunan; para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ile varlığı kanaat verici bir belgeyle ispat edilen taşınmazların 30/9/2009 tarihine kadar Türk Lirası cinsinden rayiç bedelle banka veya aracı kuruma bildirileceği veya vergi dairelerine beyan edileceği, bu kıymetlerin, 213 sayılı Kanun uyarınca defter tutan mükellefler tarafından beyan tarihi itibarıyla kanuni defterlere kaydedilebileceği, bilanço esasına göre defter tutan mükelleflerin, bu Kanun hükümleri uyarınca kanuni defterlerine kaydettikleri kıymetler için pasifte özel fon hesabı açacakları, bu fon hesabının, sermayenin cüz'ü addolunacağı, sermayeye ilave dışında başka bir amaçla kullanılamayacağı, işletmenin tasfiye edilmesi halinde ise vergilendirilmeyeceği, serbest meslek kazanç defteri ile işletme hesabı esasına göre defter tutan mükelleflerin, söz konusu kıymetleri defterlerinde ayrıca gösterecekleri ve bu varlıkların dönem kazancının tespitinde dikkate alınmayacağı ifade edilmiştir.
Aynı maddenin ikinci fıkrasında, gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerince sahip olunan ve Türkiye'de bulunan ancak 1/6/2009 tarihi itibarıyla kanuni defter kayıtlarında işletmenin özkaynakları arasında yer almayan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ile taşınmazların 30/9/2009 tarihine kadar Türk Lirası cinsinden rayiç bedelle vergi dairelerine beyan edileceği, bilanço esasına göre defter tutan mükelleflerin, bu Kanun hükümlerine göre 213 sayılı Kanun uyarınca kanuni defterlerine, taşınmazlar dışındaki varlıklarını banka ve aracı kurumlardaki hesaplara yatırmak suretiyle kaydederek pasifte özel fon hesabı açacakları, bu fon hesabının, sermayenin cüz'ü addolunacağı ve beyan tarihinden itibaren altı ay içinde sermayeye ilave edileceği, serbest meslek kazanç defteri ile işletme hesabı esasına göre defter tutan mükelleflerin ise söz konusu kıymetleri defterlerinde ayrıca gösterecekleri ve bu varlıkların dönem kazancının tespitinde dikkate alınmayacağı belirtilmiştir.
Aynı maddenin beşinci fıkrasında ise, birinci ve ikinci fıkralar kapsamında bildirilen veya beyan edilen varlıklar nedeniyle 1/1/2008 tarihinden önceki dönemlere ilişkin hiçbir suretle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmayacağı ancak, diğer nedenlerle bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra başlayan 1/1/2008 tarihinden önceki dönemlere ilişkin vergi incelemeleri sonucu gelir, kurumlar ve katma değer vergisi yönünden tespit edilen matrah farkından, bu Kanun kapsamında beyan edilen tutarların, bu tutarlara ilişkin tarh edilen verginin vadesinde ödenmesi koşuluyla mahsup edilerek tarhiyat yapılacağı hükme bağlanmıştır.
Anılan Kanunun 4 üncü maddesine 5917 sayılı Kanunla eklenen birinci fıkrada yer alan yetkiye istinaden, Kanunun 3 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında belirtilen bildirim ve beyan süreleri, 29/9/2009 tarih ve 15456 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 31/12/2009 tarihine kadar (bu tarih dahil) uzatılmıştır.
Diğer taraftan, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 114 üncü maddesinin birinci fıkrasında, vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın başından başlayarak beş yıl içinde tarh ve mükellefe tebliğ edilmeyen vergilerin zamanaşımına uğrayacağı belirtilmiştir.
Aynı Kanunun 126 ncı maddesinde ise düzeltme zamanaşımı hükümlerine yer verilmiş olup 114 üncü maddede yazılı zamanaşımı süresi dolduktan sonra meydana çıkarılan vergi hatalarının düzeltilemeyeceği ifade edilmiş olup anılan maddenin (a) bendinde ise düzeltme zamanaşımının, zamanaşımı süresinin son yılı içinde tarh ve tebliğ edilen vergilerde hatanın yapıldığı tarihten başlayarak bir yıldan aşağı olamayacağı hükmü yer almaktadır.
2. 2004 takvim yılına ilişkin olarak yapılan vergi incelemeleri sonucu bulunan matrah farklarında mahsup uygulaması
31/12/2009 tarihinde zamanaşımına uğrayacak 2004 takvim yılına ilişkin olarak yapılan vergi incelemeleri sonucu bulunan matrah farklarından, 5811 sayılı Kanun uyarınca bildirilen veya beyan edilen tutarların mahsup edilmesinin gerekmesi halinde, söz konusu döneme ilişkin olarak düzenlenecek vergi inceleme raporlarında, öncelikle hakkında inceleme yapılan mükelleflerce 5811 sayılı Kanun kapsamında bildirim veya beyanda bulunulduğunun tespit edilmesi gerekmektedir. Aynı şekilde, yerine getirilmesi 31/12/2009 tarihi sonrasına sarkan,
- Bildirilen veya beyan edilen yurt dışı varlıkların Türkiye'ye transfer edilmesi,
- Beyan edilen yurt içi varlıklara ait fon hesabının sermayeye eklenmesi ile
- Bildirim veya beyanlar üzerine tarh edilen vergilerin vadesinde ödenmesi
şartları dışında, mahsup uygulaması için gerekli olan diğer şartların sağlanıp sağlanmadığı hususları da tespit edilecektir.
