14 Mayıs 2014 Çarşamba

E - Özel Esaslar -Sahte Belge - KATMA DEĞER VERGİSİ GENEL UYGULAMA TEBLİĞİ

E. ÖZEL ESASLAR
1.Ortak Hükümler
1.1.Amaç
Tebliğin bu bölümünde yer alan düzenlemeler, iade edilecek KDV tutarının gerçek olup olmadığının tespit edilmesi suretiyle, Hazine’ye intikal etmemiş ve/veya hayali olarak oluşturulmuş, gerçek bir yüklenime dayanmayan tutarların KDV iadesi çatısı altında yolsuz olarak iadesini önlemeyi amaçlamaktadır.
3065 sayılı Kanunun 9, 11, 29 ve 32’nci maddeleri ile iadeye ilişkin hükümler içeren diğer maddelerinde, nihai aşamada vergiden istisna edilen işlemler nedeniyle gerçek bir mal veya hizmet hareketine dayalı ve dayandığı işlemi mahiyet ve miktar itibarıyla doğru olarak yansıtan belgelere istinaden yüklenilen ve indirim yoluyla telafi edilemeyen KDV’nin iadesi öngörülmektedir.
Mükelleflerin gerçekte yüklendikleri ve indirim yoluyla gideremedikleri KDV tutarlarının iadesini temin amacıyla, hiç yüklenilmediği halde sahte belge veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belgeye dayalı olarak indirim hesaplarına alınan ve indirim yoluyla giderilemediği için de iadesi talep edilen KDV olarak gösterilen tutarların iadesinin önlenmesi gerekmektedir. Sahte belge veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belgeye dayalı indirilecek KDV tutarlarının aynı zamanda KDV’nin katma değerden vergi alma işlevini de bozduğu ve gerçekte vergilenmesi gereken katma değeri vergi dışı bıraktığı da tabiidir.
Bu nedenle, Tebliğin bu bölümü 3065 sayılı Kanunun 9, 11, 29, 32 ve iadeyi düzenleyen diğer maddelerinde yer alan yetkilere istinaden, gerçekte iadesi gereken KDV’nin tespitine yönelik olarak düzenlenmiştir.
1.2. Belge Kavramı
Bu bölümde bahsi geçen belgeler, Tebliğin ilgili bölümlerinde belirtilen ve (YMM raporu ve vergi inceleme raporu hariç) iadeye esas teşkil eden belgelerdir. Bu belgeler, üzerinde KDV gösterilen fatura ve benzeri belgeler ile iade hakkı doğuran işlemin niteliğine göre (gümrük beyannamesi, istisna belgesi, yatırım teşvik belgesi, kıymetli maden arama ruhsatı gibi) iade için aranılan diğer belgelerdir. Bunların haricindeki belgelerin, sahte belge veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge olarak düzenlendiklerine ve kullanıldıklarına yönelik belirlemeler nedeniyle mükelleflere özel esaslar uygulanmaz. Söz konusu belgelerin 213 sayılı Kanun uyarınca düzenlenme, saklanma ve ibraz mecburiyeti bulunan belgeler kapsamında olması bu şekilde işlem tesisine engel teşkil etmez.
Örneğin, sipariş mektupları ve proforma faturaların nihai faturalar veya gümrük beyannameleri ile uyumsuz olması halinde, nihai faturaların veya gümrük beyannamelerinin gerçeğe aykırı olarak düzenlendiği tespit edilmedikçe, sahte belge veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenlendiği veya kullanıldığı gerekçesi ile özel esaslara göre işlem yapılmaz. Aynı şekilde, sigorta poliçesi, müstahsil makbuzu ve sevk irsaliyesinin gerçeğe aykırı düzenlendiği ve bunların kullanıldığı gerekçesi ile özel esaslar uygulanmaz.
KDV indirimi imkânı tanınan durumlar dışında, 213 sayılı Kanun uyarınca düzenlenmesi zorunlu olan ödeme kaydedici cihaz fişi ile gider pusulasının gerçeğe aykırı düzenlendiği ve bunların kullanıldığı gerekçesi ile mükellefler özel esaslar kapsamına alınmaz.
1.3.Özel Esaslara Tabi Mükellefler
Haklarında, düzenledikleri veya kullandıkları belgelerin gerçek duruma aykırı olduğuna ilişkin delil ve karineleri içeren rapor veya tespit bulunan aşağıdaki mükellefler iade taleplerinin yerine getirilmesi bakımından özel esaslara tabidir.
- 213 sayılı Kanunun (153/A) maddesi kapsamına giren mükellefler,
- Sahte belge veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleme fiiline iştirak eden mükellefler de dâhil olmak üzere sahte belge veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleme ya da kullanma konusunda haklarında “olumsuz rapor” veya “olumsuz tespit” bulunan mükellefler,
-Sahte belge veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleme konusunda haklarında “olumsuz rapor” bulunan mükelleflerin raporun ait olduğu dönemdeki ortakları, kanuni temsilcileri, bunların kurdukları veya ortak oldukları mükellefler ile kanuni temsilcisi oldukları mükellefler,
-Haklarında beyanname vermeme, defter ve belge ibraz etmeme ve adresinde bulunamama konusunda tespit bulunan mükellefler,
-Haklarında KDV yönünden ihtiyati tahakkuk veya ihtiyati haciz uygulanan mükellefler.
Haklarında “olumsuz rapor” veya “olumsuz tespit” bulunan mükelleflerin iade taleplerinin bulunmaması; bunlardan doğrudan mal ve/veya hizmet alan mükellefler ile bu kapsamdaki mükelleflerden haklarında “sahte belge veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleme olumsuz raporu” veya “sahte belge veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleme olumsuz tespiti” bulunanların raporun ait olduğu dönemdeki ortakları, kanuni temsilcileri, bunların kurdukları veya ortak oldukları mükellefler ile kanuni temsilcisi oldukları mükelleflerin iade taleplerinde özel esaslar uygulanmasına engel teşkil etmez.
Yukarıda sayılan “özel esaslara tabi mükellefler” ile kendileri hakkında herhangi bir olumsuzluk bulunmasa dahi bunlardan mal ve/veya hizmet satın alanların iade taleplerinde özel esaslar uygulanır.
Kendileri hakkında herhangi bir olumsuz rapor ya da tespit bulunmayan mükelleflerin özel esaslara tabi mükelleflere mal tesliminde veya hizmet ifasında bulunması durumunda, bu mükelleflerin sahte belge veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleyicisi olarak özel esaslara alınabilmesi için haklarında bu Tebliğin (IV/E/3.4), (IV/E/3.5), (IV/E/4.2) ve (IV/E/4.3)  bölümlerinde belirtildiği şekilde bir rapor veya tespit bulunması gerekir.
Tebliğin “Özel Esaslar” bölümü kapsamına 3065 sayılı Kanunun 9, (11/1-b), (11/1-c), (29/2), 32 ve geçici 17 nci maddeleri çerçevesinde yapılacak iade talepleri girmekte olup, “fazla ve yersiz ödenen vergiler” ile “fazla ve yersiz tevkif edilen vergiler”in iadesine yönelik talepler bu kapsamda değerlendirilmez.
1.4. Özel Esaslara Tabi Olmayan Mükellefler
Aşağıdaki mükellefler hakkında özel esaslar uygulanmaz:
-5018 sayılı Kanun eki cetvellerde yer alan kamu kurum ve kuruluşları, il özel idareleri, köyler, belediyeler ve bunların teşkil ettikleri birlikler, döner sermayeli kuruluşlar, kanunla kurulan kamu kurum ve kuruluşları ile kanunla kurulan emekli ve yardım sandıkları,
- Sermayelerinin (%51) veya daha fazlası yukarıda sayılanlara ait mükellefler.
1.5. Olumlu Rapor
Vergi incelemesine yetkili olanlar tarafından düzenlenen raporlar (vergi inceleme raporu, vergi tekniği raporu, basit rapor gibi), mükellefin incelenen döneme ait 1 No.lu KDV Beyannamesi ile beyan ettiği tüm işlemlerini kapsayacak şekilde düzenlenmeleri ve olumlu olmaları kaydıyla bu kapsamda değerlendirilir.
KDV iade uygulamaları bakımından bir raporun "olumlu rapor" sayılabilmesi için, iade hakkı doğuran işlem dolayısıyla yüklenilen vergiler ve iade hakkı doğuran işlemin gerçekleştiği (beyan konusu edildiği) döneme ait “Bu Döneme Ait İndirilecek KDV” tutarında sahte belge veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belgeden kaynaklı herhangi bir indirimin olmaması gerekir.
İade talebi olmamakla birlikte olumsuz rapor nedeniyle özel esaslara tabi tutulan bir mükellefin, olumsuz raporun ilgili olduğu vergilendirme dönemlerinden sonraki vergilendirme dönemlerinden herhangi birine yönelik inceleme talep etmesi mümkündür. Bu durumda yapılan inceleme sonucunda düzenlenen raporun olumlu rapor olabilmesi için mükellefin indirilecek KDV tutarlarının içerisinde sahte belge veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belgeye dayalı indirim olmadığının tespiti gerekir.
İndirilecek KDV tutarlarının içerisinde sahte belge veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belgeye dayalı indirim olmamakla birlikte, sahte belge veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenlendiğine ilişkin tespit içeren raporun olumlu rapor olarak değerlendirilmeyeceği tabiidir.
Sadece vergi incelemesi yapılan dönemi takip eden döneme/dönemlere ait KDV beyanlarının düzeltilmesi amacıyla düzenlenen raporlar ile yeminli mali müşavirler tarafından düzenlenen raporlar “olumlu rapor” olarak değerlendirilmez.
1.6. Olumsuz Rapor
Olumsuz rapor, Tebliğin (IV/E/3) ve (IV/E/4) bölümlerinde belirtilen hususları içeren ve iade taleplerinin genel esaslar yerine özel esaslara göre yerine getirilmesine neden olan rapordur.
Mükellefler hakkında sahte belge veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenledikleri ve/veya kullandıkları konusunda belirlemelerin yer aldığı vergi incelemesine yetkili olanlarca düzenlenen tüm raporlar (vergi inceleme raporu, vergi tekniği raporu, basit rapor gibi) "olumsuz rapor" sayılır.
Yeminli mali müşavirler tarafından düzenlenen raporlar “olumsuz rapor” olarak değerlendirilmez.
1.7. Genel Esaslar
Genel esaslar, iade talebinin, iade hakkı doğuran işlem için belirlenen usul ve esaslara göre yerine getirilmesidir. İade talepleri özel esaslara göre yerine getirilen mükelleflerin gerekli şartları sağladıktan sonra iade taleplerinin, yeniden iade hakkı doğuran işlem için belirlenen usul ve esaslara tabi tutulması “genel esaslara dönüş” olarak ifade edilir.
2. Sahte Belge Düzenlemek Amacıyla Mükellefiyet Tesis Ettirilmesi
2.1. Sahte Belge Düzenlemek Amacıyla Mükellefiyet Tesis Ettirenler
213 sayılı Kanunun (153/A) maddesi kapsamına giren;
-Başkaca bir ticari, zirai ve mesleki faaliyeti olmadığı halde münhasıran sahte belge düzenlemek amacıyla mükellefiyet tesis ettirdiğinin vergi incelemesine yetkili olanlarca düzenlenen rapor ile tespit edilmesi ve mükellefiyet kaydının devamına gerek görülmediğinin raporda belirtilmesi üzerine işi bırakmış addolunan ve mükellefiyet kayıtları vergi dairesince terkin edilenler,
-Bu kapsamda yer alan serbest meslek erbabı, şahıs işletmelerinde işletme sahibi, adi ortaklıklarda ortaklardan her biri,
- Bu kapsamda yer alan ticaret şirketlerinde şirketin yanı sıra, kanuni temsilcileri, yönetim kurulu üyeleri, şirket sermayesinin asgari (% 10)'una sahip olan gerçek veya tüzel kişiler ya da bunların asgari (% 10) ortağı olduğu veya yönetiminde bulundukları teşebbüsler,
-Bu kapsamda yer alan tüzel kişiliği olmayan teşekküllerde bunları idare edenler veya düzenlenen raporda fiillerin işlenmesinde bilfiil bulundukları tespit edilenler,
-Yukarıda yer alanların ortağı oldukları adi ortaklıklar, kanuni temsilcisi, yönetim kurulu üyesi, şirket sermayesinin asgari (% 10)'una sahip oldukları ticaret şirketleri veya idare ettikleri tüzel kişiliği olmayan teşekküller,
mükellefiyetin terkin edildiği tarih itibarıyla özel esaslar kapsamına alınırlar.
