http://archive.ismmmo.org.tr/docs/malicozum/59MaliCozum/17%20-%2059%20RESUL%20KURT.doc
YILLIK ÜCRETLİ İZİNDE
UYGULAMA SORUNLARI
Resul KURT
Sigorta Müfettişi
Cahit EVCİL
Sigorta Müfettişi
GİRİŞ
Çalışma hayatında çalışanların motivasyonunu artırmanın en önemli yollarından birisi de dinlenme ihtiyaçlarının karşılanmasıdır. Anayasamızın 49 ve 50. maddelerinde, çalışmanın herkesin hakkı, dinlemenin de çalışanların hakkı olduğu belirtilmiştir. 1475 sayılı İş Kanunu kapsamına giren işyerlerinde çalışan işçilerden işyerine girdiği günden başlayarak, deneme süresi de içinde olmak üzere en az bir yıl çalışmış olanlara işyerindeki kıdemlerine göre Yıllık ücretli izin verilmektedir.
Bu yazıda yıllık ücretli izin uygulamalarında sık karşılaşılan sorunlar açıklanmaya çalışılmıştır.
I. YILLIK ÜCRETLİ İZNE HAK KAZANILMASI
1475 sayılı İş Kanunu kapsamına giren işyerlerinde çalışan işçilerden işyerine girdiği günden başlayarak, deneme süresi de içinde olmak üzere en az bir yıl çalışmış olanlara işyerindeki kıdemlerine göre Yıllık ücretli izin verilmektedir. İşçinin işyerine giriş tarihinden itibaren deneme süresi de dahil olmak üzere, her çalışma yılını tamamlaması halinde o yıla ilişkin ücretli izne hak kazanılmaktadır. Bir yıldan az süre için orantılı olarak yıllık ücretli izin hakkı doğmamaktadır. Yıllık ücretli izin hakkından vazgeçilemez. Tarafların rızası olsa bile, yıllık izin hakkı ortadan kaldırılamaz. Aşağıdaki süreler yıllık ücretli izin hakkının hesabında çalışılmış gibi sayılır:
► İşçinin uğradığı kaza veya tutulduğu hastalıktan ötürü işine gidemediği günler,
►Kadın işçilerin doğumdan önce ve sonra çalıştırılmadıkları günler,
►İşçinin muvazzaf askerlik hizmeti dışında manevra veya herhangi bir kanundan dolayı ödevlendirilmesi sırasında işine gidemediği günler; (Bu sürenin yılda 90 günden fazlası sayılmaz.)
►Çalışmakta olduğu işyerinde, zorlayıcı sebepler yüzünden işin aralıksız bir haftadan çok tatil edilmesi sonucu olarak işçinin çalışmadan geçirdiği zamanın 15 günü, (İşçinin yeniden işe başlaması şartiyle)
►1475 sayılı iş Kanunu’nun 62. maddesinde düzenlenen aşağıdaki süreler,
· Madenlerde, taş ocaklarında, yahut her ne çeşit olursa olsun yeraltında veya su altında çalışılacak işlerde işçilerin kuyulara, dehlizlere veya asıl çalışma yerlerine inmeleri veya girmeleri ve bu yerlerden çıkmaları için gereken süreler,
· İşçilerin işveren tarafından işyerlerinden başka bir yerde çalıştırılmak üzere gönderilmeleri halinde yolda geçen süreler,
· İşçinin, işinde ve işverenin her an buyruğuna hazır bir halde bulunmakla beraber çalıştırılmaksızın ve çıkacak işi bekleyerek boş geçirdiği süreler,
· İşçinin, işveren tarafından başka bir yere gönderilmesi veya işveren evinde veya bürosunda yahut işverenle ilgili herhangi bir yerde meşgul edilmesi suretiyle asıl işini yapmaksızın geçirdiği süreler,
· Emzikli kadın işçilerin çocuklarına süt verme için belirtilecek süreler,
· Demiryolları ve sair yollar ve köprülerin yapılması, muhafazası yahut tamir ve tadili gibi işlerde vaki olduğu veçhile, işçilerin ikamet ettikleri mevkilerden uzak bir mesafede bulunan işyerlerine hep birlikte nakledilmeleri icap eden her türlü işlerde bunların toplu ve mukannen surette götürülüp getirilmeleri esnasında geçen süreler,
►Hafta tatili, ulusal bayram, genel tatil günleri,
►3153 sayılı Kanuna dayanılarak çıkarılan tüzüğe göre röntgen muayenehanelerinde çalışanlara pazardan başka verilmesi gereken yarım günlük izinler,
►İşçilerin uzlaştırma toplantılarına katılmaları, hakem kurullarında bulunmaları, bu kurullarda işçi temsilciliği görevlerini yapmaları, çalışma hayatı ile ilgili mevzuata göre kurulan meclis, kurul, komisyon ve toplantılara yahut işçilik konuları ile ilgili milletlerarası teşekküllerin konferans, kongre veya komitelerine işçi veya sendika temsilcisi olarak katılmaları sebebiyle işlerine devam edemedikleri günler,
►İşçilerin evlenmelerinde üç güne kadar, ana veya babalarının, eşlerinin, kardeş veya çocuklarının ölümünde iki güne kadar verilecek izinler,
►İşveren tarafından verilen öbür izinler,
►Bu kanunun uygulanması sonucu olarak işçiye verilmiş bulunan yıllık ücretli izin süresi,
Yıllık ücretli izin hakkının hesabında çalışılmış gibi değerlendirilecektir.
Ancak hizmet akdinin askıda kaldığı; grevde geçen süreler, izinsiz ve mazeretsiz devamsızlık süreleri, kadın işçinin 70. madde gereğince doğumdan sonraki altı haftadan sonra altı aya kadar kullanabileceği ücretsiz izin süreleri yıllık iznin hesabında çalışılmış gibi sayılmaz. Yıllık izne hak kazanmak için işçilerin ayrıca bu süreler kadar daha çalışması gerekir. Kadın işçilerin, doğumdan önce ve sonra çalıştırılmadıkları günler altışar hafta olarak sınırlandırılmasına rağmen, kadın işçinin sağlık durumuna veya işin özelliğine göre doktor raporuyla bu sürelerin uzaması halinde, uzatılmış bu sürelerde yıllık ücretli iznin hesabında çalışılmış gibi değerlendirilecektir.[1]
II. YILLIK ÜCRETLİ İZİN SÜRELERİNİN HESAPLANMASI
Yıllık ücretli izin kullandırılmasında iki kriter göz önünde bulundurulmaktadır. Bunlar işçinin hizmet süresi ve işçinin yaşıdır. Aynı işverenin bir veya çeşitli işyerlerinde çalıştıkları süreler göz önüne alınarak hizmet süresi;
►Bir yıldan beş yıla kadar olanlara yılda 12 iş günü,
►Beş yıldan fazla ve onbeş yıldan az olanlara yılda 18 iş günü,
►Onbeş yıl ve daha fazla olanlara yılda 24 iş günü,
Yıllık ücretli izin verilmesi gerekmektedir. Bu süreler toplu iş sözleşmeleri ve hizmet akitleri ile artırılabilmektedir. Ancak 18 ve daha küçük yaştaki işçilere verilecek yıllık ücretli izin 18 günden az olamayacaktır.