2004 hesap dönemine ilişkin olarak yapılan vergi incelemeleri sonucu bulunan matrah farklarından anılan Kanun kapsamında bildirilen veya beyan edilen varlıkların mahsubu için gerekli olan söz konusu şartların 31/12/2009 tarihi itibarıyla yerine getirilememiş olması halinde, bu şartlar gerçekleşmeden mahsup işleminin yapılması mümkün bulunmamaktadır.
Dolayısıyla, 2004 hesap dönemine ilişkin olarak düzenlenen vergi inceleme raporlarında önerilen matrah farkları üzerinden, 31/12/2009 tarihine kadar bahse konu şartları gerçekleştiremeyecek mükellefler hakkında 5811 sayılı Kanun uyarınca herhangi bir mahsup işlemi yapılmaksızın ilgili vergi dairesince gerekli tarhiyatların yapılarak vergilerin tahakkuk ettirilmesi gerekmektedir.
2.1. Yapılan tarhiyatlara ilişkin vergilerin kesinleşmesi durumunda mahsup işlemi
2004 hesap dönemine ilişkin olarak düzenlenen vergi inceleme raporlarına göre önerilen tarhiyatlar üzerine, vergi dairelerince herhangi bir mahsup işlemi yapılmaksızın tarh edilen vergilerin kesinleşmesi halinde,
- Anılan Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca bildirilen veya beyan edilen yurt dışı varlıkların süresi içinde Türkiye'ye transfer edilmesi ve aynı maddenin beşinci fıkrası hükmüne göre tarh edilen verginin vadesinde ödenmesi,
- Aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca beyan edilen varlıklara ilişkin özel fon hesabına alınan tutarların altı ay içinde sermayeye ilave edilmesi ve aynı maddenin beşinci fıkrası hükmüne göre tarh edilen verginin vadesinde ödenmesi
şartlarının gerçekleşmesine bağlı olarak 31/12/2009 tarihinden önce yapılan tarhiyatlar üzerine tarh edilen vergilerin 5811 sayılı Kanun uyarınca bildirilen veya beyan edilen tutarlara isabet eden kısmı, Vergi Usul Kanununun 126 ncı maddesinin (a) bendinde yer alan süre içinde ilgili vergi dairelerince anılan Kanunun düzeltme hükümlerine göre düzeltilecektir.
2.2. Tarhiyat öncesi uzlaşma talebinde bulunan mükelleflerde mahsup işlemi
2004 hesap dönemine ilişkin olarak düzenlenen vergi inceleme raporlarına göre önerilen tarhiyatlar üzerine, 3/2/1999 tarihli ve 23600 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Tarhiyat Öncesi Uzlaşma Yönetmeliğinin 9 uncu maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, mükelleflere tarhiyat öncesi uzlaşma talebinde bulunup bulunmadığı sorulmayacak ve tarhiyat öncesi uzlaşma talebinde bulunmaya davet edilmeyecek olup şartların sağlanamaması nedeniyle herhangi bir mahsup işlemi yapılmaksızın ilgili vergi dairelerince gerekli tarhiyatlar yapılacaktır.
Mahsup imkanından yararlanılabilmesi için gerekli olan şartların gerçekleşmesi durumunda 31/12/2009 tarihinden önce yapılan tarhiyatlar üzerine tarh edilen vergilerin 5811 sayılı Kanun uyarınca beyan edilen tutarlara isabet eden kısmı, Vergi Usul Kanununun 126 ncı maddesinin (a) bendinde yer alan süre içinde ilgili vergi dairelerince anılan Kanunun düzeltme hükümlerine göre düzeltilecektir.
2.3. Tarhiyat sonrası uzlaşma talebinde bulunan mükelleflerde mahsup işlemi
5811 sayılı Kanun uyarınca bildirim veya beyanda bulunan ve mahsup uygulamasından yararlanabilecek olan mükelleflerin tarhiyat sonrası uzlaşma talebinde bulunması halinde, mahsup imkanından yararlanılabilmesi için gerekli olan şartlar gerçekleşmeden herhangi bir mahsup uygulaması yapılamayacaktır.
Bu nedenle, bahse konu şartların gerçekleşeceği tarihe kadar tarhiyat sonrası uzlaşma taleplerinin ertelenmesi, mahsup imkanından yararlanılabilmesi için gerekli olan şartların gerçekleşmesine bağlı olarak İç Genelgenin "2.1" bölümünde yer alan açıklamalara göre düzeltme işleminin yapılması gerekmekte olup kalan matrah farkları üzerinden yapılan tarhiyatlar, tarhiyat sonrası uzlaşmaya konu edilebilecektir.
2.4. Yapılan tarhiyatların dava konusu yapılması durumunda mahsup işlemi
Söz konusu döneme ilişkin olarak düzenlenen vergi inceleme raporlarına göre önerilen tarhiyatlar üzerine, vergi dairelerince herhangi bir mahsup işlemi yapılmaksızın gerçekleştirilen tarhiyatların mükelleflerce dava konusu yapılması halinde, bahse konu şartların gerçekleşmesine bağlı olarak, mahkeme kararının kesinleşip kesinleşmediğine bakılmaksızın, bu İç Genelgenin
"2.1" bölümünde yer alan açıklamalara göre düzeltme işleminin yapılması gerekmektedir.
Bilgi edinilmesini ve gereğini rica ederim.
Mehmet KİLCİ
Gelir İdaresi Başkanı
Tarih
09/12/2009
Sayı
B.07.1.GİB.0.03.50/5048-
Kapsam
T.C.