Bu kapsamda bir mükellefin özel esaslara alınabilmesi için münhasıran sahte belge düzenlemek amacıyla mükellefiyet tesisinin tespitinde, temin edilebilmesi halinde mükellefin düzenlemiş olduğu belgelerin (belirli bir dönem, yıl veya daha uzun zaman dilimi esas alınarak) tutar olarak asgari yarısından fazlasının sahte olduğunun, yani herhangi bir mal veya hizmet hareketine ilişkin olmadığının tespiti gerekir. Bu tespitin mükellefin herhangi bir ticari işinin olup olmadığı, faturaların düzenlendiği dönemdeki iş durumu, çevresindeki ticari itibarı gibi hususlarla da desteklenmesi gerekir.
Mükellefin düzenlemiş olduğu belgelerin temin edilememiş olması halinde, fatura dönemleri itibarıyla ticari bir işinin olup olmadığı, mükellefiyetle ilgili ödevlerini yerine getirip getirmediği, herhangi bir vergi ödeyip ödemediği gibi hususlar dikkate alınarak münhasıran sahte belge düzenlemek amacıyla mükellefiyet tesis ettirdiğinin tespit edilmesi halinde, bu bölüme göre özel esaslar kapsamında işlem yapılması gerekmektedir.
Bu şekilde özel esaslar kapsamına alınan mükelleflerin iade talepleri münhasıran vergi inceleme raporu sonucuna göre yerine getirilir.
Bu mükellefler;
- Haklarında düzenlenen raporlara dayanılarak tesis edilen işlemlerin yargı kararı ile iptali veya
213 sayılı Kanunun(153/A) maddesinde belirtilen durumları vergi inceleme raporuna bağlanarak özel esaslar kapsamına alındıkları dönemi takip eden takvim yılı başından itibaren bu süre içerisinde haklarında başkaca bir olumsuz rapor düzenlenmemiş veya olumsuz tespit yapılmamış olmak kaydıyla (süre dolmadan önce yapılan tespitlerde en son tespit tarihinden itibaren), yedi yıl geçtikten sonra müracaatlarına gerek kalmaksızın genel esaslara dönerler.
213 sayılı Kanunun(153/A) maddesinin birinci fıkrasında sayılan haller dolayısıyla mükellefiyeti terkin edilenlerin bu fiillerine iştirak ettiği vergi inceleme raporuyla tespit edilen 3568 sayılı Kanun kapsamında faaliyette bulunan meslek mensupları özel esaslar kapsamına alınırlar ve bu durum meslek mensubunun bağlı bulunduğu vergi dairesince temsil ettikleri tüm mükelleflere bildirilir.
Sahte belge düzenlemenin yanı sıra gerçek mal ve hizmet satışı bulunan mükellefler, bu bölüm kapsamında değerlendirilmez. Bu mükellefler tespit edilen düzenledikleri sahte faturalardan hareketle sahte belge düzenleme fiili nedeniyle özel esaslara alınırlar.
2.2. Sahte Belge Düzenlemek Amacıyla Mükellefiyet Tesis Ettirenlere Mal Teslimi ve Hizmet İfasında Bulunanlar
Sahte belge ticareti amacıyla mükellefiyet tesis ettirilmiş olsa dahi bu mükelleflerin demirbaş alımları (büro mobilyası, bilgisayar, telefon cihazı vb.), genel yönetim giderleri (işyeri kirası, işyerinin tadili, boyanması, kırtasiye ve temizlik malzemeleri, elektrik, doğalgaz, haberleşme vb.) olabileceği gibi asıl faaliyetini gizlemek amacıyla gerçekte bir kısım mal veya hizmet almış olmaları da mümkündür.
Bu nedenle, sahte belge düzenlemek amacıyla mükellefiyet tesis ettirenlere mal tesliminde veya hizmet ifasında bulunan mükelleflerin sahte belge veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleyicisi olarak özel esaslara alınabilmesi için haklarında Tebliğin (IV/E/3.4), (IV/E/3.5), (IV/E/4.2) ve (IV/E/4.3),  bölümlerinde belirtildiği şekilde bir rapor veya tespit bulunması gerekir. Bu durumda bulunan mükellefler hakkında ise ilgili bölüme göre işlem yapılır.
3.Sahte Belge Düzenleyen veya Kullananlar
3.1.Sahte Belge Kavramı
Vergi Usul Kanunu’nun 359’uncu maddesine göre sahte belge, gerçek bir muamele veya durum olmadığı halde bunlar varmış gibi düzenlenen belgedir.
Bir belgenin sahte olup olmadığı belgeden hareketle yapılacak tespitlere bağlıdır. Buna göre;
- İnceleme dönemi veya incelemeye konu dönemlere ilişkin yoklamalar yapılmak suretiyle mükellefin gerçek bir faaliyetinin bulunup bulunmadığı (ilgili dönem mahalle muhtarı, site yöneticisi ve/veya çevredekilerin mükellefin eylem tarihindeki durumuna ilişkin ifadeleri vb.),
- Belgeye konu mal hareketinin gerçekte olup olmadığının fiili veya kaydi envanter ya da randıman incelemesi, karşıt inceleme ve tespit, nakliye, ödeme/tahsilat vb. kanıtlarla tespiti,
- Ticari ilişkisinin olup olmadığı hususu ve ticari ilişkide bulunduğu firmalar,
- Ortaklık yapısı ve ortaklara ilişkin analizler,
- Muhasebecisine yönelik tespitler,
- Maliye Bakanlığı bünyesinde yer alan, hakkında inceleme yapılanlara ve ticari ilişkide bulundukları mükelleflere ilişkin bilgiler,
- Sahte belge ticareti varsa komisyon geliri elde edilip edilmediği,
- Mükellefiyetle ilgili ödevlerin yerine getirilip getirilmediği,
gibi hususlar rapora bağlanmaksızın ya da tespit edilmeksizin bir belgenin sahte olduğu gerekçesiyle mükellef hakkında özel esaslar uygulanmaz.
Başkaca bir tespit bulunmamak kaydıyla, haklarında sadece ihbar veya şikâyet bulunan mükellefler özel esaslara tabi tutulmazlar.
3.2.Haklarında Sahte Belge Düzenleme Raporu Bulunanlar
Sahte belge düzenlenmesine ilişkin olumsuz rapor, nezdinde inceleme yapılan hakkında sahte belge düzenlediği yönünde belirlemelerin yer aldığı, Tebliğin (IV/E/3.1) bölümünde yer alan hususları içerecek şekilde vergi incelemesine yetkili olanlar tarafından düzenlenen rapordur.
Söz konusu rapor “sahte belge düzenleme olumsuz raporu”, bu rapordan hareketle sahte olduğu tespit edilerek rapora bağlanan belgeleri düzenleyen mükellef de “sahte belge düzenleyen” olarak kabul edilir.
3.3.Haklarında Sahte Belge Düzenleme Tespiti Bulunanlar
Sahte belge düzenleme tespiti, bir mükellefin sahte belge düzenlediğinin diğer kişi, işletme veya kurumlar hakkında yapılmakta olan araştırma ve incelemeler sırasında yahut yetkili makamların yazıyla veya elektronik ortamda bildirmesi üzerine vergi dairesinin ıttılaına girmesidir. Bu kapsamda öncelikle mükellef tarafından düzenlenen belgenin sahte olduğunun net olarak tespit edilmesi gerekir.
Yapılan inceleme sırasında sahte belge düzenlendiği hususunda bir tespit yapılmış olması halinde, bu durumun inceleme elemanınca rapor düzenlenmeden önce mükellefin bağlı olduğu vergi dairesine yazılı olarak bildirilmesi mümkündür. Bu durumda incelemede olan mükellef, bu bölüm kapsamında değerlendirilir.
Ancak, vergi incelemesine yetkili olanlar tarafından düzenlenen raporlarda,haklarında herhangi bir olumsuzluğa yer verilmeksizin, hakkında rapor düzenlenen mükellefle ticari ilişkileri ve söz konusu mükellefin ticari ilişkide bulunduğu diğer mükellefler hakkındaki olumsuzluklar dolayısıyla sahte belge düzenleme ihtimali ve/veya şüphesi gerekçesiyle incelenmesi öngörülen mükellefler bu kapsamda değerlendirilmez.
Maliye Bakanlığının ilgili birimlerince yapılan değerlendirme ve analizler sonucunda bireysel olarak veya organize bir şekilde sahte belge düzenleme tespiti de sahte belge düzenleme olumsuz tespiti kapsamında değerlendirilir.
Bu şekilde hakkında sahte belge düzenleme tespiti bulunan mükellefin bilinen adresinde en az iki kişiden oluşan bir grup tarafından yoklama yapılması ve yapılan yoklamada adresinde bulunup bulunmadığı, tespitin ilgili olduğu dönem itibarıyla bildirdiği ticari faaliyetinin bulunup bulunmadığı, işletme kapasitesi ile beyanlarının uyumlu olup olmadığı, işyeri çevresindeki esnaf, site yöneticisi, muhtar gibi kişilerden alınan ifadelerle ticari faaliyeti ve itibarı değerlendirilmek suretiyle, olumsuzluk 15 gün içerisinde tutanağa bağlanır. Olumsuzluk tespit edilememesi veya bu yoklamanın 15 gün içerisinde yapılamaması durumunda mükellef özel esaslar kapsamından çıkarılır.
3.4.Haklarında Sahte Belge Kullanma Raporu Bulunanlar
Sahte belgelerde yer alan KDV’nin indirim hesaplarına dâhil edilmek suretiyle kullanıldığını tespit eden rapor, sahte belge kullanma olumsuz raporu olarak değerlendirilir. Sahte belge kullanıldığına yönelik raporlarda aşağıda yer alan hususların yanı sıra kullanıcının bu belgeyi kayıtlarına intikal ettirip ettirmediği veya beyannamede indirilecek KDV olarak kullanıp kullanmadığının da tespit edilmesi gerekir.
Vergi incelemesine yetkili olanlar tarafından düzenlenen ve sahte belge kullanılmasına ilişkin olan raporlarda;
- İncelenen mükellefle söz konusu belgelerin düzenleyicisi mükellef/mükellefler arasında gerçek bir teslim ve/veya hizmetin bulunup bulunmadığına, herhangi bir ödemede bulunulup bulunulmadığına, ödemenin şekli (banka, çek, senet, kasa, PTT, kredi kartı vb.) ve malın nakliyesi ile ilgili tespitlere veya sahte belge ticareti amacıyla mükellefiyet kaydı söz konusuysa düzenleyicinin mükellefiyet kaydının terkin edilip edilmediğine ilişkin hususlara yer verilmesi,
- Mükellefin söz konusu belgelerdeki mal ve/veya hizmetleri gerçekten alıp almadığının ilave çalışmalarla (kaydi envanter, randıman, karşıt inceleme ve tespit gibi) desteklenmek suretiyle değerlendirilmesi,
- Sahte belge oldukları tespit edilmiş olan belgelerin tutar ve mahiyet bazında tetkik edilerek, bu belgelerde yer alan mal ve/veya hizmetlerin mükellefin söz konusu dönemdeki iş ve işlemlerinin niteliğine, stok durumuna, sermaye ve ödeme kapasitesine uygun olup olmadığının değerlendirilmesi,
- İnceleme dönemine ait beyanları tetkik edilmek suretiyle, mükellefin vergi ödeme gayretlerinin değerlendirilmesi, sürekli olarak devreden KDV beyanı veya iş hacimlerine uygun tutarlarda KDV ödenmemesi veyahut sektör ortalamasının altında karlılık beyanı gibi hususların ortaya konulması,
gerekir.
Tarhiyat önerilmemiş olması bu raporların olumsuz rapor vasfını değiştirmez.
Bu kapsamda işlem yapılabilmesi için, sahte olduğu tespit edilen belgeye dayalı KDV indiriminin reddedilmesi gerekir. Sahte belge tespiti olmaksızın, başka nedenlerle KDV indiriminin reddedilmesi amacıyla düzenlenen raporlar bu kapsamda değerlendirilmez.
Sahte olduğu tespit edilerek rapora bağlanan belgelerin kullanıcısı “sahte belge kullanan”, buna ilişkin rapor da “sahte belge kullanma olumsuz raporu” olarak kabul edilir.
Yapılan inceleme sonucunda mükelleflerin kendileri ya da mal veya hizmet satın aldıkları mükelleflerle ilgili olarak;
- Defter ve belgelerini ibraz etmedikleri,
- KDV beyannamesini vermedikleri,
gibi nedenlerle KDV indirimlerinin reddinden kaynaklanan tarhiyatlarda, inceleme raporlarında tarhiyatın bu tespitlere ilişkin kısmının sahte belge kullanma fiilinden kaynaklandığının açıkça belirtilmemesi halinde, düzenlenen rapor olumsuz rapor kapsamında değerlendirilmez.
Sahte belge kullanımına dayalı KDV indirimlerinin vergi inceleme raporu ile veya mükellefin düzeltme beyanları ile indirilecek KDV tutarlarından düşülmesi durumunda mükellef özel esaslara tabi tutulmaz.
3.5. Haklarında Sahte Belge Kullanma Tespiti Bulunanlar
Sahte belge kullanma tespiti, sahte belgelerde yer alan KDV’nin indirim konusu yapıldığının tespit edilmesidir. Sahte belge kullanma tespitinin varlığından söz edilebilmesi için, sahte olduğu tespit edilen belgede yer alan KDV tutarının indirim konusu yapılmış olması gerekir.