İşveren tarafından yıl içinde verilmiş bulunan başka ücretli ve ücretsiz izinler ile dinlenme ve hastalık izinleri yıllık izne mahsup edilemez. Yıllık ücretli izinle ilgili sürelerde, iş günü dikkate alınmaktadır. Bu nedenle, yıllık ücretli izin günlerinin hesabında izin süresine rastlayan hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil günleri izin süresinden sayılmayacak, işçinin iznini kullandığı döneme rastlayan hafta tatili ile ulusal Bayram ve genel tatil günleri izin süresine eklenecektir.[2]
Günlük izin ücretinin saptanmasında, fazla saatlerde çalışma karşılığı alınacak ücretler, primler, işyerinin temelli işçisi olup, normal saatler dışında hazırlama, tamamlama, temizleme işlerinde çalışan işçilerin bu işler için aldıkları ücretler hesaba katılmayacaktır.
Yıllık ücretli izinlerini işyerinin kurulu bulunduğu yerden başka bir yerde geçirecek olanlara eğer isterlerse, gidiş ve dönüşlerinde yolda geçecek süreleri karşılamak üzere işveren 7 güne kadar ücretsiz yol izni vermek zorundadır. Yıllık ücretli izin hakkının iki parça halinde kullanılması halinde ücretsiz yol izni süresi en fazla yedi gün olarak kullanılabilecektir. Yol izni alanlar, bu süreyi kullanmadan işe dönerlerse, işveren bunları anılan sürenin bitiminden önce işe başlatmayabilir.
Yol izni alan işçinin iznini işyerinin bulunduğu yerde geçirmesi, sadakat borcuna aykırı olup işverene akdi haklı nedenle fesih imkanı sağlar.[3]
III. YILLIK ÜCRETLİ İZİN UYGULAMASINDA SORUNLAR
Uygulamada özelikle 5. yıl izninin kaç gün olarak kullandırılacağı konusu tartışılmaktadır. İş Kanunu’nun 49. maddesinin (a) bendinde hizmet süresi “....beş yıla kadar...” ibaresi kullanılırken, (b) bendinde “...beş yıldan fazla... ” ibaresi kullanılmaktadır. Doğal olarak 5. yılın hangi bende girdiği konusunda anlaşmazlık olmaktadır. Kanun metninin açık ve anlaşılır olmamasından dolayı iki farklı görüş ortaya çıkmıştır. Bir görüşe göre,
Ö 49. maddenin metninden 5. yılın izninin (a) bendine dahil olduğu, yani 12 işgünü olduğu, diğer bir görüşe göre ise
Ö 49. maddenin metninden 5. yılın izninin (b) bendine dahil olduğu, yani 18 işgünü,
olduğu ileri sürülmektedir.
1475 sayılı İş Kanunu’nun 49/a.maddesinde “... beş yıla kadar...” ifadesi yer almıştır. Bu ifadeden, 5. hizmet yılına karşılık gelen yıllık izin ücretinin 12 işgünü üzerinden ödenmesi gerektiği görüşü daha ağır basmaktadır. Ancak, İş Kanunu’nun 50. maddesinin “işçi, ... her hizmet yılına karşılık, yıllık iznini, gelecek hizmet yılı içinde kullanır.” hükmüne göre, işçi, yıllık ücretli iznini bir sonraki çalışma yılı içerisinde kullanılabilecektir. Yani, 1. yılın izni 2. yılda, 2. yılın izni 3. yılda kullanılacaktır. Bu bağlamda 5. yılın izni ancak 6. yılın içerisinde kullanılabilecektir. Başka bir ifadeyle, 5 yıldan fazla bir hizmet süresine karşılık 18 işgünlük yıllık ücretli izin kullanılmalıdır.
İş Kanunun 52. maddesinde, “... yıllık ücretli izin işveren tarafından bölünemez ve bu iznin işveren tarafından devamlı bir şekilde verilmesi zorunludur.” Hükmü bulunmaktadır. Bu nedenle, yıllık ücretli izin işveren tarafından bölünemez. Bu iznin yukarıda gösterilen süreler içinde işveren tarafından devamlı bir şekilde verilmesi zorunludur. Ancak işyerindeki kıdemi beş yıldan fazla ve onbeş yıldan az olanlara verilen 18 gün izin ile işyerindeki kıdemi onbeş yıl ve daha fazla olanlara verilen 24 gün izin süresi tarafların rızası ile, bir bölümü 12 günden aşağı olmamak üzere ikiye bölünebilir. Bu durumda ise aşağıdaki hususlara dikkat etmek gereklidir:
Ö Yıllık ücretli izin en fazla ikiye bölünebilir.
Ö İkiye bölünen yıllık iznin bir bölümünün en az 12 gün olması gereklidir.
Ö Bu bölünmede mutlaka tarafların rızası gereklidir.
Ö Yıllık iznin ikiye bölünmesi halinde, işveren, işçiye 7 günden fazla ücretsiz yol izni vermeye mecbur tutulamayacaktır.
Uygulamada Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Müfettişleri tarafından sıkça karşılaşılan bir problem, yıllık ücretli izin adı altında 12 günden az izinler kullandırılması şeklinde ortaya çıkmaktadır. Hizmet akdinin devamı süresince 12 günden az kullandırılan izinlerin yıllık ücretli izin olarak değerlendirilmesi mümkün değildir. Bakanlık İş Müfettişleri tarafından yapılan denetimlerde, yıllık izinlerin bir bölümünün en az 12 gün olacak şekilde kullandırılması önerilmektedir.
İşveren tarafından yıl içinde verilmiş bulunan başka ücretli ve ücretsiz izinler veya dinlenme ve hastalık izinleri yıllık izne mahsup edilemez. Yıllık ücretli izin günlerinin hesabında izin süresine rastlayan ulusal bayram, hafta tatili ve genel tatil günleri izin süresinden sayılmaz.
İşyerinin el değiştirmesi veya başkasına geçmesi bu işyerinde çalışan işçilerin yıllık ücretli izin haklarının ortadan kalkmasına sebep olamaz. Aksine bir sözleşme olsa bile yıllık ücretli izin süresine ilişkin ücretler yeni işveren tarafından ödenir. Sigortalılara yıllık ücretli izin süresi için ödenecek ücretler üzerinden iş kazaları ile meslek hastalıkları primleri hariç, diğer sigorta primlerinin, Sosyal Sigortalar Kanunundaki esaslar çerçevesinde işçi ve işverenler yönünden ödenmesine devam olunur.
İşveren, yıllık ücretli iznini kullanan her işçiye, yıllık izin dönemine ilişkin ücretini, ilgili işçinin izne başlamasından önce peşin olarak ödemek veya avans olarak vermek zorundadır. Günlük, haftalık veya aylık olarak belirli bir ücrete dayanmayıp da akort, komisyon ücreti, kara katılma ve yalnız servis karşılığı (yüzde) gibi belirli olmayan süre ve tutar üzerinden ücret alan işçinin izin süresi için verilecek ücret, son bir yıllık süre içinde kazandığı ücretin fiili olarak çalıştığı günlere bölünmesi suretiyle bulunacak ortalama üzerinden hesaplanır. Ancak son bir yıl içinde işçi ücretine zam yapıldığı takdirde, izin ücreti; işçinin izne çıktığı ayın başı ile zammın yapıldığı tarih arasında alınan ücretin aynı süre içinde çalışılan günlere bölünmesi suretiyle hesaplanır. Yüzde usulünün uygulandığı yerlerde bu ücret, yüzdelerden toplanan para dışında işveren tarafından ödenir. Yıllık ücretli izin süresine rastlayan hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücretleri ayrıca ödenir.
Yıllık ücretli iznini kullanmakta olan işçinin izin süresi içinde ücret karşılığı bir işte çalıştığı anlaşılırsa, bu izin süresi için kendisine ödenen ücret işveren tarafından geri alınabilir. Bu personelin hizmet akdi, 1475 sayılı iş Kanunu’nun 17/II-(d) bendi uyarınca tazminatsız olarak feshedilebilir.