MALİYE BAKANLIĞI
Gelir İdaresi Başkanlığı
Sayı : B.07.1.GİB.0.03.50/5048-
Konu :
5811 SAYILI BAZI VARLIKLARIN MİLLİ EKONOMİYE KAZANDIRILMASI HAKKINDA KANUN İÇ GENELGESİ
(Seri No: 2009/2)
.................... VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞINA
5811 sayılı Bazı Varlıkların Milli Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Kanun uyarınca yapılan bildirim veya beyanlar dışındaki diğer nedenlerle yapılacak vergi incelemeleri sonucunda, 31/12/2009 tarihinde zamanaşımına uğrayacak 2004 takvim yılına ilişkin olarak bulunan matrah farklarından anılan Kanun uyarınca bildirilen veya beyan edilen tutarların mahsup edilmesinin gerekmesi halinde, bu Kanunda yer alan Türkiye'ye transfer etme, sermayeye ekleme ve vadesinde ödeme şartlarının önem arz etmesi nedeniyle, ilgili yıla ilişkin matrah farklarından beyan edilen tutarların mahsubu işleminde ortaya çıkabilecek tereddütleri gidermek ve uygulama birliğini sağlamak amacıyla, aşağıdaki açıklamaların yapılması gerekli görülmüştür.
1. Yasal Düzenlemeler
5811 sayılı Kanunun 5917 sayılı Kanunla değişen 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında, gerçek veya tüzel kişilerce 1/6/2009 tarihi itibarıyla sahip olunan ve yurt dışında bulunan; para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ile varlığı kanaat verici bir belgeyle ispat edilen taşınmazların 30/9/2009 tarihine kadar Türk Lirası cinsinden rayiç bedelle banka veya aracı kuruma bildirileceği veya vergi dairelerine beyan edileceği, bu kıymetlerin, 213 sayılı Kanun uyarınca defter tutan mükellefler tarafından beyan tarihi itibarıyla kanuni defterlere kaydedilebileceği, bilanço esasına göre defter tutan mükelleflerin, bu Kanun hükümleri uyarınca kanuni defterlerine kaydettikleri kıymetler için pasifte özel fon hesabı açacakları, bu fon hesabının, sermayenin cüz'ü addolunacağı, sermayeye ilave dışında başka bir amaçla kullanılamayacağı, işletmenin tasfiye edilmesi halinde ise vergilendirilmeyeceği, serbest meslek kazanç defteri ile işletme hesabı esasına göre defter tutan mükelleflerin, söz konusu kıymetleri defterlerinde ayrıca gösterecekleri ve bu varlıkların dönem kazancının tespitinde dikkate alınmayacağı ifade edilmiştir.
Aynı maddenin ikinci fıkrasında, gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerince sahip olunan ve Türkiye'de bulunan ancak 1/6/2009 tarihi itibarıyla kanuni defter kayıtlarında işletmenin özkaynakları arasında yer almayan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ile taşınmazların 30/9/2009 tarihine kadar Türk Lirası cinsinden rayiç bedelle vergi dairelerine beyan edileceği, bilanço esasına göre defter tutan mükelleflerin, bu Kanun hükümlerine göre 213 sayılı Kanun uyarınca kanuni defterlerine, taşınmazlar dışındaki varlıklarını banka ve aracı kurumlardaki hesaplara yatırmak suretiyle kaydederek pasifte özel fon hesabı açacakları, bu fon hesabının, sermayenin cüz'ü addolunacağı ve beyan tarihinden itibaren altı ay içinde sermayeye ilave edileceği, serbest meslek kazanç defteri ile işletme hesabı esasına göre defter tutan mükelleflerin ise söz konusu kıymetleri defterlerinde ayrıca gösterecekleri ve bu varlıkların dönem kazancının tespitinde dikkate alınmayacağı belirtilmiştir.
Aynı maddenin beşinci fıkrasında ise, birinci ve ikinci fıkralar kapsamında bildirilen veya beyan edilen varlıklar nedeniyle 1/1/2008 tarihinden önceki dönemlere ilişkin hiçbir suretle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmayacağı ancak, diğer nedenlerle bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra başlayan 1/1/2008 tarihinden önceki dönemlere ilişkin vergi incelemeleri sonucu gelir, kurumlar ve katma değer vergisi yönünden tespit edilen matrah farkından, bu Kanun kapsamında beyan edilen tutarların, bu tutarlara ilişkin tarh edilen verginin vadesinde ödenmesi koşuluyla mahsup edilerek tarhiyat yapılacağı hükme bağlanmıştır.
Anılan Kanunun 4 üncü maddesine 5917 sayılı Kanunla eklenen birinci fıkrada yer alan yetkiye istinaden, Kanunun 3 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında belirtilen bildirim ve beyan süreleri, 29/9/2009 tarih ve 15456 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 31/12/2009 tarihine kadar (bu tarih dahil) uzatılmıştır.
Diğer taraftan, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 114 üncü maddesinin birinci fıkrasında, vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın başından başlayarak beş yıl içinde tarh ve mükellefe tebliğ edilmeyen vergilerin zamanaşımına uğrayacağı belirtilmiştir.
Aynı Kanunun 126 ncı maddesinde ise düzeltme zamanaşımı hükümlerine yer verilmiş olup 114 üncü maddede yazılı zamanaşımı süresi dolduktan sonra meydana çıkarılan vergi hatalarının düzeltilemeyeceği ifade edilmiş olup anılan maddenin (a) bendinde ise düzeltme zamanaşımının, zamanaşımı süresinin son yılı içinde tarh ve tebliğ edilen vergilerde hatanın yapıldığı tarihten başlayarak bir yıldan aşağı olamayacağı hükmü yer almaktadır.