Sahte belge düzenleme raporundan hareketle alıcının sahte belge kullanımından bahsedilebilmesi için, belgenin sahteliğinin yanı sıra, düzenlenen sahte belgenin kullanıcı tarafından kayıtlara intikal ettirilip ettirilmediği ve beyannamede indirilecek KDV olarak dikkate alınıp alınmadığının tespit edilmesi gerekir. Kullanıcının Ba bildirimine söz konusu belgede yazılı tutarı dâhil etmiş olması, sahte belgeyi kullandığına karine olup tespit için tek başına yeterli değildir.
Yapılan inceleme sırasında sahte belge kullanıldığı hususunda bir tespit yapılmış olması halinde, bu durumun inceleme elemanınca rapor düzenlenmeden önce mükellefin bağlı olduğu vergi dairesine yazılı olarak bildirilmesi de bu kapsamdadır.
Kullandığı belgeye yönelik bir tespit veya rapor olmadığı sürece, sadece hakkında sahte belge düzenleme rapor veya tespiti bulunan mükelleften mal veya hizmet alımına dayanılarak alıcı mükellefin özel esaslara tabi tutulması mümkün değildir.
Ticari, zirai veya mesleki faaliyeti olmadığı halde münhasıran sahte belge düzenlemek amacıyla mükellefiyet tesis ettirdiği vergi incelemesine yetkili olanlarca düzenlenen rapor ile tespit edilen ve mükellefiyet kaydının devamına gerek görülmediği raporda belirtildiğinden işi bırakmış addolunarak mükellefiyet kaydı vergi dairesince terkin edilenlerden alım yaptıkları yönünde kayıtları bulunan ve belgelerde yer alan KDV tutarını indirilecek KDV olarak dikkate aldığı tespit edilen mükelleflerin de sahte belge kullanma tespiti kapsamında özel esaslara tabi tutulması gerekir.
Haklarında sahte belge kullanılmasına yönelik olumsuz tespit bulunan mükellefler kendi durumlarından haberdar edilerek kendilerine 15 gün içinde olumsuzluğu giderebilecekleri bildirilir.
Verilen süre içerisinde işlemin gerçekliğini bu Tebliğin (IV/E/5) bölümündeki açıklamalara göre ispat eden veya söz konusu belgede yazılı KDV tutarını indirim hesaplarından çıkarmak suretiyle beyanını düzelten mükellefler özel esaslar kapsamına alınmazlar.
Kendilerine tanınan 15 günlük süre içerisinde yukarıda belirtildiği şekilde olumsuzluğu gidermeyen mükellefler tespitin yapıldığı tarih itibarıyla özel esaslar kapsamına alınırlar.
4.Muhteviyatı İtibariyle Yanıltıcı Belge Düzenleyen veya Kullananlar
4.1.Muhteviyatı İtibariyle Yanıltıcı Belge Kavramı
Vergi Usul Kanunu’nun 359’uncu maddesine göre muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge, gerçek bir muamele veya duruma dayanmakla birlikte bu muamele veya durumu mahiyet veya miktar itibarıyla gerçeğe aykırı şekilde yansıtan belgedir. Buna göre;
- Belgenin mahiyet veya miktar itibarıyla gerçeğe aykırı olup olmadığı,
- Belgede yer alan bilgilerin gerçeğe aykırı olduğunun (ödeme bilgileri, mal hareketleri ve alıcı bilgileri gibi) deliller ile tespiti,
- Belgede yer alması zorunlu bilgilerde tahrifat yapılıp yapılmadığı,
- Belgede bulunması zorunlu bilgilerin (vatandaşlık numarası, vergi kimlik numarası ve adres gibi) gerçeği yansıtıp yansıtmadığı,
- Gerçekte satılan mal veya verilen hizmet yerine başka bir mal satıldığı veya hizmetin ifa edildiği,
gibi hususlar rapora bağlanmaksızın ya da tespit edilmeksizin bir belgenin muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı olduğu gerekçesiyle mükellef hakkında özel esaslar uygulanmaz.
Başkaca bir tespit bulunmamak kaydıyla, haklarında sadece ihbar veya şikâyet bulunan mükellefler özel esaslara tabi tutulmaz.
4.2. Haklarında Muhteviyatı İtibariyle Yanıltıcı Belge Düzenleme Raporu Bulunanlar
Muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenlenmesine ilişkin olumsuz rapor, nezdinde inceleme yapılan hakkında muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenlediği yönünde belirlemelerin yer aldığı, vergi incelemesine yetkili olanlar tarafından düzenlenen rapordur.
Söz konusu rapordan hareketle muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge olduğu tespit edilerek rapora bağlanan belgeleri düzenleyen mükellef            “muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleyen”, buna ilişkin rapor da “muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleme olumsuz raporu” olarak kabul edilir.
4.3. Haklarında Muhteviyatı İtibariyle Yanıltıcı Belge Düzenleme Tespiti Bulunanlar
Muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleme tespiti, bir mükellefin muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenlediğinin diğer kişi, işletme veya kurumlar hakkında yapılmakta olan araştırma ve incelemeler sırasında yahut yetkili makamların yazıyla veya elektronik ortamda bildirmesi üzerine vergi dairesinin ıttılaına girmesidir. Bu kapsamda öncelikle mükellef tarafından düzenlenen belgenin muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı olduğunun net olarak tespit edilmesi gerekir.
Yapılan inceleme sırasında yanıltıcı belge düzenlendiği hususunda bir tespit yapılmış olması halinde, bu durumun inceleme elemanınca rapor düzenlenmeden önce mükellefin bağlı olduğu vergi dairesine yazılı olarak bildirilmesi mümkündür. Bu durumda incelemede olan mükellef, bu bölüm kapsamında değerlendirilir.
Ancak, vergi incelemesine yetkili olanlar tarafından düzenlenen raporlarda,haklarında herhangi bir olumsuzluğa yer verilmeksizin, hakkında rapor düzenlenen mükellefle ticari ilişkileri ve söz konusu mükellefin ticari ilişkide bulunduğu diğer mükellefler hakkındaki olumsuzluklar dolayısıyla yanıltıcı belge düzenleme ihtimali ve/veya şüphesi gerekçesiyle incelenmesi öngörülen mükellefler bu kapsamda değerlendirilmez.
Maliye Bakanlığının ilgili birimlerince yapılan değerlendirme ve analizler sonucunda bireysel olarak veya organize bir şekilde muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belgedüzenleme tespiti de muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleme olumsuz tespiti kapsamında değerlendirilir.
Bu şekilde hakkında muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleme tespiti bulunan mükellefin bilinen adresinde en az iki kişiden oluşan bir grup tarafından yoklama yapılması ve yapılan yoklamada adresinde bulunup bulunmadığı, tespitin ilgili olduğu dönem itibarıyla bildirdiği ticari faaliyetinin bulunup bulunmadığı, işletme kapasitesi ile beyanlarının uyumlu olup olmadığı, işyeri çevresindeki esnaf, site yöneticisi, muhtar gibi kişilerden alınan ifadelerle ticari faaliyeti ve itibarı değerlendirilmek suretiyle, olumsuzluk 15 gün içerisinde tutanağa bağlanır. Olumsuzluk tespit edilememesi veya bu yoklamanın 15 gün içerisinde yapılamaması durumunda mükellef özel esaslar kapsamından çıkarılır.
4.4.Haklarında Muhteviyatı İtibariyle Yanıltıcı Belge Kullanma Raporu Bulunanlar
Muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge niteliği tespit edilen belgelerde yer alan KDV tutarlarının indirim konusu yapıldığını tespit eden, vergi incelemesine yetkili olanlarca düzenlenmiş raporlar bu kapsamda muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge kullanma olumsuz raporu olarak değerlendirilir.
Muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge kullanımına dayalı KDV indirimlerinin vergi inceleme raporu ile veya mükellefin düzeltme beyanları ile indirilecek KDV tutarlarından düşülmesi durumunda mükellef özel esaslara tabi tutulmaz.
4.5.Haklarında Muhteviyatı İtibariyle Yanıltıcı Belge Kullanma Tespiti Bulunanlar
Muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge kullanma tespiti, bir mükellefin muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge kullandığının diğer kişi, işletme veya kurumlar hakkında yapılmakta olan araştırma ve incelemeler sırasında yahut yetkili makamların (Maliye Bakanlığının ilgili birimleri dahil) yazıyla bildirmesi üzerine vergi dairesinin ıttılaına girmesidir. Bu kapsamda öncelikle belgenin muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı olduğunun, sonrasında ise mükellefin bu belgede yer alan KDV’yi indirim konusu yaptığının net olarak tespit edilmesi gerekir.
Haklarında muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge kullanılmasına yönelik olumsuz tespit bulunan mükellefler kendi durumlarından haberdar edilerek kendilerine 15 gün içinde olumsuzluğu giderebilecekleri bildirilir.
Verilen süre içerisinde belgenin işlemi mahiyet ve miktar itibarıyla doğru olarak yansıttığını Tebliğin (IV/E/5) bölümündeki açıklamalara göre ispat eden veya söz konusu belgede yazılı KDV tutarını indirim hesaplarından çıkarmak suretiyle beyanını düzelten mükellefler özel esaslar kapsamına alınmaz.
Kendilerine tanınan 15 günlük süre içerisinde yukarıda belirtildiği şekilde olumsuzluğu gidermeyen mükellefler tespitin yapıldığı tarih itibarıyla özel esaslar kapsamına alınır.
5. İşlemlerin Gerçekliğini İspat
213 sayılı Kanunun 3/B maddesine göre vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyeti esas olup, vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin yemin hariç her türlü delille ispatlanması mümkündür.
Düzenledikleri veya kullandıkları belgelerin sahteliğine veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı olduğuna ilişkin inceleme veya idari araştırma aşamasında mükellefe, söz konusu belgelerin gerçekliğine yönelik deliller ileri sürme imkânı verilir. Aynı şekilde kendileri hakkında olumsuz rapor veya olumsuz tespit bulunmamakla birlikte mal veya hizmet satın aldıkları mükellefler hakkında olumsuz rapor veya olumsuz tespit bulunan mükelleflere de bu imkân sağlanır. Söz konusu karşı deliller inceleme veya araştırmaya konu iş, işlem ve belgelerle ilgili olmalı ve bir yazı ile idari makama ibraz edilmelidir. Karşı deliller incelemeye başlanmış olması halinde inceleme elemanına, incelemeye başlanmamışsa ilgili vergi dairesine sunulur.
Dolayısıyla idare tarafından sahte veya yanıltıcı olduğu yönünde bulgular bulunan bir belgenin gerçek bir işleme dayandığı ve dayandığı işlemi mahiyet ve miktar itibarıyla doğru olarak yansıttığı işlemin tarafları, ilgilileri (iade talep edenler) veya mükellefler tarafından 213 sayılı Kanunun 3’üncü maddesindeki delil serbestisi kapsamında iddia ve ispat olunabilir.
İleri sürülen karşı delillerin işlemin gerçekliğini göstermesi halinde özel esaslar uygulanmaz. İşlemin tarafları, ilgililer ve mükelleflerin, delillerini bir rapora bağlamak suretiyle ve işlem ve belge ile ilgili olmak koşuluyla ileri sürmeleri gerekir. İşlem ve belgeyle ilgili olmayan iddia ve deliller dikkate alınmaz.
Bu şekilde ileri sürülen iddia ve deliller, inceleme elemanı veya idare tarafından karşı delillerle çürütülmek suretiyle belgenin sahte veya yanıltıcı olduğu ispatlanabilir. Bu durumda ileri sürülen delillerin ele alınıp raporda veya dayanak bir yazı ile çürütüldüğü karşı delillerle açıklanarak mükellef veya ilgili özel esaslara alınır.
Sınırlandırıcı olmamak kaydıyla belgenin gerçekliğini ve doğruluğunu ispatta aşağıdaki deliller kullanılabilir:
a) İşlem bedelinin ödendiğinin belgelendirilmesi.
Ödeme, iade talebinde bulunan mükellef tarafından ödemeyi tevsik eden belge aslı veya noter onaylı örneği ile tevsik edilebilir.
Ödemenin 5411 sayılı Bankalar Kanunu hükümlerine göre faaliyette bulunan bankalar vasıtasıyla veya 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun[60]785 inci maddesinin (1) numaralı fıkrası kapsamında düzenlenen çekler ile de tevsiki mümkündür.
Ayrıca internet bankacılığı yoluyla yapılan ödemelerde, banka dekontu yerine ilgili banka şubesi tarafından onaylı internet çıktıları ya da mükellefler tarafından ödeme yapılan bankalardan alınan onaylı hesap ekstreleri ödemenin tevsikinde kullanılabilir.
Ödeme, kredi kartı (iade talebinde bulunan kişi veya kuruma ait), tapu devri, kamu kurum ve kuruluşları aracılığıyla (ön ödeme avansı şeklinde kamu kurum ve kuruluşlarının veznesine ödeme gibi) yapılmak suretiyle de tevsik edilebilir.
Ödemenin PTT yoluyla yapıldığı durumlarda, ödeme sırasında düzenlenecek belge, (satıcının veya adına hareket edenlerin adı-soyadı (tüzel kişilerde unvanı) ile banka hesap numarası ve vergi kimlik numarası doğru olarak yazdırılmak kaydıyla) ödemeyi tevsik eden delil olarak ileri sürülebilir.
b) Taşıma, yükleme, boşaltma, depolama, ambalajlama, ve benzeri işlemlerin yapıldığına yönelik belgeler, sigorta belgesi, vergi, resim, harç, pay, fon gibi ödemeler yapılmışsa bu ödemelere ait belgeler işlemin gerçekliğinin tevsikinde delil olarak kullanılabilir.
6. Haklarında Olumsuz Rapor Bulunan Mükelleflerin İade Talepleri
Haklarında sahte belge veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleme veya kullanma raporu bulunan mükelleflerin iade talepleri aşağıdaki usul ve esaslara göre yerine getirilir.
6.1. Haklarında Sahte Belge veya Muhteviyatı İtibariyle Yanıltıcı Belge Düzenleme Raporu Bulunanların İade Talepleri
6.1.1. İade Taleplerinin Yerine Getirilmesi
Haklarında sahte belge veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenlediği konusunda olumsuz rapor bulunanların raporun vergi dairesine intikal ettiği tarih itibarıyla henüz sonuçlandırılmamış iade talepleri dahil, bu tarihten sonraki iade talepleri,
- Sahte belge düzenleyenler için beş kat,
- Muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleyenler için ise dört kat
teminat karşılığında yerine getirilir.
Teminat gösterilmemesi halinde iade talepleri, münhasıran vergi inceleme raporu sonucuna göre yerine getirilir. Raporun intikal ettiği tarihten önceki dönemler için alınan teminatlar da dâhil olmak üzere iade için alınan tüm teminatlar vergi inceleme raporu sonucuna göre çözülür.
6.1.2. Genel Esaslara Dönüş
Sahte belge veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleme olumsuz raporuyla özel esaslara tabi tutulan mükellefler, aşağıda sayılan şartlardan birisinin gerçekleşmesi halinde genel esaslara dönerler:
a) Sahte belge veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleme fiiline ilişkin olarak düzenlenen raporlara dayanılarak yapılan tarhiyatın yargı kararları ile terkin edilmesi,
b) Mükelleflerin sahte belge veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleme raporlarına dayanılarak yapılan tarhiyatları (kesilecek ceza ve hesaplanacak gecikme faizi dâhil) ödemeleri veya tamamına teminat göstermeleri ve yapılan inceleme sonucunda düzenlenen olumlu raporun vergi dairesi kayıtlarına intikal etmesi,
c) Haklarında olumsuz rapor bulunan ve raporun ilgili olduğu dönemden sonraki dönemlerdeiade talebinde bulunmayan mükellefler için, düzenleme raporuna dayanılarak yapılan tarhiyatları (kesilecek ceza ve hesaplanacak gecikme faizi dâhil) ödemeleri veya tamamına teminat göstermeleri şartıyla, talepleri üzerine daha sonra yapılan inceleme sonucunda düzenlenen olumlu raporun vergi dairesi kayıtlarına intikal etmesi,
ç) Özel esaslar kapsamına alınılan dönemi takip eden vergilendirme döneminden itibaren bu süre içerisinde başka bir olumsuzluk olmaması kaydıyla (süre dolmadan önce yazılan olumsuz raporlarda en son raporun vergi dairesi kayıtlarına intikal ettiği tarihten itibaren), sahte belge düzenleme fiilinde beş yıl, muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleme fiilinde dört yıl geçmesi.
Genel esaslara dönüşe ilişkin şartın gerçekleştiği tarih itibarıyla henüz sonuçlanmayanlar da dâhil KDV iade talepleri genel esaslara göre yerine getirilir. Yargı kararı sonucuna göre genel esaslara dönüşte, iade taleplerinde de yargı kararı doğrultusunda işlem yapılır.
Süre nedeniyle özel esaslardan çıkış, vergi dairesince resen uygulanır.
6.2. Haklarında Sahte Belge veya Muhteviyatı İtibariyleYanıltıcı Belge Kullanma Raporu Bulunanlar
6.2.1. İade Taleplerinin Yerine Getirilmesi
Haklarında sahte belge veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge kullanımına ilişkin olumsuz rapor bulunan mükelleflerin, raporun vergi dairesi kayıtlarına intikal ettiği tarihe kadar henüz sonuçlandırılmamış iade talepleri dâhil, bu tarihten sonraki iade talepleri;
- Sahte belge kullanımında dört kat,
- Muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge kullanımında ise üç kat,
teminat karşılığında, teminat gösterilmemesi halinde münhasıran vergi inceleme raporu sonucuna göre yerine getirilir. Raporun intikal ettiği tarihten önceki dönemler için alınan teminatlar da dâhil olmak üzere iade için alınan tüm teminatlar vergi inceleme raporu ile çözülür.
6.2.2. Genel Esaslara Dönüş
Sahte belge veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge kullanma olumsuz raporuyla özel esaslara tabi tutulan mükellefler, aşağıda sayılan şartlardan birisinin gerçekleşmesi halinde genel esaslara dönerler:
a) Haklarında sahte belge kullanılmasına yönelik olumsuz rapor bulunan mükelleflerin söz konusu belgeleri indirim hesaplarından çıkarmak suretiyle beyanlarını düzeltmeleri,
b) Kullanma raporları üzerine yapılan tarhiyatın yargı kararıyla terkin edilmesi,
c) Sahte belge veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge kullanma raporlarında tarhı öngörülen vergi ve buna ilişkin olarak hesaplanacak gecikme faizi ile kesilmesi istenen cezanın ödenmesi veya bunların tamamı için teminat gösterilmesi,
ç) Özel esaslar kapsamına alınılan dönemi takip eden vergilendirme döneminden itibaren bu süre içerisinde başka bir olumsuzluk olmaması kaydıyla (süre dolmadan önce yazılan olumsuz raporlarda en son raporun vergi dairesi kayıtlarına intikal ettiği tarihten itibaren), sahte belge kullanma fiilinde dört yıl, muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge kullanma fiilinde üç yıl geçmesi.
Genel esaslara dönüşe ilişkin şartın gerçekleştiği tarih itibarıyla henüz sonuçlanmayanlar da dâhil KDV iade talepleri genel esaslara göre yerine getirilir. Yargı kararı sonucuna göre genel esaslara dönüşte, iade taleplerinde de yargı kararı doğrultusunda işlem yapılır.
Süre nedeniyle özel esaslardan çıkış, vergi dairesince resen uygulanır.
7. Haklarında Sahte Belge veya Muhteviyatı İtibariyle Yanıltıcı Belge Düzenleme veya Kullanma Tespiti Bulunan Mükelleflerin İade Talepleri
7.1. Haklarında Sahte Belge veya Muhteviyatı İtibariyleYanıltıcı Belge Düzenlediği Konusunda Tespit Bulunanlar
7.1.1. İade Taleplerinin Yerine Getirilmesi
Haklarında sahte belge veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenlediği konusunda tespit bulunan mükelleflerin iade talepleri;
-Sahte belge düzenleme tespitinde dört kat,
-Muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleme tespitinde ise üç kat,
teminat karşılığında, teminat gösterilmemesi halinde münhasıran vergi inceleme raporu sonucuna göre yerine getirilir. Raporun intikal ettiği tarihten önceki dönemler için alınan teminatlar da dâhil olmak üzere iade için alınan tüm teminatlar vergi inceleme raporu ile çözülür.
7.1.2. Genel Esaslara Dönüş
Sahte belge veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleme tespiti kapsamında özel esaslara tabi tutulan mükellefler, aşağıda sayılan şartlardan birisinin gerçekleşmesi halinde genel esaslara dönerler:
a)Sahte belge veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belgedüzenleme tespitinin ilgili olduğu döneme ilişkin yapılacak inceleme sonucunda düzenlenen raporun olumlu olması,
b) Haklarında düzenleme tespiti bulunan ve tespitin ilgili olduğu dönemden sonraki dönemlerdeiade talebinde bulunmayan mükellefler için, talepleri üzerine daha sonra yapılan inceleme sonucunda düzenlenen olumlu raporun vergi dairesi kayıtlarına intikal etmesi,
c) Düzenleme tespitine dayalı olarak tesis edilen işlemlerin yargı kararıyla iptal edilmesi,
ç) Özel esaslar kapsamına alınılan dönemi takip eden vergilendirme döneminden itibaren bu süre içerisinde başka bir olumsuzluk olmaması kaydıyla (süre dolmadan önce yapılan tespitlerde en son tespit tarihinden itibaren), sahte belge düzenleme tespitlerinde dört yıl, muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleme tespitlerinde üç yıl geçmesi.
Genel esaslara dönüşe ilişkin şartın gerçekleştiği tarih itibarıyla henüz sonuçlanmayanlar da dâhil KDV iade talepleri genel esaslara göre yerine getirilir. Yargı kararı sonucuna göre genel esaslara dönüşte, iade taleplerinde de yargı kararı doğrultusunda işlem yapılır.
Süre nedeniyle özel esaslardan çıkış, vergi dairesince resen uygulanır.
7.2. Haklarında Sahte Belge veya Muhteviyatı İtibariyleYanıltıcı Belge Kullandığı Konusunda Tespit Bulunanlar
7.2.1. İade Taleplerinin Yerine Getirilmesi
Haklarında sahte belge veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge kullanma tespiti bulunan mükelleflerin iade talepleri, kendilerine yazılı olarak verilen 15 günlük süre içerisinde belgenin gerçekliğini ve doğruluğunu Tebliğin (IV/E/5) bölümündeki açıklamalara göre ispat etmeleri kaydıyla genel esaslara göre yerine getirilir.
Belgenin gerçekliğini ve doğruluğunu ispat etmemekle birlikte, söz konusu belgelerde yer alan KDV tutarlarını indirim ve iade hesabından çıkaran veya bu kısma sahte belge kullanma tespitlerinde üç kat, muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge kullanma tespitlerinde iki kat teminat gösteren mükelleflerin geri kalan iade talepleri genel esaslara göre sonuçlandırılır.
Teminat gösterilmemesi veya bu alışlara isabet eden kısmın indirim ve iade talebinden çıkarılmaması durumunda ise, iade talepleri vergi inceleme raporuna göre yapılır.
7.2.2. Genel Esaslara Dönüş
Sahte belge veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge kullanma tespiti kapsamında özel esaslara tabi tutulan mükellefler, aşağıda sayılan şartlardan birisinin gerçekleşmesi halinde genel esaslara dönerler:
a) Haklarında sahte belge veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belgekullanıldığına yönelik olumsuz tespit bulunan mükelleflerin kendilerine verilen 15 günlük süre içinde söz konusu belgeleri indirim hesaplarından çıkarmak suretiyle beyanlarını düzeltmeleri veya kendilerine yazılı olarak verilen 15 günlük süre içerisinde işlemin gerçekliğini Tebliğin (IV/E/5)  bölümündeki açıklamalara göre ispat etmeleri,
b) Olumsuz tespitin ilişkin olduğu belgelere dayanılarak indirim ve iade konusu yapılan KDV tutarlarının sahte belge için üç katı, muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge için iki katı teminat gösterilmesi,
c) İlgili dönem veya daha sonraki bir dönemle ilgili inceleme sonucunda düzenlenecek olumlu raporun vergi dairesi kayıtlarına intikal etmesi,
ç) Tespitin veya tespite dayanılarak tesis edilen işlemlerin yargı kararıyla iptal edilmesi,
d) Özel esaslar kapsamına alınılan dönemi takip eden vergilendirme döneminden itibaren bu süre içerisinde başka bir olumsuzluk olmaması kaydıyla (süre dolmadan önce yapılan tespitlerde en son tespit tarihinden itibaren), sahte belge kullanma tespitlerinde üç yıl, muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge kullanma tespitlerinde iki yıl geçmesi.
Genel esaslara dönüşe ilişkin şartın gerçekleştiği tarih itibarıyla henüz sonuçlanmayanlar da dâhil KDV iade talepleri genel esaslara göre yerine getirilir. Yargı kararı sonucuna göre genel esaslara dönüşte, iade taleplerinde de yargı kararı doğrultusunda işlem yapılır.
Süre nedeniyle özel esaslardan çıkış, vergi dairesince resen uygulanır.
8. İadeye Esas Diğer Belgelerin Sahte veya Muhteviyatı İtibariyle Yanıltıcı Olması
Üzerinde KDV gösterilen fatura ve benzeri belgeler dışında kalan ve her bir iade hakkı doğuran işlem için işlemin niteliğine göre ayrıca belirlenmiş olan belgelerin sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı olması durumunda da, ilgili hakkında özel esaslar uygulanır.
Söz konusu belgelerin sahte olması durumunda “sahte belge düzenleme”, muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı olması durumunda ise “muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleme” fiillerine yönelik düzenlemeler kapsamında işlem yapılır.
9. Diğer Tespitler
9.1. Adresinde Bulunamama
Bilinen adresinde bulunmadığı yoklama ile tespit edilen mükellefler, 30 gün içinde yapılan ikinci yoklamada da adresinde bulunamamaları halinde ikinci yoklama tarihi itibarıyla özel esaslara alınırlar. İkinci yoklamanın en az iki personel tarafından yapılarak tutanağa bağlanması gerekir.
Vergiye müteallik ödevleri yerine getirilmekle birlikte, sadece işi bırakma bildiriminde bulunulmamış olması olumsuz tespit sayılmaz.
Adreslerinde bulunmadıkları konusunda haklarında tespit bulunanların sonuçlandırılmamış olanlar da dâhil bütün iade talepleri, tespitin yapılmasından itibaren münhasıran iki kat teminat karşılığında veya vergi inceleme raporu sonucuna göre yerine getirilir. Teminat vergi inceleme raporuna göre çözülür.
Mükellef, adresinin tespiti veya kendi başvurusuna istinaden yapılan yoklamada adresinde veya yeni bildirdiği adreste bulunması durumunda, adreste bulunma tarihi itibarıyla genel esaslara alınır ve bu tarihten itibaren, henüz sonuçlanmayan iade talepleri de dâhil olmak üzere iade talepleri genel esaslara göre yerine getirilir.
9.2. Defter ve Belge İbraz Etmeme
Vergi incelemesine yetkili olanlarca veya takdir komisyonlarınca ibrazı istenen, varlığı noter kayıtları veya sair surette sabit olan defterlerin ve ilgili dönem kayıtlarına esas belgelerin mücbir sebep sayılan haller dışındaki nedenlerle KDV mükellefleri tarafından ibraz edilmemesi durumunda, mükellef özel esaslar kapsamına alınır.
Bu tespitin varlığı için defter ve belge ibrazına ilişkin ek süre dâhil verilen sürenin dolmuş olması gerekmektedir.
Özel esas uygulaması bakımından “defter ve belge” ifadesinden, 213 sayılı Kanun uyarınca tutulan veya düzenlenen, saklanma ve ibraz mecburiyeti bulunan defter ve belgeler anlaşılmalıdır.
Örneğin, ödeme kaydedici cihazı kullanım dışı kaldığı halde ödeme kaydedici cihaz mali hafıza raporunu ve buna dair yetkili servisçe düzenlenmesi gereken tutanağı ilgili vergi dairesine ibraz etmeyen mükelleflerin bu fiilleri “defter ve belge ibraz etmeme olumsuz tespiti” kapsamında değerlendirilmez. Aynı şekilde ilgili dönemdeki KDV’ye tabi mal ve hizmet alışlarına ilişkin fatura ve benzeri belgelerin dökümünü gösteren “İndirilecek KDV Listesi”nin ibraz edilmemesi de bu kapsamda bir olumsuz tespit olarak değerlendirilmez.
Defter ve belge ibraz etmeme fiilinin varlığından söz edilebilmesi için defter ve belgelerin ibrazına ilişkin yazının mükellefe tebliği gerekmekte olup, söz konusu yazının 213 sayılı Kanunun 93 ila 109 uncu maddeleri arasında düzenlenen “Tebliğ” hükümleri doğrultusunda tebliğinin sağlanmış olması gereklidir.
Faaliyetini sona erdirenlerin kullanılmayan belgelerini iptal edilmek üzere ibraz etmemesi de bu kapsamdadır.
Mücbir sebep sayılan haller dışındaki nedenlerle defter ve belgelerini ibraz etmedikleri konusunda tespit bulunanların, tespitin ilgili olduğu döneme ait iade talepleri defter ve belgeleri ibraz etmedikleri sürece yerine getirilmez. Henüz sonuçlanmayanlar dâhil diğer dönemlere ait iade talepleri ise iki kat teminat karşılığında veya münhasıran vergi inceleme sonucuna göre yerine getirilir. Teminat vergi inceleme raporu sonucuna göre çözülür.
Defter ve belgelerini daha sonra idareye ibraz eden mükellefin genel esaslara dönüşü sağlanır ve henüz sonuçlanmayan iade talepleri de dâhil olmak üzere iade talepleri genel esaslara göre yerine getirilir.
Defter ve belgelerini 213 sayılı Kanunun 13 üncü maddesinde yer alan mücbir sebep hallerinden biri nedeniyle ibraz edemeyen mükelleflere özel esaslar uygulanmaz.
Haklarında, tarh zamanaşımı öncesi dönemlere ilişkin olarak defter belge ibraz etmeme tespiti bulunan mükelleflerin iade talepleri, tarh zamanaşımının dolduğu tarihten itibaren genel esaslara göre yerine getirilir.
9.3. Beyanname Vermeme
Birden fazla döneme ilişkin 1 no.lu KDV beyannamesini (süresinden sonra verilenler hariç) vermeyen mükellefler özel esaslara tabi tutulur.
Beyanname verilmeyen dönemlere ilişkin iade talebinde bulunulması mümkün değildir.
Beyanname vermeme kapsamında özel esaslara tabi tutulan mükelleflerin, beyanname verdikleri dönemlere ilişkin iade talepleri münhasıran vergi inceleme raporu sonucuna göre yerine getirilir.
Verilmeyen beyannamelerin usulüne uygun olarak verilmesi durumunda, mükellef genel esaslara döner ve henüz sonuçlanmayan iade talepleri de dâhil olmak üzere iade talepleri genel esaslara göre yerine getirilir.
Haklarında, tarh zamanaşımı öncesi dönemlere ilişkin olarak beyanname vermeme tespiti bulunan mükelleflerin iade talepleri, tarh zamanaşımının dolduğu tarihten itibaren genel esaslara göre yerine getirilir.
9.4. İhtiyati Tahakkuk veya İhtiyati Haciz Uygulanan Mükellefler
İade talebinde bulunan mükellefler hakkında KDV yönünden ihtiyati tahakkuk veya ihtiyati haciz uygulanması halinde, ihtiyati tahakkuk veya ihtiyati haczi istenen KDV tutarı kadar teminat gösterilmesi şartıyla bu mükelleflerin diğer dönemlere ilişkin iade talepleri genel esaslara göre yerine getirilir. Aksi halde iade talepleri, vergi incelemesi sonucuna göre yerine getirilir.
Bu uygulama, bu mükelleflerin ortakları, kanuni temsilcileri ve bunların kurduğu veya ortak olduğu mükellefler bakımından geçerli değildir.
Bu bölüm kapsamında iade talepleri özel esaslara göre yerine getirilen mükelleflerden alım yapanların ve sonraki safhalarda yer alan mükelleflerin iade taleplerinde özel esaslar uygulanmaz.
Açılan dava sonucunda verilen yargı kararı üzerine işlem tesis edileceği tabiidir.
İhtiyati tahakkuk veya ihtiyati hacze dayanak teşkil eden işlemler, özel esaslar uygulanmasını gerektiren diğer işlemlerdense, Tebliğin o işlemlere ilişkin düzenlemelerinin de dikkate alınacağı tabiidir.
10. Özel Esaslara Tabi Mükelleflerin Kanuni Temsilcileri, Ortakları, Ortak Oldukları veya Bunların Kurdukları veya Ortağı Oldukları Mükellefler ile Kanuni Temsilcisi Oldukları Mükellefler
Haklarında sahte belge veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenlediği konusunda olumsuz rapor veya tespit bulunan mükelleflerle ilgili olarak Tebliğin sahte belge veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleme raporu ve tespiti bölümlerinde yer alan düzenlemeler;
- Bu mükelleflerin raporun ait olduğu vergilendirme dönemindeki ortakları ve kanuni temsilcileri,
- Kendileri ve bunların kurdukları veya ortağı oldukları mükellefler,
- Kendileri veya bunların kanuni temsilcisi oldukları mükellefler
hakkında da uygulanır.
Kooperatifler ve sermaye şirketlerinde bu hüküm bunların kanuni temsilcileri ile sadece sahte belge veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenlenmesine neden olan ortakları ve bunların kurdukları veya ortağı oldukları ya da kanuni temsilcisi oldukları mükellefler hakkında uygulanır.
Haklarında sahte belge veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenlediği konusunda rapor veya tespit bulunanların genel esaslara dönüşü, bunların kanuni temsilcilerinin, ortaklarının, ortağı oldukları mükelleflerin, kendileri ve bunların kurduğu ve ortağı olduğu veya kanuni temsilcisi oldukları mükelleflerin de genel esaslara dönüşünü sağlar.
Bu şekilde özel esaslara tabi tutulanlar hakkında düzenlenen olumlu raporlar, vergi dairesi kayıtlarına intikal ettikleri tarih itibarıyla genel esaslara dönüşü sağlar. Bu kapsamda özel esaslara tabi mükelleflerin, olumlu raporla genel esaslara dönmek amacıyla özel esaslara tabi tutulmaya başladıkları tarihten sonraki herhangi bir vergilendirme döneminin incelenmesini talep etmeleri mümkündür.
Sahte belge veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenlediği konusunda hakkında olumsuz rapor veya tespit bulunan mükelleflerin kanuni temsilcileri ile ortaklarının, olumsuz rapor bulunan mükellef dışında kurdukları veya ortağı oldukları şirketlerden ayrılmış olmaları halinde, ayrıldıkları mükelleflerin iade talepleri (henüz sonuçlanmayanlar dâhil) özel esaslar uygulanmasını gerektiren başka bir husus olmadıkça ortaklıktan veya kanuni temsilcilikten ayrılma tarihinden itibaren genel esaslara göre yerine getirilir. Ancak, kanuni temsilcilik sıfatının devam etmesi halinde, ortaklıktan ayrılma tek başına genel esaslara dönüşü sağlamaz.
Haklarında sahte belge veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenlediği konusunda olumsuz rapor veya tespit bulunan kooperatif veya sermaye şirketlerinin kurdukları veya ortağı oldukları şirketlerdeki paylarının kontrolünün kamu kurum veya kuruluşları ile icra dairelerinde olması nedeniyle devredilmesinin imkânsız bulunması ve bu şirketlerle aralarında haksız KDV iadesi almaya yönelik ticari bir ilişki bulunduğunun da tespit edilememesi halinde, kurdukları veya ortağı oldukları bu mükelleflerin iade talepleri genel esaslara göre yerine getirilir.