İş Kanunu gereğince her işveren, işyerinde çalışan işçilerin yıllık ücretli izinlerini gösterir bir kayıt (yıllık izin defteri, izin kartı veya izin pusulası) tutmak zorundadır. Yıllık izin defteri, hem kayıtların düzenli olmasını ve mükerrer izin kullanılmasını önler, hem de işçilerin işten ayrıldıktan sonra yıllık izin kullanmadıkları gerekçesiyle yıllık izin ücretini talep etmelerini önler. Yıllık ücretli izin kullanımı tanık beyanı ile kanıtlanamaz. Yazılı belge zorunludur. Yargıtay kararlarında da işçisine ücretli izin kullandırdığını kanıtlayamayan işverenin yıllık ücretli izin paralarını ödemekle yükümlü tutulması gerektiği belirtilmektedir.[4]
Yıllık izin defteri herhangi bir tasdike tabi değildir. Yani yıllık izin defterinin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Bölge/İl Müdürlüklerine veya notere tasdik ettirilmesi söz konusu değildir.
İş Kanunu’nun 57. maddesi, yıllık ücretli izinlerin, yürütülen işlerin niteliğine göre yılın hangi dönemlerinde kullanılacağı, izinlerin ne suretle ve kimler tarafından verileceği veya sıraya bağlı tutulacağı, yıllık iznin faydalı olması için işveren tarafından alınması gereken tedbirler ve izinlerin kullanılması konusuna ilişkin usuller ve şartların Yıllık Ücretli İzin Yönetmeliğinde gösterileceğini hüküm altına alınmıştır.
Aynı kanunun 99. B/3 fıkrasına göre Yıllık ücretli izin yönetmeliğinde yer alan düzenlemelere uymayan işveren veya işveren vekiline 2002 yılında 43.620.820 lira para cezası uygulanacaktır.
SONUÇ
Yıllık ücretli izin kullandırılması işçilerin, dinlenerek çalışma istemini koruyabilmelerini, bedensel ve ruhsal sağlıklarını korumalarını, motivasyonlarını artırmalarını ve bunların sonucunda da iş verimliliğinin artmasını sağlamaktadır. Oysa, ülkemizde yıllık ücretli izin kullanımında önemli sorunlar yaşanmakta, özellikle küçük ölçekli veya kurumsallaşmamış işletmelerde işçiler anayasal bir hak olan ücretli izin hakkından yoksun bırakılmaktadır. Yıllık ücretli izinlerin kullandırılmaması, İş Kanununun 99/B-3 maddesi gereğince idari para cezası uygulanmasına neden olmaktadır. Yine, işçilere yıllık ücretli izin kullandırılması halinde, iznin bir bölümünün 12 günden az olmamasına dikkat edilmesi gerekmektedir.
[1] Resul Kurt, İş Hukuku ve Sosyal Sigorta Mevzuatında Usul ve Esaslar, İSMMMO Yay. 1. Baskı, İstanbul 2002, s. 728.
[2] Kurt, a.g.e. s. 731.-732.
[3] Nuri Çelik, İş Hukuku Dersleri, Beta Yayınevi, 15. Bası, İstanbul 2000,s.235.
[4] Yargıtay 9. HD. E. 1992/3597, K: 1992/11536, T:16.03.1993
14 Haziran 2011 Salı
23 Mayıs 2011 Pazartesi
2011 - Vergi Kanularında Düzenlemeler
Vergi Usul Kanunu
Tebliğler :
403 SIRA NO'LU VERGİ USUL KANUNU GENEL TEBLİĞİ
Resmi Gazete Sayısı 27820 * Resmi Gazete Tarihi 19/01/2011
Konu: Kesin Bildirimi Mizan Hk.
404 SIRA NO'LU VERGİ USUL KANUNU GENEL TEBLİĞİ
Resmi Gazete Sayısı 27821 * Resmi Gazete Tarihi 20/01/2011
Konu: Yabancı para kur listesi
405 SIRA NO'LU VERGİ USUL KANUNU GENEL TEBLİĞİ
Resmi Gazete Sayısı 27851* Resmi Gazete Tarihi 19/02/2011
Konu: SM Ve SMMM lerin elektronik ortamda düzenleyecekleri sözleşmeler
406 SIRA NO'LU VERGİ USUL KANUNU GENEL TEBLİĞİ
Resmi Gazete Sayısı 27862 * Resmi Gazete Tarihi 02/03/2011
Konu: Noterler veya noterlik görevini ifa ile mükellef olanlar tarafından tasdik edilen belgeler ve defterlere ilişkin bildirimler, turizm organizasyonu faaliyetinde bulunan mükelleflerde belge düzeni, müşterilerin kendilerine servis esasına göre yemek hizmeti verilen işyerlerinde belge düzeni, şehirler arasında karayoluyla yapılan yolcu taşımacılığında belge düzeni, şans oyunlarında belge düzeni ile sinema filmlerinin amortisman oranının belirlenmesi konularında uygulama birliğinin sağlanması amacıyla yapılan düzenlemeler ile 403 Sıra Numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğine1 ilave edilecek bölüme dair açıklamalar aşağıda yer almaktadır.
407 SIRA NO'LU VERGİ USUL KANUNU GENEL TEBLİĞİ
Resmi Gazete Sayısı 27875 * Resmi Gazete Tarihi 15/03/2011
Konu: 405 Aracılık sözleşmesi hakkında düzenleme
Sirküler
1-Ekim 2010 Dönemine Ait Aylık Muhtasar Beyannameler ile Ekim 2010 Dönemine Ait Aylık Katma Değer Vergisi Beyannamelerinin Süresinin Uzatılması
Tarih 12/11/2010 * Sayı VUK-42/2010-1/ Beyanname Verme Sürelerinin Uzatılması-1
2-31.01.2011 tarihine kadar verilmesi gereken 2010/Aralık dönemine ilişkin Ba ve Bs bildirim formlarının süresinin uzatılmasına dair açıklama.
Tarih 01/02/2011 * Sayı VUK - 44 / 2011-2 / Form Ba ve Form Bs - 9
3-2010 Hesap Dönemi Kurumlar Vergisi Beyannamesinin Verilme Süresinin Uzatılması Hk.
Tarih 25/04/2011 * Sayı VUK-46/2011-4/ Beyanname Verme Süresinin Uzatılması-1
Gelir Vergisi Kanunu :
Tebliğler:
279 SERİ NO'LU GELİR VERGİSİ GENEL TEBLİĞİ
Resmi Gazete Sayısı 27814 / Resmi Gazete Tarihi 13/01/2011
Konu: Tam mükellef kurumlar tarafından yurt dışında ihraç edilen tahvillerden elde edilen faizlerin vergilendirilmesine ilişkin
Sirküler:
1-Yıllık gelir vergisi beyannamesinde ücretler ile birlikte diğer gelir unsurlarınında beyan edilmesi ve beyannamedeki toplam gelirin 50.000 TL yi aşması durumunda gelir vergisinin hesaplanması hk.
Tarih 25/02/2011 * Sayı GVK-75/2011-1 Vergi Tarifesi
2-Gayrimenkullerin Elden Çıkarılması Halinde, Değer Artışı Kazancının Hesaplanmasında, İktisap Tarihi Olarak Hangi Tarihin Esas Alınacağına İlişkin Açıklamalar.