2. 2004 takvim yılına ilişkin olarak yapılan vergi incelemeleri sonucu bulunan matrah farklarında mahsup uygulaması
31/12/2009 tarihinde zamanaşımına uğrayacak 2004 takvim yılına ilişkin olarak yapılan vergi incelemeleri sonucu bulunan matrah farklarından, 5811 sayılı Kanun uyarınca bildirilen veya beyan edilen tutarların mahsup edilmesinin gerekmesi halinde, söz konusu döneme ilişkin olarak düzenlenecek vergi inceleme raporlarında, öncelikle hakkında inceleme yapılan mükelleflerce 5811 sayılı Kanun kapsamında bildirim veya beyanda bulunulduğunun tespit edilmesi gerekmektedir. Aynı şekilde, yerine getirilmesi 31/12/2009 tarihi sonrasına sarkan,
- Bildirilen veya beyan edilen yurt dışı varlıkların Türkiye'ye transfer edilmesi,
- Beyan edilen yurt içi varlıklara ait fon hesabının sermayeye eklenmesi ile
- Bildirim veya beyanlar üzerine tarh edilen vergilerin vadesinde ödenmesi
şartları dışında, mahsup uygulaması için gerekli olan diğer şartların sağlanıp sağlanmadığı hususları da tespit edilecektir.
2004 hesap dönemine ilişkin olarak yapılan vergi incelemeleri sonucu bulunan matrah farklarından anılan Kanun kapsamında bildirilen veya beyan edilen varlıkların mahsubu için gerekli olan söz konusu şartların 31/12/2009 tarihi itibarıyla yerine getirilememiş olması halinde, bu şartlar gerçekleşmeden mahsup işleminin yapılması mümkün bulunmamaktadır.
Dolayısıyla, 2004 hesap dönemine ilişkin olarak düzenlenen vergi inceleme raporlarında önerilen matrah farkları üzerinden, 31/12/2009 tarihine kadar bahse konu şartları gerçekleştiremeyecek mükellefler hakkında 5811 sayılı Kanun uyarınca herhangi bir mahsup işlemi yapılmaksızın ilgili vergi dairesince gerekli tarhiyatların yapılarak vergilerin tahakkuk ettirilmesi gerekmektedir.
2.1. Yapılan tarhiyatlara ilişkin vergilerin kesinleşmesi durumunda mahsup işlemi
2004 hesap dönemine ilişkin olarak düzenlenen vergi inceleme raporlarına göre önerilen tarhiyatlar üzerine, vergi dairelerince herhangi bir mahsup işlemi yapılmaksızın tarh edilen vergilerin kesinleşmesi halinde,
- Anılan Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca bildirilen veya beyan edilen yurt dışı varlıkların süresi içinde Türkiye'ye transfer edilmesi ve aynı maddenin beşinci fıkrası hükmüne göre tarh edilen verginin vadesinde ödenmesi,
- Aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca beyan edilen varlıklara ilişkin özel fon hesabına alınan tutarların altı ay içinde sermayeye ilave edilmesi ve aynı maddenin beşinci fıkrası hükmüne göre tarh edilen verginin vadesinde ödenmesi
şartlarının gerçekleşmesine bağlı olarak 31/12/2009 tarihinden önce yapılan tarhiyatlar üzerine tarh edilen vergilerin 5811 sayılı Kanun uyarınca bildirilen veya beyan edilen tutarlara isabet eden kısmı, Vergi Usul Kanununun 126 ncı maddesinin (a) bendinde yer alan süre içinde ilgili vergi dairelerince anılan Kanunun düzeltme hükümlerine göre düzeltilecektir.
2.2. Tarhiyat öncesi uzlaşma talebinde bulunan mükelleflerde mahsup işlemi
2004 hesap dönemine ilişkin olarak düzenlenen vergi inceleme raporlarına göre önerilen tarhiyatlar üzerine, 3/2/1999 tarihli ve 23600 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Tarhiyat Öncesi Uzlaşma Yönetmeliğinin 9 uncu maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, mükelleflere tarhiyat öncesi uzlaşma talebinde bulunup bulunmadığı sorulmayacak ve tarhiyat öncesi uzlaşma talebinde bulunmaya davet edilmeyecek olup şartların sağlanamaması nedeniyle herhangi bir mahsup işlemi yapılmaksızın ilgili vergi dairelerince gerekli tarhiyatlar yapılacaktır.
Mahsup imkanından yararlanılabilmesi için gerekli olan şartların gerçekleşmesi durumunda 31/12/2009 tarihinden önce yapılan tarhiyatlar üzerine tarh edilen vergilerin 5811 sayılı Kanun uyarınca beyan edilen tutarlara isabet eden kısmı, Vergi Usul Kanununun 126 ncı maddesinin (a) bendinde yer alan süre içinde ilgili vergi dairelerince anılan Kanunun düzeltme hükümlerine göre düzeltilecektir.
2.3. Tarhiyat sonrası uzlaşma talebinde bulunan mükelleflerde mahsup işlemi
5811 sayılı Kanun uyarınca bildirim veya beyanda bulunan ve mahsup uygulamasından yararlanabilecek olan mükelleflerin tarhiyat sonrası uzlaşma talebinde bulunması halinde, mahsup imkanından yararlanılabilmesi için gerekli olan şartlar gerçekleşmeden herhangi bir mahsup uygulaması yapılamayacaktır.
Bu nedenle, bahse konu şartların gerçekleşeceği tarihe kadar tarhiyat sonrası uzlaşma taleplerinin ertelenmesi, mahsup imkanından yararlanılabilmesi için gerekli olan şartların gerçekleşmesine bağlı olarak İç Genelgenin "2.1" bölümünde yer alan açıklamalara göre düzeltme işleminin yapılması gerekmekte olup kalan matrah farkları üzerinden yapılan tarhiyatlar, tarhiyat sonrası uzlaşmaya konu edilebilecektir.