Sahte belge veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge kullandığı konusunda haklarında olumsuz rapor veya tespit bulunan veya düzenleme haricinde diğer olumsuz tespitlerden biri bulunan mükelleflerin ortaklarının, kanuni temsilcilerinin, kurdukları veya ortağı oldukları mükellefler ile bunların kurdukları veya ortağı oldukları mükelleflerin iade talepleri, kendileri hakkında olumsuz rapor veya tespit bulunmaması koşuluyla genel esaslara göre yerine getirilir.
11. Doğrudan Mal veya Hizmet Temin Ettikleri Mükellefler Hakkında Olumsuz Rapor veya Tespit Bulunanlar
Kendileri hakkında olumsuz rapor veya tespit bulunmayan mükelleflerin iade taleplerinden,
-Sahte belge düzenleme raporu veya tespiti bulunan mükelleflerden yaptıkları alışlara isabet eden kısma üç kat,
-Muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleme raporu veya tespiti bulunan mükelleflerden yaptıkları alışlara isabet eden kısma iki kat teminat göstermeleri kaydıyla, bu kısmın iadesi teminat karşılığında, kalan kısmın iadesi genel esaslara göre yerine getirilir. Teminat vergi inceleme raporu ile çözülür.
Kendileri hakkında herhangi bir olumsuzluk bulunmadığı halde doğrudan mal veya hizmet temin ettiği mükellefler hakkında sahte belge veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleme raporu veya tespiti bulunan mükelleflere 15 gün içinde olumsuzluğu giderebilecekleri bildirilir.
Verilen süre içerisinde belgenin gerçekliğini ve doğruluğunu bu Tebliğin (IV/E/5) bölümündeki açıklamalara göre ispat eden veya söz konusu alışlara isabet eden kısmı iade hesaplarından çıkaranmükelleflerin iade talepleri genel esaslara göre sonuçlandırılır.
Sahte belge veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleme raporu veya tespiti bulunanlardan alımları bulunmakla birlikte, iadesi talep edilen KDV tutarları içerisinde bunlardan alımlara yönelik belge bulunmayanların iade talepleri, başka bir olumsuzluk olmaması kaydıyla genel esaslara göre yerine getirilir.
Haklarında sahte belge veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleme tespiti dışında olumsuz tespit bulunanlardan alım yapan mükelleflerin, tespite ilişkin tarihten sonra herhangi bir belgeyi içermeyen iade talepleri, başka bir olumsuzluk olmaması kaydıyla genel esaslara göre yerine getirilir. İade hesabında olumsuz tespitin bulunduğu döneme ilişkin alış bulunması durumunda, bu alış belgelerinin gerçekliğinin ve doğruluğunun ispatı veya iade hesabından çıkarılması veyahut iki kat teminat gösterilmesi suretiyle, diğer kısmın iadesi genel esaslara göre yapılır. Teminat vergi inceleme sonucuna göre çözülür.
Haklarında sahte belge veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleme raporu veya tespiti bulunanların kanuni temsilcileri ve bunların kurduğu veya ortağı olduğu mükelleflerden mal veya hizmet alanların iade talepleri, kendileri hakkında olumsuz rapor veya tespit olmadıkça genel esaslara göre yerine getirilir.
İade taleplerinin genel esaslara göre yerine getirilmesinde, iade talebinden tenzil edilen tutarların, indirime engel başka bir husus bulunmaması kaydıyla, ilgili dönem indirim hesaplarından da çıkarılması aranmaz.
Olumsuz rapor veya tespit kapsamında özel esaslara tabi mükelleflerin genel esaslara dönüşü, bunlardan alım yapanların da genel esaslara dönüşünü sağlar.
12. Geçiş Hükümleri
Bu Tebliğin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla özel esaslar kapsamında bulunan mükelleflerden;
- Haklarında sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge (SMİYB) düzenleme raporu bulunanların durumu Tebliğin (IV/E-6.1.2),
- Haklarında SMİYB düzenleme tespiti bulunanların durumu Tebliğin (IV/E-7.1.2.),
- Haklarında SMİYB kullanma raporu bulunanların durumu Tebliğin (IV/E-6.2.2.),
- Haklarında SMİYB kullanma tespiti bulunanların durumu Tebliğin (IV/E-7.2.2.),
- Haklarında SMİYB düzenleme raporu olanların ortakları veya bunların kurduğu ortak olduğu şirketlerin durumu Tebliğin (IV/E-10.),
-Kendileri hakkında herhangi bir olumsuzluk olmamakla birlikte doğrudan mal veya hizmet temin ettiği mükellefler hakkında olumsuz rapor veya tespit bulunanların durumu Tebliğin (IV/E-11.),
bölümlerindeki genel esaslara dönüş hükümleri çerçevesinde müracaatlarına gerek kalmaksızın, bağlı bulundukları vergi dairesi tarafından değerlendirilir. Bu değerlendirme neticesinde genel esaslara dönüş şartlarını taşıyan mükelleflerin genel esaslara dönüşü sağlanır.
Bu çerçevede, öncelikle mükelleflerin özel esaslar kapsamına alınmalarını gerektiren fiilleri için Tebliğde belirlenmiş olan genel esaslara dönüş için gerekli sürelerin geçip geçmediğine bakılır. Söz konusu süreleri geçiren mükellefler, diğer genel esaslara dönüş şartları aranmaksızın genel esaslara döndürülür.
Süre şartı ile genel esaslara dönemeyen mükellefler için diğer genel esaslara dönüş şartlarının varlığına bakılır.
Haklarında sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge kullanma raporu veya kullanma tespiti bulunan mükellefler ile kendileri hakkında olumsuz rapor veya tespit bulunmamakla birlikte mal veya hizmet satın aldıkları mükellefler hakkında olumsuz rapor veya olumsuz tespit bulunan mükelleflerden, Tebliğde belirlenen süre ve diğer genel esaslara dönüş hükümlerine göre de özel esaslar kapsamından çıkamayanlara, durumları bağlı bulundukları vergi dairesince bildirilerek özel esaslar kapsamına alınmalarına neden olan sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belgeleri, bildirimden itibaren 30 gün içerisinde indirim hesaplarından çıkarmaları ve beyanlarını düzeltmeleri veya belgenin gerçekliğini ve doğruluğunu ispat etmeleri istenir.
Düzeltme işlemi, sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı olduğu hususunda olumsuz rapor ya da olumsuz tespit bulunan belgenin indirim konusu yapıldığı vergilendirme dönemine ait KDV beyannamesinde yapılır. Ancak, düzeltme beyannamesinin verildiği dönemden en son vergilendirme dönemine ait KDV beyannamesine kadar, bu düzeltme neticesinde aradaki vergilendirme dönemlerinde ödenecek bir vergi çıkmaması kaydıyla, her bir dönem için ayrı ayrı düzeltme beyannamesi verilmesine gerek bulunmamaktadır. Dolayısıyla bu tür durumlarda düzeltmenin yapıldığı vergilendirme dönemi ile en son vergilendirme dönemine ilişkin düzeltme beyannamesi verilmesi yeterlidir. Bu düzeltme neticesinde ödenecek bir vergi çıkması halinde ise bu vergi, vergi ziyaı cezası uygulanarak gecikme faizi ile birlikte tahsil edilir. Kendilerine verilen süre içerisinde gerekli düzeltmeleri yapan ve ödenecek vergi çıkması durumunda bu vergiyi, uygulanan müeyyideleriyle birlikte ödeyen mükellefler, düzeltmeleri ya da ödemeyi yaptıkları tarih itibarıyla genel esaslara dönerler. Bu durum vergi dairesince Vergi Denetim Kurulu Başkanlığının ilgili birimlerine bir yazı ile bildirilir.
Bu Tebliğin yayımlandığı tarih itibarıyla;
- Adreslerinde bulunamama olumsuz tespiti nedeniyle özel esaslar kapsamına giren mükellefler, geçerli bir adres bildirmeleri,
- Defter ve belgelerini ibraz etmediği için özel esaslara giren mükellefler, defter ve belgelerini ilgili mevzuata uygun bir şekilde ibraz etmeleri,
- Beyanname vermediği gerekçesiyle özel esaslar kapsamında bulunan mükellefler, verilmeyen beyannamelerini vermeleri
kaydıyla genel esaslara dönerler.
İşletme kapasitesi ile iş hacmi arasında nispetsizlik (tutarsızlık) bulunduğu gerekçesiyle özel esaslar kapsamında bulunan mükelleflerin durumu ise Tebliğin (IV/E-7.1.2.) bölümündeki açıklamalar çerçevesinde değerlendirilir.
Kendisi hakkında bir olumsuzluk olmamakla birlikte doğrudan mal veya hizmet temin ettikleri safhadan önceki safhalardaki mükellefler hakkında olumsuz rapor veya tespit olanların, müracaatlarına ve ilave bir işleme gerek olmaksızın Tebliğin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bağlı bulundukları vergi dairesi tarafından genel esaslara dönüşü sağlanır.
Haklarında ihtiyati tahakkuk veya ihtiyati haciz uygulandığı için özel esaslar kapsamında bulunan mükelleflerin durumu Tebliğin (IV/E-9.4.) bölümündeki açıklamalara göre değerlendirilir.
Aralık/2009 ve öncesi vergilendirme dönemlerine ilişkin olarak haklarında sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge kullanma, beyanname vermeme, adresinde bulunamama, defter ve belge ibraz etmeme olumsuz tespitleri bulunan ve bu nedenle özel esaslara tabi olan mükelleflerden 2006, 2007, 2008 ve 2009 takvim yıllarında faaliyette bulundukları dönemlerin tamamına ilişkin olarak 6111 sayılı Kanunun 7 ve 9 uncu maddeleri kapsamında KDV artırımında bulunanlardan, artırım tutarlarının tamamını ödeyenler ya da 1 Seri No.lu Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması Hakkında 6111 Sayılı Kanun Genel Tebliğinin (X/6) numaralı bölümünde açıklandığı şekilde teminat gösterenler (teminat gösterdikleri tarihten itibaren) genel esaslara dönerler.
Haklarında olumsuz rapor veya tespit bulunmamakla birlikte alım yaptıkları mükellefler hakkında özel esaslar uygulandığı için iade talepleri özel esaslara göre yerine getirilen mükellefler, alım yaptıkları dönemleri içeren takvim yılı itibarıyla KDV artırımında bulunmuş olmaları halinde genel esaslara dönebilirler. Bu kapsamda olanlarda da genel esaslara dönüş tarihi olarak artırımda bulunulan tutarın tamamının ödendiği veya yukarıda belirtilen şekilde teminat gösterildiği tarih dikkate alınır.
Haklarında sahte belge düzenleme raporu veya tespiti, muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleme raporu veya tespiti, sahte belge kullanma raporu veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge kullanma raporu bulunduğu için özel esaslar kapsamına alınanlardan KDV artırımında bulunabileceklerin ise artırımda bulunmaları genel esaslara dönüşlerini sağlamaz.
Haklarındaki olumsuz raporlarla ilgili olarak 4811 sayılı Kanun hükümlerinden yararlanma hakkı bulunanların, Kanunun ilgili hükümlerine göre hesaplanacak tutarların tamamını ödemiş olmaları veya ödemeleri halinde sözü edilen bölümlerdeki "ödeme" şartı yerine gelmiş sayılacak ve iade talepleri hakkında buna göre işlem yapılacaktır.
Bu durumdaki mükelleflerin söz konusu Kanundaki hükümlere göre hesaplanan tutarları taksitler halinde ödemek istemeleri halinde, "ödeme" şartının yerine gelmiş sayılabilmesi için;
- Hesaplanan tutarların tamamı ile bir taksite ait tutarın (% 10)'u kadar banka teminat mektubu (herhangi bir kısıtlayıcı şart taşımaması gerekmektedir), devlet tahvili veya hazine bonosu cinsinden teminat göstermeleri,
- Taksitlerin aksatılması halinde diğer taksitlerin muaccel hale geleceğini ve kalan borcun tamamının teminatların paraya dönüştürülmesi yoluyla tahsil edileceğini kabul etmeleri ve bu hususa ilişkin olarak noter vasıtasıyla düzenlenecek bir taahhütnameyi vergi dairesine vermeleri,
gerekmektedir.