Tarih 25/03/2011 * Sayı GVK-76/2011-2 Değer Artışı Kazancı
Kurumlar Vergisi Kanunu
Tebliğler : Yok
Sirküler : Yok
1-Geçici Vergi Dönemlerinde Yeniden Değerleme Oranı
Tarih 26/04/2011 * Sayı KVK-19/2011-1 / Yatırım İndirimi - 13
Katma Değer Vergisi Kanunu
Tebliğler : Yok
Sirküler :
Amme Alacakları
ÖZEL TÜKETİM VERGİSİ
Tebliğler :
403 SIRA NO'LU VERGİ USUL KANUNU GENEL TEBLİĞİ
Resmi Gazete Sayısı 27820 * Resmi Gazete Tarihi 19/01/2011
Konu: Kesin Bildirimi Mizan Hk.
404 SIRA NO'LU VERGİ USUL KANUNU GENEL TEBLİĞİ
Resmi Gazete Sayısı 27821 * Resmi Gazete Tarihi 20/01/2011
Konu: Yabancı para kur listesi
405 SIRA NO'LU VERGİ USUL KANUNU GENEL TEBLİĞİ
Resmi Gazete Sayısı 27851* Resmi Gazete Tarihi 19/02/2011
Konu: SM Ve SMMM lerin elektronik ortamda düzenleyecekleri sözleşmeler
406 SIRA NO'LU VERGİ USUL KANUNU GENEL TEBLİĞİ
Resmi Gazete Sayısı 27862 * Resmi Gazete Tarihi 02/03/2011
Konu: Noterler veya noterlik görevini ifa ile mükellef olanlar tarafından tasdik edilen belgeler ve defterlere ilişkin bildirimler, turizm organizasyonu faaliyetinde bulunan mükelleflerde belge düzeni, müşterilerin kendilerine servis esasına göre yemek hizmeti verilen işyerlerinde belge düzeni, şehirler arasında karayoluyla yapılan yolcu taşımacılığında belge düzeni, şans oyunlarında belge düzeni ile sinema filmlerinin amortisman oranının belirlenmesi konularında uygulama birliğinin sağlanması amacıyla yapılan düzenlemeler ile 403 Sıra Numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğine1 ilave edilecek bölüme dair açıklamalar aşağıda yer almaktadır.
407 SIRA NO'LU VERGİ USUL KANUNU GENEL TEBLİĞİ
Resmi Gazete Sayısı 27875 * Resmi Gazete Tarihi 15/03/2011
Konu: 405 Aracılık sözleşmesi hakkında düzenleme
Sirküler
1-Ekim 2010 Dönemine Ait Aylık Muhtasar Beyannameler ile Ekim 2010 Dönemine Ait Aylık Katma Değer Vergisi Beyannamelerinin Süresinin Uzatılması
Tarih 12/11/2010 * Sayı VUK-42/2010-1/ Beyanname Verme Sürelerinin Uzatılması-1
2-31.01.2011 tarihine kadar verilmesi gereken 2010/Aralık dönemine ilişkin Ba ve Bs bildirim formlarının süresinin uzatılmasına dair açıklama.
Tarih 01/02/2011 * Sayı VUK - 44 / 2011-2 / Form Ba ve Form Bs - 9
3-2010 Hesap Dönemi Kurumlar Vergisi Beyannamesinin Verilme Süresinin Uzatılması Hk.
Tarih 25/04/2011 * Sayı VUK-46/2011-4/ Beyanname Verme Süresinin Uzatılması-1
Gelir Vergisi Kanunu :
Tebliğler:
279 SERİ NO'LU GELİR VERGİSİ GENEL TEBLİĞİ
Resmi Gazete Sayısı 27814 / Resmi Gazete Tarihi 13/01/2011
Konu: Tam mükellef kurumlar tarafından yurt dışında ihraç edilen tahvillerden elde edilen faizlerin vergilendirilmesine ilişkin
Sirküler:
1-Yıllık gelir vergisi beyannamesinde ücretler ile birlikte diğer gelir unsurlarınında beyan edilmesi ve beyannamedeki toplam gelirin 50.000 TL yi aşması durumunda gelir vergisinin hesaplanması hk.
Tarih 25/02/2011 * Sayı GVK-75/2011-1 Vergi Tarifesi
2-Gayrimenkullerin Elden Çıkarılması Halinde, Değer Artışı Kazancının Hesaplanmasında, İktisap Tarihi Olarak Hangi Tarihin Esas Alınacağına İlişkin Açıklamalar.
Tarih 25/03/2011 * Sayı GVK-76/2011-2 Değer Artışı Kazancı
Kurumlar Vergisi Kanunu
Tebliğler : Yok
Sirküler : Yok
1-Geçici Vergi Dönemlerinde Yeniden Değerleme Oranı
Tarih 26/04/2011 * Sayı KVK-19/2011-1 / Yatırım İndirimi - 13
Katma Değer Vergisi Kanunu
Tebliğler : Yok
Sirküler :
Amme Alacakları
ÖZEL TÜKETİM VERGİSİ
16 Mayıs 2011 Pazartesi
KDV iade Listeleri hakkında
13.05.2011
Özet: Maliye Bakanlığı tarafından İnternet Vergi Dairesinden yapılan duyuruda, KDV iade taleplerinde elektronik ortamda alınmakta olan “İndirilecek ve Yüklenilen KDV Listeleri”nin doldurulmasında dikkat edilmesi gereken hususlara yer verilmiştir. Söz konusu duyuruda aşağıdaki açıklamalara yapılmıştır.
- Faturanın geç ulaşması nedeniyle belgenin tarihi (örneğin Ocak) ile kayıt tarihinin (örneğin Şubat) farklı olması durumunda, İnternet Vergi Dairesinden gönderilecek olan “İndirilecek/Yüklenilen Katma Değer Vergisi Listesi”ne kayıt tarihi değil fatura tarihinin (örneğin Ocak) yazılması gerekmektedir.
- İthalat verileri girişinde Vergi Kimlik Numarası 10 haneli 1 olarak yazılmalı ve gümrük giriş beyannamesi numarasına listelerde mutlaka yer verilmelidir.
- Yevmiye kayıtlarına muhasebe fişi veya mahsup fişi gibi belgelerle fatura düzenleme limitinin altında bulunan perakende satış fişi, ödeme kaydedici cihaz fişi, noter makbuzu gibi belgelerde Vergi Kimlik Numarası 10 haneli 3 olarak yazılmalı ve bunların KDV’lerinin toplamı bu döneme ait indirilecek KDV’nin % 5’ini aşmamalıdır. Fatura bilgileri ise miktarına bakılmaksızın listelere yazılmalıdır.
Maliye Bakanlığı internet üzerinden yapılan KDV iade talepleri ile ilgili olarak uygulamada yaşanan sorunlardan hareketle bir duyuru yayınlamıştır. İnternet Vergi Dairesinden yapılan bu duyuruda, 53 seri numaralı KDV Sirküleri uyarınca, KDV iade taleplerinde elektronik ortamda alınmakta olan “İndirilecek ve Yüklenilen KDV Listeleri”nin doldurulmasında dikkat edilmesi gereken hususlara yer verilmiştir. Duyuruda listelerin İnternet Vergi Dairesinden gönderilmesi sırasında KDV iade taleplerinde gecikme yaşanmaması için aşağıda belirtilen hususlarda azami özenin gösterilmesi gerektiği belirtilmektedir.
1. Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 29/3 maddesi; “İndirim hakkı vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu takvim yılı aşılmamak şartıyla, ilgili vesikaların kanuni defterlere kaydedildiği vergilendirme döneminde kullanılabilir.” hükmü gereği belge defter ve kayıtlara hangi tarihte alınmışsa indirim hakkı da bu dönemde kullanılabilecektir.