2.4. Yapılan tarhiyatların dava konusu yapılması durumunda mahsup işlemi
Söz konusu döneme ilişkin olarak düzenlenen vergi inceleme raporlarına göre önerilen tarhiyatlar üzerine, vergi dairelerince herhangi bir mahsup işlemi yapılmaksızın gerçekleştirilen tarhiyatların mükelleflerce dava konusu yapılması halinde, bahse konu şartların gerçekleşmesine bağlı olarak, mahkeme kararının kesinleşip kesinleşmediğine bakılmaksızın, bu İç Genelgenin
"2.1" bölümünde yer alan açıklamalara göre düzeltme işleminin yapılması gerekmektedir.
Bilgi edinilmesini ve gereğini rica ederim.
Mehmet KİLCİ
Gelir İdaresi Başkanı
Kod uygulaması ile ilgili özellikler
Veysi Seviğ
KOD uygulaması ile ilgili özellikler
11.12.2009 Veysi Seviğ
İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı geçen hafta içerisinde KOD uygulaması ile ilgili bir açıklama yapmıştır. Bu açıklamaya göre:
* Sahte belge düzenleyen mükelleflerden alışları olanlar düzeltme beyannamesi vermek suretiyle söz konusu alışlarını Katma Değer Vergisi indirimlerinden çıkartacaklardır. Bu bağlamda düzeltme beyannamesinin verilmemesi durumunda, olumsuz alışlara ilişkin Katma Değer Vergisi'nin 4 katı tutarında teminat verilmesi koşuluyla genel esaslara dönüş sağlanabilecektir.
Diğer yandan olumsuz alışın dönemi zamanaşımına uğramışsa, mükellefin müteselsil sorumluluğu bulunmamaktadır. Diğer yandan söz konusu alışlar için Katma Değer Vergisi tevkifatı yapılmış ve vergi dairesine ödenmiş ise tevkifat yapılan alışlardan dolayı da mükellefin müteselsil sorumluluğu olmayacaktır.
* Sahte belge kullanan mükelleflerden alışlarda ise bu alışların banka yoluyla ya da Türk Ticaret Yasası'nda belirtilen çeklerle yapılmış olduğunun vergi dairesine belgelendirilmesi durumunda, alış yapan mükellefin müteselsil sorumluluğu aranmayacaktır. Buna karşılık banka yoluyla ya da çekle yapılmamış olan ödemeler için düzeltme beyannamesi verilerek bu alışlar için ödenen Katma Değer Vergilerinin indirimden çıkartılması gerekmektedir.
Olumsuz alış dönemleri zamanaşımına uğramış ise müteselsil sorumluluktan bahis edilmeyecektir.
Diğer yandan sahte belge kullanan firmanın genel esaslara dönmesi yani hakkındaki olumsuzluğun kalkması durumunda da bu firmadan alış yapanların müteselsil sorumluluğu kalkmış sayılacaktır.
Söz konusu alışlar için Katma Değer Vergisi tevkifatı yapılmış ve vergi dairesine ödenmiş ise tevkifat yapılan alışlardan dolayı mükelleflerin müteselsil sorumluluğu aranmayacaktır.
* Adresinde bulunmayan veya mükellefiyeti resen kapatılan mükelleflerden alışlarda, adresinde bulunmama veya mükellefiyetin kapatıldığı dönemden önceki dönemler için yani mükellefin faal olduğu dönemlerde yapılan alışlar için herhangi bir sorumluluk yoktur. Mükelleflerin bu durumu vergi dairelerine açıklamaları gerekmektedir.
Adresinde bulunulmadığı veya mükellefiyetin kapatıldığı dönemlere ilişkin söz konusu alışlar için düzeltme beyannamesi vermek suretiyle Katma Değer Vergisi indirimlerden çıkarılabilir. Düzeltme beyannamesi verilmesi durumunda, olumsuz alışlara ilişkin Katma Değer Vergisi'nin 4 katı tutarında teminat verilerek genel esaslara dönüş sağlanabilecektir.
Olumsuz alışın dönemi zamanaşımına uğramışsa, mükelleflerin müteselsil sorumluluğu yoktur.
Diğer yandan söz konusu alışlar için Katma Değer Vergisi tevkifatı yapılmış ve vergi dairesine ödenmiş ise tevkifat yapılan alışlardan dolayı mükellefin müteselsil sorumluluğu aranmayacaktır.
* Defter ve belgelerini inceleme elamanına ibra etmeyen mükelleflerden alışlar için defter, belge ibraz edilmeyen dönemlerdeki alışların banka yoluyla ya da Türk Ticaret Yasası'nda belirtilen çeklerle yapılmış olduğunun vergi dairesine belgelendirilmesi durumunda, alış yapan mükellefin müteselsil sorumluluğu bulunmamaktadır.
Ödemelerin, banka yoluyla ya da çekle yapılmamış olması durumunda, söz konusu alışlar için düzeltme beyannamesi vermek suretiyle Katma Değer Vergisi indirimlerinden çıkartılması mümkündür.
Defter ve belge ibraz etmeyen mükellefler hakkında olumsuzluk kalkarsa, bu durumun ayrıca vergi dairesine bildirilmesi gerekir.
Olumsuz alışın dönemi zamanaşımına uğramışsa, mükellefin müteselsil sorumluluğu aranmayacaktır.
Diğer yandan, söz konusu alışlar için Katma Değer Vergisi tevkifatı yapılmış ve vergi dairesine ödenmiş ise tevkifat yapılan alışlardan dolayı mükellefin müteselsil sorumluluğu olmayacaktır.