20 Şubat 2014 Perşembe

Uçak muhasebesi


http://blog.biletmatix.com/ucak-bileti-muhasebesi/

Uçak Bileti Fatura Yerine Geçermi ?
Bildiğiniz üzere V.U.K  334 nolu G.T gereği  uçak biletleri fatura yerine geçmektedir. Bunun için yapılması gereken uçak biletini keserken ya da acenteden kestirirken firma vergi dairesi vergi numarasını belirtmemiz / yazmanızdır. Acenteden alıyorsak mutlaka acentenin firma kaşesini üstüne basmalı ve orijinal kopyası olmalıdır. Aksi halde 2 ‘nci çıktıyı alırken bilet üzerinde kopyadır fatura yerine geçmez ibaresi yazar ancak yine acenteden alıyorsak böye bir problemle karşı karşıya gelirsek acente kaşesini vurup ve parafe ederek ilgili yeri düzelterekten uçak bileti fatura yerine geçer.
Uçak Bileti Muhasebesi
Uçak Bileti Muhasebeleştirilmesi
Uçak bileti muhasebeleştirilmesi için önce uçak bileti iç hat (Türkiye içi) mı yoksa dıs hat mı olduguna bakmak durumundayız. Kıbrıs uçak bileti yurtdısı uçak biletine gireceğinin de bilgisini vermek isterim. Bunun için bu konuyu yurt dısı uçak bileti ve yurt içi uçak bileti adı altında 2 başlıkta inceleyelim.
1)      Yurtdışı Uçak Bileti Muhasebeleştirilmesi
Yurt dışı uçak bileti muhasebe kayıtlarına alırken uçak bileti üzerinde yazan farklı farklı vergi çeşitlerini göreceksiniz. Buna örnek verecek olursak : VQ – YR – QC – XT gibi bir çok vergi çeşidi göreceksiniz. Yurt dışı uçak bileti  kdv den muaf olduğundan herhangi bir vergi indirimi almak mümkün değildir. Sadece gider gösterilebilir. Şayet fatura keseceksek bilet üzerinde yazan rakamları direk fatura üzerinde belirterek örneğin;
XXXXXXX SAN TİC LTD ŞTİ
ATATÜRK MH. CUMH. CAD NO:1
01.01.2012
 
                                                                                       TÜRKİYE V.D.                                                 1234567890
İSİM SOYİSİMPARKUR                         BİLET NO
ALİ TUNA







 
IST – ANU                      235174258945







 
UÇUŞ ÜCRET            580,00 TL
SF                                  75,00 TL
XT                                 250,00 TL


TOPLAM                  905,00 TL
KDV                          MUAF
G.TOPLAM              905,00 TL
 
YALNIZ : DOKUZYÜZBEŞ TRY


Yukarıda örneğini verdiğimiz şekilde faturası kesilebilir. Faturada belirttiğimiz uçuş ücret, SF, XT ifadelerinden SF hizmet bedeli, XT çeşitli vergilerin toplamıdır. Bu vergi çeşitliliği parkur ve hava yoluna göre değişkenlik gösterebilir. O yüzden bu detaylara fazla takılmamanızı tavsiye ederim. Lakin devlete iş yaptıysak yurtdışı uçak bileti üzerinde yer alan alan vergisi yani YR vergi çeşidini özellikle belirtmemizi isteyebilir. Şayet böyle bir durumla karşılaşırsanız o zaman fatura detayında alan vergisini ayrıca belirtip diğer vergi çeşitlerini tek kalemde XT adı altında gösterebilirsiniz.
2)     Yurtiçi Uçak Bileti Muhasebeleştirilmesi
İç hat uçak biletlerinde elektronik bilet üzerinde fiyat çeşitleri görünür. Bunlar sırasıyla ; Uçuş Ücreti, Alan Vergisi, Yakıt Harcı, Hizmet Bedeli, Check-in Bedeli (Check-in bedeli sadece Pegasus Uçak Biletlerinde vardır) gibi ücret dağılımları vardır. Örneğin toplamda 179 TL olan bir ANADOLUJET UÇAK BİLETİNİN fiyat dağılımlarını yazalım.
Bilet No/Ticket No:2352XXXXXXXXX
Kısıtlama/Endorsement/Restr.:KDV DAHIL 25.17TRY. TKM:10.00TRY  /  TBU:179.00   TRY.

Ödeme/Payment:CASH
Esas Ücret/Base Fare:TRY 140.00
Vergi/Tax:TAXES/FEES/CHARGES INCLUDED IN TOTAL FARE
Toplam/Total:TRY 169.00

Yukarıda örneğini verdiğim rakamların faturalandırma örneği aşağıdaki gibidir.
XXXXXXX SAN TİC LTD ŞTİ
ATATÜRK MH. CUMH. CAD NO:1
01.01.2012
 
                                                                                       TÜRKİYE V.D.                                                 1234567890
İSİM SOYİSİMPARKUR                         BİLET NO
ALİ TUNA







 
IST – TZX                        235174258945







 
UÇUŞ ÜCRET              118,64 TL
SF (Servis Bedeli)          8,47 TL
YR (Yakıt Harcı)            21,19 TL
KDV MAT.                    148,30 TL
VQ (Alan Vergisi)           4,00 TL

TOPLAM                  152,30 TL
KDV                           26,70 TL
G.TOPLAM              179,00 TL
 
YALNIZ : YÜZYETMİŞDOKUZ TRY

Uçuş ücreti servis bedeli, yakıt harcı ücretlerin toplamının % 18 kdv sini ayırıyoruz. Burada VQ (Alan Verigisi) KDV den MUAF tır. Bunun için alan vergisini kdv matrahına eklenmeyecektir.
Buradaki dikkat edilmesi gereken olay ise VQ ve YR nin ne kadar olduğunu hesaplamak. Bunun için yukarıda örneğini verdiğim (KDV DAHIL 25.17TRY) olan satırdan yola çıkarak bulabiliriz. Bunun için ilk önce 25,17 nin kdv matrahını hesapladığımızda 139,83 TL yapıyor. Buradan bu biletin kdv matrahına olan 165 tl ye ulaşıyoruz.  165 tl den Toplam /Total : TRY 169,00   olan ücreti çıkarıp kdv tabi olmayan alan vergisini hesaplamış oluyoruz.