Ancak İnternet Vergi Dairesinden “İndirilecek/Yüklenilen Katma Değer Vergisi Listesi” gönderilirken bazı mükelleflerce belgenin tarihi olarak ilgili vesikanın kanuni defterlere kaydedildiği tarihin yazılmakta olduğu tespit edilmiştir. Örneğin 30 Ocak 2011 tarihli bir fatura, firmanın eline geç ulaşması nedeniyle 1 Şubat 2011 tarihinde yevmiye kayıtlarına alınması nedeniyle indirim hakkı 2011/02 döneminde kullanılmıştır; ancak belgenin tarihi olarak İndirilecek/Yüklenilen KDV Listesine 1 Şubat 2011 tarihi değil 30 Ocak 2011 tarihi yazılmalıdır
İndirilecek/Yüklenilen KDV Listelerinde belgenin tarihine dikkat edilmediği takdirde KDV İadesi Kontrol Raporlarında sorunlar yaşanmaktadır. Bu durum vergi daireleri arasındaki yazışmaların artmasına ve iadelerin gecikmesine yol açmaktadır.
2. Ayrıca belgeler İndirilecek/Yüklenilen KDV Listesine yazılırken tarih, seri ve sıra numaraları ile vergi kimlik numaraları doğru olarak ve her iki listeye mutlaka aynı şekilde yazılmalıdır. Alınan mal/hizmetin KDV hariç tutarı ve KDV’si bölünmeden listelere yazılmalıdır.
3. İthalat verileri girişinde Vergi Kimlik Numarası 10 haneli 1 olarak yazılmalı (1111111111) ve gümrük giriş beyannamesi numarasına listelerde mutlaka yer verilmelidir.
4. Yevmiye kayıtlarına muhasebe fişi veya mahsup fişi gibi belgelerle fatura düzenleme limitinin altında bulunan perakende satış fişi, ödeme kaydedici cihaz fişi, noter makbuzu gibi belgelerde Vergi Kimlik Numarası 10 haneli 3 olarak yazılmalı (3333333333) ve bunların KDV’lerinin toplamı bu döneme ait indirilecek KDV’nin % 5’ini aşmamalıdır. Fatura bilgileri ise miktarına bakılmaksızın listelere yazılmalıdır.
5. İndirimli orana tabi teslim ve hizmetler dolayısıyla yıllık iade talep edilmesi durumunda KDV beyannamesinde işlem türü olarak 450 kod kullanılmalı ve 2010 yılına ait tüm aylara ilişkin İndirilecek KDV Listesi iade talep edilen dönemde "Belgenin indirim hakkının kullanıldığı dönem" sütunu doldurularak İnternet Vergi Dairesinden gönderilmelidir.
Saygılarımızla.
Ofis Müşavirlik
Özet: Maliye Bakanlığı tarafından İnternet Vergi Dairesinden yapılan duyuruda, KDV iade taleplerinde elektronik ortamda alınmakta olan “İndirilecek ve Yüklenilen KDV Listeleri”nin doldurulmasında dikkat edilmesi gereken hususlara yer verilmiştir. Söz konusu duyuruda aşağıdaki açıklamalara yapılmıştır.
- Faturanın geç ulaşması nedeniyle belgenin tarihi (örneğin Ocak) ile kayıt tarihinin (örneğin Şubat) farklı olması durumunda, İnternet Vergi Dairesinden gönderilecek olan “İndirilecek/Yüklenilen Katma Değer Vergisi Listesi”ne kayıt tarihi değil fatura tarihinin (örneğin Ocak) yazılması gerekmektedir.
- İthalat verileri girişinde Vergi Kimlik Numarası 10 haneli 1 olarak yazılmalı ve gümrük giriş beyannamesi numarasına listelerde mutlaka yer verilmelidir.
- Yevmiye kayıtlarına muhasebe fişi veya mahsup fişi gibi belgelerle fatura düzenleme limitinin altında bulunan perakende satış fişi, ödeme kaydedici cihaz fişi, noter makbuzu gibi belgelerde Vergi Kimlik Numarası 10 haneli 3 olarak yazılmalı ve bunların KDV’lerinin toplamı bu döneme ait indirilecek KDV’nin % 5’ini aşmamalıdır. Fatura bilgileri ise miktarına bakılmaksızın listelere yazılmalıdır.
Maliye Bakanlığı internet üzerinden yapılan KDV iade talepleri ile ilgili olarak uygulamada yaşanan sorunlardan hareketle bir duyuru yayınlamıştır. İnternet Vergi Dairesinden yapılan bu duyuruda, 53 seri numaralı KDV Sirküleri uyarınca, KDV iade taleplerinde elektronik ortamda alınmakta olan “İndirilecek ve Yüklenilen KDV Listeleri”nin doldurulmasında dikkat edilmesi gereken hususlara yer verilmiştir. Duyuruda listelerin İnternet Vergi Dairesinden gönderilmesi sırasında KDV iade taleplerinde gecikme yaşanmaması için aşağıda belirtilen hususlarda azami özenin gösterilmesi gerektiği belirtilmektedir.
1. Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 29/3 maddesi; “İndirim hakkı vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu takvim yılı aşılmamak şartıyla, ilgili vesikaların kanuni defterlere kaydedildiği vergilendirme döneminde kullanılabilir.” hükmü gereği belge defter ve kayıtlara hangi tarihte alınmışsa indirim hakkı da bu dönemde kullanılabilecektir.
Ancak İnternet Vergi Dairesinden “İndirilecek/Yüklenilen Katma Değer Vergisi Listesi” gönderilirken bazı mükelleflerce belgenin tarihi olarak ilgili vesikanın kanuni defterlere kaydedildiği tarihin yazılmakta olduğu tespit edilmiştir. Örneğin 30 Ocak 2011 tarihli bir fatura, firmanın eline geç ulaşması nedeniyle 1 Şubat 2011 tarihinde yevmiye kayıtlarına alınması nedeniyle indirim hakkı 2011/02 döneminde kullanılmıştır; ancak belgenin tarihi olarak İndirilecek/Yüklenilen KDV Listesine 1 Şubat 2011 tarihi değil 30 Ocak 2011 tarihi yazılmalıdır
İndirilecek/Yüklenilen KDV Listelerinde belgenin tarihine dikkat edilmediği takdirde KDV İadesi Kontrol Raporlarında sorunlar yaşanmaktadır. Bu durum vergi daireleri arasındaki yazışmaların artmasına ve iadelerin gecikmesine yol açmaktadır.
2. Ayrıca belgeler İndirilecek/Yüklenilen KDV Listesine yazılırken tarih, seri ve sıra numaraları ile vergi kimlik numaraları doğru olarak ve her iki listeye mutlaka aynı şekilde yazılmalıdır. Alınan mal/hizmetin KDV hariç tutarı ve KDV’si bölünmeden listelere yazılmalıdır.
3. İthalat verileri girişinde Vergi Kimlik Numarası 10 haneli 1 olarak yazılmalı (1111111111) ve gümrük giriş beyannamesi numarasına listelerde mutlaka yer verilmelidir.
4. Yevmiye kayıtlarına muhasebe fişi veya mahsup fişi gibi belgelerle fatura düzenleme limitinin altında bulunan perakende satış fişi, ödeme kaydedici cihaz fişi, noter makbuzu gibi belgelerde Vergi Kimlik Numarası 10 haneli 3 olarak yazılmalı (3333333333) ve bunların KDV’lerinin toplamı bu döneme ait indirilecek KDV’nin % 5’ini aşmamalıdır. Fatura bilgileri ise miktarına bakılmaksızın listelere yazılmalıdır.