Ancak uygulamada yaşanan birçok olayda alıcıların, fatura bedelini çek keşide etmek veya banka havalesi ile ödemelerine rağmen, bu durumları dikkate alınmamaktadır.
Oluşan yargı kararına göre de "Alış faturalarının büyük bir bölümünün müşteri çekleriyle veya internet üzerinden banka havalesiyle yapılmış olmasının, Katma Değer Vergisi indiriminde kullanılan faturaların gerçek mal alışlarına ilişkin olduğu"nu göstermektedir. (Danıştay 4. Daire E. No: 2008/8784.K.No: 2009/1974, karar için bakınız: Yaklaşım Dergisi Sayı No: 204)
Uygulamada KOD'a alınmaları nedeniyle birçok ticari faaliyet sahibi zor durumdadır. Özellikle kendilerinden mal aldıkları yükümlülerin, bilahare KOD'a alınanların sayısı her geçen gün artmaktadır.
Alışları nedeniyle vergi dairelerine davet edilen vergi mükelleflerine bazı hallerde kendilerine KOD'a alınmış bulunan kişi ve/veya kurumlardan alış yaptıkları bildirilerek, bu alışları ile ilgili faturalar üzerinde gösterilen Katma Değer Vergilerini düzeltme beyannamesi vererek indirimden çıkartmaları istenmekte olup, bu isteme uymayanlarda KOD'a alınmaktadır.
http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=133870&YZR_KOD=157
KOD uygulaması ile ilgili özellikler
11.12.2009 Veysi Seviğ
İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı geçen hafta içerisinde KOD uygulaması ile ilgili bir açıklama yapmıştır. Bu açıklamaya göre:
* Sahte belge düzenleyen mükelleflerden alışları olanlar düzeltme beyannamesi vermek suretiyle söz konusu alışlarını Katma Değer Vergisi indirimlerinden çıkartacaklardır. Bu bağlamda düzeltme beyannamesinin verilmemesi durumunda, olumsuz alışlara ilişkin Katma Değer Vergisi'nin 4 katı tutarında teminat verilmesi koşuluyla genel esaslara dönüş sağlanabilecektir.
Diğer yandan olumsuz alışın dönemi zamanaşımına uğramışsa, mükellefin müteselsil sorumluluğu bulunmamaktadır. Diğer yandan söz konusu alışlar için Katma Değer Vergisi tevkifatı yapılmış ve vergi dairesine ödenmiş ise tevkifat yapılan alışlardan dolayı da mükellefin müteselsil sorumluluğu olmayacaktır.
* Sahte belge kullanan mükelleflerden alışlarda ise bu alışların banka yoluyla ya da Türk Ticaret Yasası'nda belirtilen çeklerle yapılmış olduğunun vergi dairesine belgelendirilmesi durumunda, alış yapan mükellefin müteselsil sorumluluğu aranmayacaktır. Buna karşılık banka yoluyla ya da çekle yapılmamış olan ödemeler için düzeltme beyannamesi verilerek bu alışlar için ödenen Katma Değer Vergilerinin indirimden çıkartılması gerekmektedir.
Olumsuz alış dönemleri zamanaşımına uğramış ise müteselsil sorumluluktan bahis edilmeyecektir.
Diğer yandan sahte belge kullanan firmanın genel esaslara dönmesi yani hakkındaki olumsuzluğun kalkması durumunda da bu firmadan alış yapanların müteselsil sorumluluğu kalkmış sayılacaktır.
Söz konusu alışlar için Katma Değer Vergisi tevkifatı yapılmış ve vergi dairesine ödenmiş ise tevkifat yapılan alışlardan dolayı mükelleflerin müteselsil sorumluluğu aranmayacaktır.
* Adresinde bulunmayan veya mükellefiyeti resen kapatılan mükelleflerden alışlarda, adresinde bulunmama veya mükellefiyetin kapatıldığı dönemden önceki dönemler için yani mükellefin faal olduğu dönemlerde yapılan alışlar için herhangi bir sorumluluk yoktur. Mükelleflerin bu durumu vergi dairelerine açıklamaları gerekmektedir.
Adresinde bulunulmadığı veya mükellefiyetin kapatıldığı dönemlere ilişkin söz konusu alışlar için düzeltme beyannamesi vermek suretiyle Katma Değer Vergisi indirimlerden çıkarılabilir. Düzeltme beyannamesi verilmesi durumunda, olumsuz alışlara ilişkin Katma Değer Vergisi'nin 4 katı tutarında teminat verilerek genel esaslara dönüş sağlanabilecektir.
Olumsuz alışın dönemi zamanaşımına uğramışsa, mükelleflerin müteselsil sorumluluğu yoktur.
Diğer yandan söz konusu alışlar için Katma Değer Vergisi tevkifatı yapılmış ve vergi dairesine ödenmiş ise tevkifat yapılan alışlardan dolayı mükellefin müteselsil sorumluluğu aranmayacaktır.
* Defter ve belgelerini inceleme elamanına ibra etmeyen mükelleflerden alışlar için defter, belge ibraz edilmeyen dönemlerdeki alışların banka yoluyla ya da Türk Ticaret Yasası'nda belirtilen çeklerle yapılmış olduğunun vergi dairesine belgelendirilmesi durumunda, alış yapan mükellefin müteselsil sorumluluğu bulunmamaktadır.
Ödemelerin, banka yoluyla ya da çekle yapılmamış olması durumunda, söz konusu alışlar için düzeltme beyannamesi vermek suretiyle Katma Değer Vergisi indirimlerinden çıkartılması mümkündür.
Defter ve belge ibraz etmeyen mükellefler hakkında olumsuzluk kalkarsa, bu durumun ayrıca vergi dairesine bildirilmesi gerekir.