5. İndirimli orana tabi teslim ve hizmetler dolayısıyla yıllık iade talep edilmesi durumunda KDV beyannamesinde işlem türü olarak 450 kod kullanılmalı ve 2010 yılına ait tüm aylara ilişkin İndirilecek KDV Listesi iade talep edilen dönemde "Belgenin indirim hakkının kullanıldığı dönem" sütunu doldurularak İnternet Vergi Dairesinden gönderilmelidir.
Saygılarımızla.
Ofis Müşavirlik
SGK'nın Doğum Borçlanması tuzağı
SGK'nın tuzağına düşmeyin!
Bir okurumuz, “Emekli olabilmem için eksik günleri isteğe bağlı sigorta primi ödeyerek tamamlıyordum. Sosyal güvenlik reformu çıktığında, sizin de gazetenizde yazdığınız doğum borçlanmasını yaparak emekli olmayı düşündüm. Doğum borçlanması için gelen yazıyı alır almaz eş-dosttan borç alarak ödemeyi yaptım. Emeklilik sevinci ile aylığımın bağlanmasını beklerken 7-8 ay sonra gelen, isteğe bağlı iken borçlanma yapıldığından, borçlanma başvurumun Bağ-Kur kapsamında dikkate alındığını ve bu nedenle son yedi yılda Bağ-Kur gün sayısı fazla olması nedeniyle emeklilik talebinin reddedildiğine ilişkin yazıyla şok oldum. Araştırınca benim gibi binlerce kişinin mağdur olduğunu gördüm. Lütfen bize bir yol gösterin” diyor.
Neredeyse 2,5 yıldan bu yana SSK’lı kadınların bitmeyen çilesidir “doğum borçlanması.”
TBMM SSK’lı kadınların da doğum nedeniyle çalışamadıkları süreler için eksik günlerini borçlanarak emekli olabilmesi için yasal düzenleme yaptı. Ancak gelin görün ki, bürokrasi kadınları emekli etmemek için ne gerekiyorsa yapıyor, her türlü zorluğu çıkarıyor.
SGK, önce “1 Ekim 2008 öncesini borçlandırmayız” diyecek oldu, baktı ki ayan beyan hukuksuz olacak, vazgeçtiler.... Bürokrasi çalışmaya devam etti, SSK sigortalılığından önceki doğumlara borçlanma olmaz dediler. Yahu, sigortalılık öncesi askerlik borçlanmasını neden yaptırıyorsunuz deyince, “o iş başka, bu iş başka” dediler...
Sonra bir “işten ayrıldıktan sonra 300 gün geçtikten sonra borçlanma yapılamaz” hikayesi uydurdular, yargıdan dönünce vazgeçtiler. İşten ayrıldıktan sonra 300 günden fazla süre geçse de kabul ederiz dediler. Olan 2 yıl önce emekli olabilecekken mahkeme kapılarında süründürülen annelere oldu. 2 yıl sonra emekli olabildiler.
Bu da olmayınca bir başka formül buldular. Önce, “2008-111 sayılı genelge ile Bağ-Kur sigortalısı iken doğum borçlanması talebinde bulunanların, borçlandığı süreler hizmet ve kazanç olarak 4/a (SSK) bendine tabi sigortalılık süresi olarak değerlendirilecektir” dediler. Baktılar ki kadınların işini daha fazla çıkmaza sokmak gerekiyor hemen “borçlanma yapılan tarihte hangi statüye tabi iseniz, doğum borçlanmanız o statüye sayılır” denilerek isteğe bağlı sigorta primi ödeyen annelerin mağduriyetine sebep oldular.
SGK’da çarpık uygulama
SGK’nın 2008/111 sayılı genelgesinde, açık bir şekilde, Bağ-Kur kapsamında sigortalı iken doğum borçlanması yapanların doğum borçlanması başvurusunun 4-a yani SSK kapsamında sigortalılık süresi olarak değerlendirileceği belirtilmiştir. Ancak iki yıl sonra 2010/106 sayılı genelge ile de sigortalıların aleyhine görüş değişikliği yapılarak bağ-kur hizmeti olarak değerlendiriliyor.
Star 6 Kasım’da yazmıştı
Gazeteniz Star’ın 6 Kasım 2010 tarihli nüshasında yayınlanan “Doğum borçlanmasında aylık tehlikede” başlıklı köşe yazımda hem anneleri hem de SGK’yı uyarmıştım.
Yazımızda aynen; “Özellikle 2008 yılının ekim ayından itibaren isteğe bağlı prim ödeyenlerin SSK yerine Bağ-Kur kapsamına alınması ileride mağduriyetleri daha da artıracak. Yargıtay’ın bu konuda verilmiş ve borçlanmaları fiili çalışma süresinden saymayan çok sayıda kararı vardır. Anneleri mahkeme kapılarında süründürüp, üstüne SGK’nın mahkeme masrafı ödemesinden kimseye yarar gelmez. Bu basit sorun idari yoldan çözülmelidir” demiştik.
Umarız SGK annelerin bu sesine kulaklarını tıkamaya devam etmez. Hukuksuz uygulamalarını değiştirir ve doğum borçlanmalarını 4-a (SSK) kapsamında sigortalılık süresi olarak değerlendirir. Annelerin doğum borçlanma çilesini bitirir.
Yazının başlığında dediğimiz gibi, SGK’nın tuzağına düşmeyin. Doğum borçlanması yapmak isteyenler isteğe bağlı sigortalı iken borçlanma yapmasın... Önce bir işte SSK’lı çalışmaya başlasın ve SSK’lı çalışmaya başladıktan sonra doğum borçlanması yapsın. Yoksa SGK’nın hukuksuz tuzağına düşmüş olursunuz.
Resul KURT
Bir okurumuz, “Emekli olabilmem için eksik günleri isteğe bağlı sigorta primi ödeyerek tamamlıyordum. Sosyal güvenlik reformu çıktığında, sizin de gazetenizde yazdığınız doğum borçlanmasını yaparak emekli olmayı düşündüm. Doğum borçlanması için gelen yazıyı alır almaz eş-dosttan borç alarak ödemeyi yaptım. Emeklilik sevinci ile aylığımın bağlanmasını beklerken 7-8 ay sonra gelen, isteğe bağlı iken borçlanma yapıldığından, borçlanma başvurumun Bağ-Kur kapsamında dikkate alındığını ve bu nedenle son yedi yılda Bağ-Kur gün sayısı fazla olması nedeniyle emeklilik talebinin reddedildiğine ilişkin yazıyla şok oldum. Araştırınca benim gibi binlerce kişinin mağdur olduğunu gördüm. Lütfen bize bir yol gösterin” diyor.
Neredeyse 2,5 yıldan bu yana SSK’lı kadınların bitmeyen çilesidir “doğum borçlanması.”
TBMM SSK’lı kadınların da doğum nedeniyle çalışamadıkları süreler için eksik günlerini borçlanarak emekli olabilmesi için yasal düzenleme yaptı. Ancak gelin görün ki, bürokrasi kadınları emekli etmemek için ne gerekiyorsa yapıyor, her türlü zorluğu çıkarıyor.
SGK, önce “1 Ekim 2008 öncesini borçlandırmayız” diyecek oldu, baktı ki ayan beyan hukuksuz olacak, vazgeçtiler.... Bürokrasi çalışmaya devam etti, SSK sigortalılığından önceki doğumlara borçlanma olmaz dediler. Yahu, sigortalılık öncesi askerlik borçlanmasını neden yaptırıyorsunuz deyince, “o iş başka, bu iş başka” dediler...
Sonra bir “işten ayrıldıktan sonra 300 gün geçtikten sonra borçlanma yapılamaz” hikayesi uydurdular, yargıdan dönünce vazgeçtiler. İşten ayrıldıktan sonra 300 günden fazla süre geçse de kabul ederiz dediler. Olan 2 yıl önce emekli olabilecekken mahkeme kapılarında süründürülen annelere oldu. 2 yıl sonra emekli olabildiler.