Olumsuz alışın dönemi zamanaşımına uğramışsa, mükellefin müteselsil sorumluluğu aranmayacaktır.
Diğer yandan, söz konusu alışlar için Katma Değer Vergisi tevkifatı yapılmış ve vergi dairesine ödenmiş ise tevkifat yapılan alışlardan dolayı mükellefin müteselsil sorumluluğu olmayacaktır.
Ancak uygulamada yaşanan birçok olayda alıcıların, fatura bedelini çek keşide etmek veya banka havalesi ile ödemelerine rağmen, bu durumları dikkate alınmamaktadır.
Oluşan yargı kararına göre de "Alış faturalarının büyük bir bölümünün müşteri çekleriyle veya internet üzerinden banka havalesiyle yapılmış olmasının, Katma Değer Vergisi indiriminde kullanılan faturaların gerçek mal alışlarına ilişkin olduğu"nu göstermektedir. (Danıştay 4. Daire E. No: 2008/8784.K.No: 2009/1974, karar için bakınız: Yaklaşım Dergisi Sayı No: 204)
Uygulamada KOD'a alınmaları nedeniyle birçok ticari faaliyet sahibi zor durumdadır. Özellikle kendilerinden mal aldıkları yükümlülerin, bilahare KOD'a alınanların sayısı her geçen gün artmaktadır.
Alışları nedeniyle vergi dairelerine davet edilen vergi mükelleflerine bazı hallerde kendilerine KOD'a alınmış bulunan kişi ve/veya kurumlardan alış yaptıkları bildirilerek, bu alışları ile ilgili faturalar üzerinde gösterilen Katma Değer Vergilerini düzeltme beyannamesi vererek indirimden çıkartmaları istenmekte olup, bu isteme uymayanlarda KOD'a alınmaktadır.
http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=133870&YZR_KOD=157
10 Aralık 2009 Perşembe
Şevket TEZEL (sevtezel@hotmail.com)
Sözcü Gazetesi: Aynı Anda Hem SSK’lı Hem Bağ-Kur’lu Olabilir miyim?
ÇALIŞANLARIN SÖZCÜ'SÜ
Aynı Anda Hem SSK’lı Hem Bağ-Kur’lu Olabilir miyim?
Soru: Bireysel olarak iki ortak birlikte çalışıyoruz. Ben başka bir şirkette iş başı yapmak üzere anlaştım ve orada SSK'lı olarak görev almam gerekiyor. Serbest işimi de bırakmak istemiyorum. Bu durumda hem Bağ-Kur’lu hem de SSK'lı olarak çalışabilir miyim? Yoksa Bağ-Kur’dan çıkmam mı gerek? Serbest işimi devretmeli miyim? Fuat EROL
Cevap: SSK’lı olarak çalışmaya başladığınızda şirket ortaklığından kaynaklanan Bağ-Kur sigortalılığınızın sona ermesi gerekmiyor. SSK’lı olarak çalıştığınız işyeri de sizi sigortasız çalıştıramayacağından normal primlerinizi ödeyecek. Yani aynı anda hem Bağ-Kur’lu hem de SSK’lı olabilirseniz de emekliliğiniz açısından çakışma döneminde Bağ-Kur’luluğunuz geçerli olur ve adınıza SSK’ya ödenen primleri Bağ-Kur prim borcunuza saydırabilirsiniz. Fakat şirket ortaklığınızı devrederseniz Bağ-Kur kaydınızı kapatarak emeklilik açısından SSK’lılığınıza geçerlilik sağlayabilirsiniz. 26.11.2009
Sözcü Gazetesi: Aynı Anda Hem SSK’lı Hem Bağ-Kur’lu Olabilir miyim?
ÇALIŞANLARIN SÖZCÜ'SÜ
Aynı Anda Hem SSK’lı Hem Bağ-Kur’lu Olabilir miyim?
Soru: Bireysel olarak iki ortak birlikte çalışıyoruz. Ben başka bir şirkette iş başı yapmak üzere anlaştım ve orada SSK'lı olarak görev almam gerekiyor. Serbest işimi de bırakmak istemiyorum. Bu durumda hem Bağ-Kur’lu hem de SSK'lı olarak çalışabilir miyim? Yoksa Bağ-Kur’dan çıkmam mı gerek? Serbest işimi devretmeli miyim? Fuat EROL
Cevap: SSK’lı olarak çalışmaya başladığınızda şirket ortaklığından kaynaklanan Bağ-Kur sigortalılığınızın sona ermesi gerekmiyor. SSK’lı olarak çalıştığınız işyeri de sizi sigortasız çalıştıramayacağından normal primlerinizi ödeyecek. Yani aynı anda hem Bağ-Kur’lu hem de SSK’lı olabilirseniz de emekliliğiniz açısından çakışma döneminde Bağ-Kur’luluğunuz geçerli olur ve adınıza SSK’ya ödenen primleri Bağ-Kur prim borcunuza saydırabilirsiniz. Fakat şirket ortaklığınızı devrederseniz Bağ-Kur kaydınızı kapatarak emeklilik açısından SSK’lılığınıza geçerlilik sağlayabilirsiniz. 26.11.2009
Sigortalılık hallerinin çakışması
SOSYAL SİGORTA İŞLEMLERİ YÖNETMELİĞİ
Resmi Gazete No: 26981
Resmi Gazete Tarihi :28/08/2008
Sigortalılık hâllerinin birleşmesi veya çakışması
MADDE 27 – (1) Sigortalının, Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde yer alan sigortalılık hâllerinden birden fazlasına aynı anda tabi olmasını gerektirecek şekilde çalışması hâlinde; öncelikle aynı maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında, (c) bendi kapsamında çalışması yoksa ilk önce başlayan sigortalılık ilişkisi esas alınarak sigortalı sayılır. Bu sigortalılık hâli kesintiye uğrayıncaya kadar sigortalılık devam ettirilir. Kesintiye uğraması hâlinde, sonra başlayan sigortalılık hâli devreye girer. Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sayılanlar, kendilerine ait veya ortak oldukları işyerlerinden, Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fırkasının (a) bendi kapsamında sigortalı bildirilemezler.