Bu da olmayınca bir başka formül buldular. Önce, “2008-111 sayılı genelge ile Bağ-Kur sigortalısı iken doğum borçlanması talebinde bulunanların, borçlandığı süreler hizmet ve kazanç olarak 4/a (SSK) bendine tabi sigortalılık süresi olarak değerlendirilecektir” dediler. Baktılar ki kadınların işini daha fazla çıkmaza sokmak gerekiyor hemen “borçlanma yapılan tarihte hangi statüye tabi iseniz, doğum borçlanmanız o statüye sayılır” denilerek isteğe bağlı sigorta primi ödeyen annelerin mağduriyetine sebep oldular.
SGK’da çarpık uygulama
SGK’nın 2008/111 sayılı genelgesinde, açık bir şekilde, Bağ-Kur kapsamında sigortalı iken doğum borçlanması yapanların doğum borçlanması başvurusunun 4-a yani SSK kapsamında sigortalılık süresi olarak değerlendirileceği belirtilmiştir. Ancak iki yıl sonra 2010/106 sayılı genelge ile de sigortalıların aleyhine görüş değişikliği yapılarak bağ-kur hizmeti olarak değerlendiriliyor.
Star 6 Kasım’da yazmıştı
Gazeteniz Star’ın 6 Kasım 2010 tarihli nüshasında yayınlanan “Doğum borçlanmasında aylık tehlikede” başlıklı köşe yazımda hem anneleri hem de SGK’yı uyarmıştım.
Yazımızda aynen; “Özellikle 2008 yılının ekim ayından itibaren isteğe bağlı prim ödeyenlerin SSK yerine Bağ-Kur kapsamına alınması ileride mağduriyetleri daha da artıracak. Yargıtay’ın bu konuda verilmiş ve borçlanmaları fiili çalışma süresinden saymayan çok sayıda kararı vardır. Anneleri mahkeme kapılarında süründürüp, üstüne SGK’nın mahkeme masrafı ödemesinden kimseye yarar gelmez. Bu basit sorun idari yoldan çözülmelidir” demiştik.
Umarız SGK annelerin bu sesine kulaklarını tıkamaya devam etmez. Hukuksuz uygulamalarını değiştirir ve doğum borçlanmalarını 4-a (SSK) kapsamında sigortalılık süresi olarak değerlendirir. Annelerin doğum borçlanma çilesini bitirir.
Yazının başlığında dediğimiz gibi, SGK’nın tuzağına düşmeyin. Doğum borçlanması yapmak isteyenler isteğe bağlı sigortalı iken borçlanma yapmasın... Önce bir işte SSK’lı çalışmaya başlasın ve SSK’lı çalışmaya başladıktan sonra doğum borçlanması yapsın. Yoksa SGK’nın hukuksuz tuzağına düşmüş olursunuz.
Resul KURT
6 Mayıs 2011 Cuma
İnternet Explorer da giriş sayfası değişmiyor diyenler
İnternet Explorer da giriş sayfası değişmiyor diyenler
-Başlat / çalıştır
-gpedit.msc
-kullanıcı yapılandırması
-Windows ayarları
-internet Explorer bakımı
-url ler
-önemli url ler
-burada 1. seçenek ana sayfanız olmasını istediğiniz url yi yazıyorsunuz arkadaşlar.
26 Şubat 2011 Cumartesi
6111 sayılı kanun Vergi ve Sigorta Primi Affı Kitabı
Vergi ve Sigorta Primi Affı Kitabı
"KAMU ALACAKLARININ YENİDEN YAPILANDIRILMASI - VERGİ VE SİGORTA PRİMİ AFFI" KİTABI
PwC Türkiye Vergi ve Mali Hukuk Hizmetleri Lideri Zeki Gündüz ve PwC Türkiye Mevzuat, Eğitim ve Araştırma Başkanı Recep Bıyık’ın kaleme aldığı "Kamu Alacaklarının Yeniden Yapılandırılması - Vergi ve Sigorta Primi Affı" kitabı kamu alacaklarının yeniden yapılandırması kapsamındaki borçlar, borçların nasıl ve hangi prosedürde ödeneceği ve borçların hesaplanması gibi konularda güncel bilgi ve yorumları içeriyor.
Hazırladığımız kitabın çalışmalarınızda faydalı bulacağınız dileğiyle bilgilerinize sunarız.
Söz konusu kitabı bilgisayarınıza indirmek için tıklayınız.
"KAMU ALACAKLARININ YENİDEN YAPILANDIRILMASI - VERGİ VE SİGORTA PRİMİ AFFI" KİTABI
PwC Türkiye Vergi ve Mali Hukuk Hizmetleri Lideri Zeki Gündüz ve PwC Türkiye Mevzuat, Eğitim ve Araştırma Başkanı Recep Bıyık’ın kaleme aldığı "Kamu Alacaklarının Yeniden Yapılandırılması - Vergi ve Sigorta Primi Affı" kitabı kamu alacaklarının yeniden yapılandırması kapsamındaki borçlar, borçların nasıl ve hangi prosedürde ödeneceği ve borçların hesaplanması gibi konularda güncel bilgi ve yorumları içeriyor.
Hazırladığımız kitabın çalışmalarınızda faydalı bulacağınız dileğiyle bilgilerinize sunarız.
Söz konusu kitabı bilgisayarınıza indirmek için tıklayınız.
18 Şubat 2011 Cuma
Torba Yasa
Vergi ve Sigorta Affı
Torba Tasarı Kimleri ve Hangi Kanunları Kapsıyor:
31/12/2010 tarihinden (bu tarih dahil) önce olduğu halde bu Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla ödenmemiş bulunan; adli ve idari para cezaları, ödenmemiş vergi borçları, gecikme faizleri, gecikme zamları, herhangi bir vergi matrahı olmadığı halde kesilmiş cezalar.
1-Gelir ve Kurumlar Vergisi Mükelleflerini
2- GMSI mükellefleri
3- SGK ve İsteğe bağlı sigorta mükellefleri
4-Gümrük Kanunu mükellefleri
5- İSKİ
6- İl özel idarelerinin idari para caezaları
7- Belediyelerin kestiği cezalar
Kanun Yayınlandığı tarihten itibaren 2 ay sure içinde başvurulacak. Henüz kanun yayınlanmadı ve Cumhurbaşkanınca onaylamadı. Anayasa mahkemesine yapılacak itirazların olması da mümkün.
Torba Tasarının Vadettikleri
A- Ödemede Kolaylık
Ödenecek Tutar
1- Vergi aslının tamamı
2- Faiz, gecikme zammı gecikme faizi yerine Tefe/üfe aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutar ödenecek
3- İdari para cezalarını %50 si ve faizi yerine Tefe/üfe esas alınarak hesaplanacak miktar.