(2) Sigortalının, Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde yer alan sigortalılık hâlleri ile 5 inci maddenin (a) ve (e) bentlerine tabi sigortalılık hâllerinin çakışması hâlinde, Kanunun 4 üncü madde kapsamında sigortalı sayılır ve birinci fıkra hükmü uygulanır.
(3) Sigortalının, bu madde hükmüne göre sigortalı sayılması gereken sigortalılık hâlinden başka bir sigortalılık hâli için prim ödemiş olması durumunda, ödenen primler birinci fıkraya göre esas alınan sigortalılık hâli için ödenmiş ve esas alınan sigortalılık hâlinde geçmiş kabul edilir.
(4) Bu maddede belirtilen statü değişikliklerinde, bu Yönetmeliğin 14 üncü maddesinde belirtilen sigortalılığın sona erdiği tarihi takip eden günden itibaren, yeni statüye göre hak ve yükümlülükler başlar.
Resmi Gazete No: 26981
Resmi Gazete Tarihi :28/08/2008
Sigortalılık hâllerinin birleşmesi veya çakışması
MADDE 27 – (1) Sigortalının, Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde yer alan sigortalılık hâllerinden birden fazlasına aynı anda tabi olmasını gerektirecek şekilde çalışması hâlinde; öncelikle aynı maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında, (c) bendi kapsamında çalışması yoksa ilk önce başlayan sigortalılık ilişkisi esas alınarak sigortalı sayılır. Bu sigortalılık hâli kesintiye uğrayıncaya kadar sigortalılık devam ettirilir. Kesintiye uğraması hâlinde, sonra başlayan sigortalılık hâli devreye girer. Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sayılanlar, kendilerine ait veya ortak oldukları işyerlerinden, Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fırkasının (a) bendi kapsamında sigortalı bildirilemezler.
(2) Sigortalının, Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde yer alan sigortalılık hâlleri ile 5 inci maddenin (a) ve (e) bentlerine tabi sigortalılık hâllerinin çakışması hâlinde, Kanunun 4 üncü madde kapsamında sigortalı sayılır ve birinci fıkra hükmü uygulanır.
(3) Sigortalının, bu madde hükmüne göre sigortalı sayılması gereken sigortalılık hâlinden başka bir sigortalılık hâli için prim ödemiş olması durumunda, ödenen primler birinci fıkraya göre esas alınan sigortalılık hâli için ödenmiş ve esas alınan sigortalılık hâlinde geçmiş kabul edilir.
(4) Bu maddede belirtilen statü değişikliklerinde, bu Yönetmeliğin 14 üncü maddesinde belirtilen sigortalılığın sona erdiği tarihi takip eden günden itibaren, yeni statüye göre hak ve yükümlülükler başlar.
Pazartesi günü işe giriş
SGK Bilgi Bankası
Soru Numarası :292
Cevaplanma Tarihi :05.02.2009
· Soru
· İşe girişi tarihi, pazartesi (hafta başı) gününe rastlarsa, aynı gün giriş verebilir miyim?
· Cevap
· Pazartesi günü, hafta başı olduğu için aynı gün işe giriş yapabilirsiniz. Aksi takdirde, aynı gün işe giriş sadece inşaat sektörü için geçerlidir.
·
© 2009, T.C.Sosyal Güvenlik Kurumu.
Soru Numarası :292
Cevaplanma Tarihi :05.02.2009
· Soru
· İşe girişi tarihi, pazartesi (hafta başı) gününe rastlarsa, aynı gün giriş verebilir miyim?
· Cevap
· Pazartesi günü, hafta başı olduğu için aynı gün işe giriş yapabilirsiniz. Aksi takdirde, aynı gün işe giriş sadece inşaat sektörü için geçerlidir.
·
© 2009, T.C.Sosyal Güvenlik Kurumu.
İşe giriş bildirgesi - Düzeltme
SGK Bilgi Bankası
Soru Numarası :291
Cevaplanma Tarihi :05.02.2009
· Soru
· İşe giriş bildirgesi doldururken yanlışlık yaptım. Yani ../../2009 tarihinde vermem gereken işe girişi ../../2008 tarihi olarak geriye dönük vermişim. Bu işlemi nasıl düzeltebilirim?
· Cevap
· İşe giriş tarihinin düzeltilmesi için; hatalı işe girişin dökümü ve düzeltme dilekçesi ile işyerinin bağlı olduğu SGK İl veya SGK Müdürlüğüne başvurmanız gerekmektedir.
© 2009, T.C.Sosyal Güvenlik Ku
Soru Numarası :291
Cevaplanma Tarihi :05.02.2009
· Soru
· İşe giriş bildirgesi doldururken yanlışlık yaptım. Yani ../../2009 tarihinde vermem gereken işe girişi ../../2008 tarihi olarak geriye dönük vermişim. Bu işlemi nasıl düzeltebilirim?
· Cevap
· İşe giriş tarihinin düzeltilmesi için; hatalı işe girişin dökümü ve düzeltme dilekçesi ile işyerinin bağlı olduğu SGK İl veya SGK Müdürlüğüne başvurmanız gerekmektedir.
© 2009, T.C.Sosyal Güvenlik Ku
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)