6-9-12-18 takside ödeme imkanı verilecek. Taksit vadeye gore 1,05-1,15 arasında fark takside uygulnacak. Bir kerede ödenirse faiz hesaplanmayacak ve artırım yapılmaz
B- Matrah artırımı
Gelir ve Kurumlar vergisi mükellefleri için matrah artırımı yapıldığı dönem için vergi incelemesi yapılmaycak bunun için :
Beyan edilen matrahın
2006 takvim yılı için % 30,
2007 takvim yılı için % 25,
2008 takvim yılı için % 20,
2009 takvim yılı için % 15 oranlarından az olmamak üzere artırdıkları takdirde, kendileri hakkında artırımda bulunacak. Eğer beyyanemler süresi içinde verilmişse, ödemeler zamanında yapılmışsa, herhangi bir vergi ihtilafı yoksa tüm yıllara ilişkin oran %20 değil %15 kabul edilecektir
Eğer ilgili yılda matrah oluşmamışsa ya da yukardaki yıllar itibariyle aşağıdaki rakamların altında kalırsa:
2006 takvim yılı için 19.110 liradan,
2007 takvim yılı için 20.650 liradan,
2008 takvim yılı için 22.440 liradan,
2009 takvim yılı için 24.460 liradan az artırım olamaz.
oranlarından az olmamak üzere artırdıkları takdirde, kendileri hakkında artırımda bulunacak. Eğer beyyanemler süresi içinde verilmişse, ödemeler zamanında yapılmışsa, herhangi bir vergi ihtilafı yoksa tüm yıllara ilişkin oran %20 değil %15 kabul edilecektir
Ödenen vergiler herhangi bir şekilde gider yazılamaz ve bir vergiden indirim olarak kabul edilemez.
KDV
Yıllık toplamı üzerinden
2006 yılı için % 3,
2007 yılı için % 2,5,
2008 yılı için % 2 ve
2009 yılı için % 1,5 oranına göre belirlenecek katma değer vergisinin ödenmesi halinde vergi incelemesi ve tarhiyat yapılamayacaktır.
Stopaj Beyannamesi:
Gayrisafi tutarların yıllık toplamı üzerinden :
2006 yılı için % 5,
2007 yılı için % 4,
2008 yılı için % 3
2009 yılı için % 2 oranında hesaplanacak gelir vergisinin ödenmesi vergi incelemesi ve tarhiyatı yapılmayacak
C- Stok ve Demirbaş Affı
Gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri (adi, kollektif ve adi komandit
şirketler dahil), işletmelerinde mevcut olduğu halde kayıtlarında yer almayan emtia, makine, teçhizat ve demirbaşları kendilerince veya bağlı oldukları meslek kuruluşunca tespit edilecek rayiç bedel ile bu Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen üçüncü ayın sonuna kadar bir envanter
listesi ile vergi dairelerine bildirmek suretiyle defterlerine kaydedebilirler. Bildirime dahil edilen kıymetler için amortisman ayrılmaz.
Beyan edilen; genel orana tabi makine, teçhizat, demirbaş ve emtiaların bedeli üzerinden % 10 oranı, indirimli orana tabi diğer makine, teçhizat, demirbaş ve emtiaların bedeli üzerinden tabi olduğu oranların yarısı esas alınarak katma değer vergisi hesaplanır ve ayrı bir beyanname ile sorumlu sıfatıyla beyan edilerek, beyanname verme süresi içinde ödenir. Makine, teçhizat ve demirbaşlar üzerinden ödenen bu vergi hesaplanan katma değer vergisinden indirilemez
Torba Tasarı Kimleri ve Hangi Kanunları Kapsıyor:
31/12/2010 tarihinden (bu tarih dahil) önce olduğu halde bu Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla ödenmemiş bulunan; adli ve idari para cezaları, ödenmemiş vergi borçları, gecikme faizleri, gecikme zamları, herhangi bir vergi matrahı olmadığı halde kesilmiş cezalar.
1-Gelir ve Kurumlar Vergisi Mükelleflerini
2- GMSI mükellefleri
3- SGK ve İsteğe bağlı sigorta mükellefleri
4-Gümrük Kanunu mükellefleri
5- İSKİ
6- İl özel idarelerinin idari para caezaları
7- Belediyelerin kestiği cezalar
Kanun Yayınlandığı tarihten itibaren 2 ay sure içinde başvurulacak. Henüz kanun yayınlanmadı ve Cumhurbaşkanınca onaylamadı. Anayasa mahkemesine yapılacak itirazların olması da mümkün.
Torba Tasarının Vadettikleri
A- Ödemede Kolaylık
Ödenecek Tutar
1- Vergi aslının tamamı
2- Faiz, gecikme zammı gecikme faizi yerine Tefe/üfe aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutar ödenecek
3- İdari para cezalarını %50 si ve faizi yerine Tefe/üfe esas alınarak hesaplanacak miktar.
6-9-12-18 takside ödeme imkanı verilecek. Taksit vadeye gore 1,05-1,15 arasında fark takside uygulnacak. Bir kerede ödenirse faiz hesaplanmayacak ve artırım yapılmaz
B- Matrah artırımı
Gelir ve Kurumlar vergisi mükellefleri için matrah artırımı yapıldığı dönem için vergi incelemesi yapılmaycak bunun için :
Beyan edilen matrahın
2006 takvim yılı için % 30,
2007 takvim yılı için % 25,
2008 takvim yılı için % 20,
2009 takvim yılı için % 15 oranlarından az olmamak üzere artırdıkları takdirde, kendileri hakkında artırımda bulunacak. Eğer beyyanemler süresi içinde verilmişse, ödemeler zamanında yapılmışsa, herhangi bir vergi ihtilafı yoksa tüm yıllara ilişkin oran %20 değil %15 kabul edilecektir
Eğer ilgili yılda matrah oluşmamışsa ya da yukardaki yıllar itibariyle aşağıdaki rakamların altında kalırsa:
2006 takvim yılı için 19.110 liradan,
2007 takvim yılı için 20.650 liradan,
2008 takvim yılı için 22.440 liradan,
2009 takvim yılı için 24.460 liradan az artırım olamaz.
oranlarından az olmamak üzere artırdıkları takdirde, kendileri hakkında artırımda bulunacak. Eğer beyyanemler süresi içinde verilmişse, ödemeler zamanında yapılmışsa, herhangi bir vergi ihtilafı yoksa tüm yıllara ilişkin oran %20 değil %15 kabul edilecektir
Ödenen vergiler herhangi bir şekilde gider yazılamaz ve bir vergiden indirim olarak kabul edilemez.
KDV
Yıllık toplamı üzerinden
2006 yılı için % 3,
2007 yılı için % 2,5,
2008 yılı için % 2 ve
2009 yılı için % 1,5 oranına göre belirlenecek katma değer vergisinin ödenmesi halinde vergi incelemesi ve tarhiyat yapılamayacaktır.
Stopaj Beyannamesi:
Gayrisafi tutarların yıllık toplamı üzerinden :
2006 yılı için % 5,
2007 yılı için % 4,
2008 yılı için % 3
2009 yılı için % 2 oranında hesaplanacak gelir vergisinin ödenmesi vergi incelemesi ve tarhiyatı yapılmayacak
C- Stok ve Demirbaş Affı
Gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri (adi, kollektif ve adi komandit
şirketler dahil), işletmelerinde mevcut olduğu halde kayıtlarında yer almayan emtia, makine, teçhizat ve demirbaşları kendilerince veya bağlı oldukları meslek kuruluşunca tespit edilecek rayiç bedel ile bu Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen üçüncü ayın sonuna kadar bir envanter
listesi ile vergi dairelerine bildirmek suretiyle defterlerine kaydedebilirler. Bildirime dahil edilen kıymetler için amortisman ayrılmaz.
Beyan edilen; genel orana tabi makine, teçhizat, demirbaş ve emtiaların bedeli üzerinden % 10 oranı, indirimli orana tabi diğer makine, teçhizat, demirbaş ve emtiaların bedeli üzerinden tabi olduğu oranların yarısı esas alınarak katma değer vergisi hesaplanır ve ayrı bir beyanname ile sorumlu sıfatıyla beyan edilerek, beyanname verme süresi içinde ödenir. Makine, teçhizat ve demirbaşlar üzerinden ödenen bu vergi hesaplanan katma değer vergisinden indirilemez
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)