25 Kasım 2013 Pazartesi

ŞİRKET ORTAKLARININ SOSYAL GÜVENLİĞİ


http://www.alomaliye.com/2013/murat-yetik-sirket-ortaklarinin-sosyal-guvenligi.htm
25 Kasım 2013 

Murat YETİK
Sosyal Güvenlik Denetmeni
ŞİRKET ORTAKLARININ SOSYAL GÜVENLİĞİ



1. Giriş

Şirket ortaklarının sosyal güvenlik statüleri, 5510 sayılı Kanunun 4. maddesinin 1. fıkrasının b bendinin 3. alt bendinde tanımlanmıştır. Buna göre: “Anonim şirketlerin yönetim kurulu üyesi olan ortakları, sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerin komandite ortakları, diğer şirket ve donatma iştiraklerinin ise tüm ortakları” Kanunun md. 4/1/b bendi (Bağ-Kur) kapsamında sigortalıdır. Şirket ortaklarının sosyal güvenliklerine ilişkin olarak; Kanunun 7. maddesinde “Sigortalılığın Başlangıcı”, 8. maddesinde “Sigortalılığın Bildirimi ve Tescili”, 9. maddesinde “Sigortalılığın Sona Ermesi” ve de 102. maddesinde yükümlülüklere aykırılığın yaptırımı olarak idari para cezaları düzenlenmiştir. Yine 12.05.2010 tarihli Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin (S.S.İ.Y.) 11. maddesinde “Sigortalılığın Başlangıcı ve Bildirim Yükümlülüğü”, 14. maddesinde de “Sigortalılığın Sona Ermesi ve Bildirim Yükümlülüğü” düzenlenmiştir. Ayrıca Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yayımlanan 22.02.2013 tarihli ve 2013/11 sayılı “Sigortalılık İşlemleri Birleşik Genelgesi”nde uygulama detaylarına yer verilmiştir.

Şirket ortaklarının sosyal güvenlikleri konusundaki diğer çok önemli düzenleme olan sigortalılık statülerinin çakışması ve şirket ortaklarının, ortağı oldukları şirketlerden Kanunun md. 4/1/a bendi (SSK’lı) kapsamında sigortalı bildirilme yasağı da Kanunun 53. maddesinde düzenlenmiştir.  

2. Şirket Ortaklarının Sigortalılık Statüleri; Sigortalılığın Başlangıcı, Bildirimi ve Bildirim Yükümlüsü; Sigortalılığın Sona Ermesi, Bildirimi ve Bildirim Yükümlüsü

2.1. Anonim Şirketler

Tanım: Anonim şirket, sermayesi belirli ve paylara bölünmüş olan, borçlarından dolayı yalnız malvarlığıyla sorumlu bulunan şirkettir (6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu md. 329/1).

Ortaklarının Sosyal Güvenlik Statüleri: Anonim şirketlerin yönetim kurulu üyesi olan ortakları Kanunun 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (3) numaralı alt bendi gereğince sigortalı sayılacaktır. Anonim şirketlerin yönetim kurulu üyesi olmayan ortakları ile kurucu ortakları ise sadece bu statülerinden dolayı sigortalı sayılmayacaklardır.

Sigortalılığın Başlangıcı ve Sosyal Güvenlik Kurumuna Bildirilmesi

a. Sigortalılığın Başlangıcı: Anonim şirketlerin yönetim kurulu üyesi olan ortaklarının sigortalılıkları, yönetim kuruluna seçildikleri tarihte başlar (5510 sayılı Kanun md. 7/1/b; S.S.İ.Y. md. 11).

b. Bildirim Sorumlusu: Şirket Yetkilileri.

c. Bildirim Süresi: Bu kapsamda sigortalı olan ortaklar, yönetim kurulu üyeliğine seçildikleri tarihten itibaren en geç 15 gün içinde Kuruma bildirilecektir (5510 sayılı Kanun md. 8/3; S.S.İ.Y. md. 11). Örneğin; Anonim şirket 5 ortaklı olarak 21.11.2013 tarihinde kurulmuş olup, 27.11.2013 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında ortaklardan 3 kişi yönetim kurulu üyeliğine seçilmiştir. Bu kişilerin yönetim kuruluna seçildikleri tarih şirket yetkililerince 11.12.2013 tarihine kadar Kuruma bildirilecek, 3 yönetim kurulu üyesi ortağının sigortalılığı 27.11.2013 tarihinde başlatılacaktır.

Sigortalılığın Sona Ermesi ve Sosyal Güvenlik Kurumuna Bildirilmesi

a. Sigortalılığın Sona Ermesi: Anonim şirketlerin yönetim kurulu üyesi olan ortaklarının sigortalılıkları bu görevlerinin bittiği tarihte sona erer (5510 sayılı Kanun md. 9/1/b/3; S.S.İ.Y. md. 14).

b. Bildirim Sorumlusu: Şirket yetkilileri ve sigortalılar (Kanun ve Yönetmelikte yer alan “ve sigortalılar” ibaresi 2013/11 sayılı genelgede “veya sigortalılar” olarak yer almaktadır).

c. Bildirim Süresi: Anonim şirketlerin yönetim kurulu üyesi olan ortaklarının sigortalılıkları bu görevlerinin bittiği tarihte sona erer ve bu tarih en geç 10 gün içinde işten ayrılış bildirgesiyle Kuruma bildirilecektir (5510 sayılı Kanun md. 9/3; S.S.İ.Y. md. 14).

2.2. Limited Şirketler

Tanım: Limited şirket, bir veya daha çok gerçek veya tüzel kişi tarafından bir ticaret unvanı altında kurulur; esas sermayesi belirli olup, bu sermaye esas sermaye paylarının toplamından oluşur. Ortaklar, şirket borçlarından sorumlu olmayıp, sadece taahhüt ettikleri esas sermaye paylarını ödemekle ve şirket sözleşmesinde öngörülen ek ödeme ve yan edim yükümlülüklerini yerine getirmekle yükümlüdürler. Limited şirket, kanunen yasak olmayan her türlü ekonomik amaç ve konu için kurulabilir (6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu md. 573/1-2-3).

Ortaklarının Sosyal Güvenlik Statüleri: Limited şirket ortakları, Kanunun 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (3) numaralı alt bendi gereği sigortalı sayılacaktır.

Sigortalılığın Başlangıcı ve Sosyal Güvenlik Kurumuna Bildirilmesi

a. Sigortalılığın Başlangıcı: Limited şirket ortaklarının sigortalılığı, şirketin ticaret sicil memurluklarınca tescil edildikleri tarihte başlar (5510 sayılı Kanun md. 7/1/b; S.S.İ.Y. md. 11). Limited şirket ortaklarından hisse devri alan yeni ortakların sigortalılıkları ise ortaklar kurulunca devrin yapılmasına karar verildiği tarihte başlar (S.S.İ.Y. md. 11).

b. Bildirim Sorumlusu: Şirket kuruluşlarında ticaret sicil memurlukları, hisse devirlerinde ise şirket yetkilileri.

c. Bildirim Süresi: Şirket ortakları, ticaret sicil memurluklarınca tescil edildikleri tarihten itibaren 15 gün içinde Kuruma bildirilecektir (5510 sayılı Kanun md. 8/3; S.S.İ.Y. md. 11). Limited şirket ortaklarından hisse devri alan yeni ortakların sigortalılıkları, ortaklar kurulunca devrin yapılmasına karar verildiği tarihte başlayacak ve bu tarih ortaklar kurulu kararının hisse devrine ilişkin tanzim edilen noter devir sözleşmesinin, devrin yapıldığının işlendiği pay defterinin birer sureti veya devir ticaret sicil memurluğunca tescil edilmiş ise ticaret sicil gazetesinde ilan edildiği nüshasının ibraz edilmesi kaydıyla şirket yetkililerince ortaklar kurulu karar tarihinden itibaren 15 gün içerisinde Kuruma bildirilecektir. Örneğin; Limited şirketin ortağı olan X’in, hisselerinin tamamının Y’ye devredilmesi hususunda, 10.03.2014 tarihinde ortaklar kurulu kararı alınmıştır. Bu hisseyi alan Y’nin sigortalılığı 10.03.2014 tarihi itibariyle başlatılacak, ticaret sicil gazetesinde ilan edildiği nüshanın ibraz edilmesi kaydıyla sigortalılık şirket yetkililerince 24.03.2014 tarihine kadar Kuruma bildirilecektir.

Sigortalılığın Sona Ermesi ve Sosyal Güvenlik Kurumuna Bildirilmesi

a. Sigortalılığın Sona Ermesi: Limited şirket ortaklarının sigortalılıkları, hisse devrine ilişkin alınan ortaklar kurulu kararı ile hissenin devrine ilişkin tanzim edilen noter devir sözleşmesinin ve devrin pay defterine işlendiği sayfanın birer suretlerinin birlikte ibraz edilmesi veya hisse devri ticaret sicil memurluğuna tescil edilmiş ise ticaret sicil gazetesinde ilan edildiği nüshasının ibraz edilmesi kaydıyla ortaklar kurulu karar tarihi itibariyle sona erer (5510 sayılı Kanun md. 9/1/b/3; S.S.İ.Y. md. 14).

b. Bildirim Sorumlusu: Şirket Yetkilileri ve sigortalılar (Kanun ve Yönetmelikte yer alan “ve sigortalılar” ibaresi 2013/11 sayılı genelgede “veya sigortalılar” olarak yer almaktadır).

c. Bildirim Süresi: Ortaklar kurulu karar tarihinden itibaren en geç on gün içinde işten ayrılış bildirgesiyle Kuruma bildirilecektir (5510 sayılı Kanun md. 9/3).

2.3. Sermayesi Paylara Bölünmüş Komandit Şirketler

Tanım: Sermayesi paylara bölünmüş komandit şirket, sermayesi paylara bölünen ve ortaklarından bir veya birkaçı şirket alacaklılarına karşı bir kollektif şirket ortağı, diğerleri bir anonim şirket pay sahibi gibi sorumlu olan şirkettir. Sermaye, paylara bölünmeksizin sermayesi sadece birden çok komanditerin sermayeye katılma oranlarını göstermek amacıyla kısımlara ayrılmış bulunuyorsa komandit şirket hükümleri uygulanır (6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu md. 564).

Ortaklarının Sosyal Güvenlik Statüleri: Kanunun 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (3) numaralı alt bendi gereği komandit şirketlerin komandite ortakları sigortalı sayılacaktır. Komanditer ortaklar ise bu statülerinden dolayı sigortalı sayılmayacaktır.

Sigortalılığın Başlangıcı ve Sosyal Güvenlik Kurumuna Bildirilmesi

a. Sigortalılığın Başlangıcı: Komandite ortakların sigortalılıkları şirketin ticaret sicil memurluklarınca tescil edildikleri tarihte başlar (5510 sayılı Kanun md. 7/1/b; S.S.İ.Y. md. 11). Komandite ortaklardan hisse devri alan yeni ortakların sigortalılıkları ise ortaklar kurulunca devrin yapılmasına karar verildiği tarihten itibaren başlayacaktır (S.S.İ.Y. md. 11).

b. Bildirim Sorumlusu: Şirket kuruluşlarında ticaret sicil memurlukları, hisse devirlerinde ise şirket yetkilileri.

c. Bildirim Süresi: Şirket kuruluşlarında şirketin ticaret sicil memurluklarınca tescil edildikleri tarihten itibaren ticaret sicil memurluklarınca, hisse devirlerinde ise ortaklar kurulunca devrin yapılmasına karar verildiği tarihten itibaren şirket yetkililerince 15 gün içinde Kuruma bildirilecektir (5510 sayılı Kanun md. 8/3). Komandite ortaklardan hisse devri alan ortakların Kuruma bildirilmesinde sigortalı işe giriş bildirgesi yanında ortaklar kurulu kararının, hisse devrine ilişkin tanzim edilen noter devir sözleşmesinin, devrin yapıldığının işlendiği pay defterinin birer sureti veya devir ticaret sicil memurluğunca tescil edilmiş ise ticaret sicil gazetesinde ilan edildiği nüshası da Kuruma verilecektir.

Sigortalılığın Sona Ermesi ve Sosyal Güvenlik Kurumuna Bildirilmesi

a. Sigortalılığın Sona Ermesi: Şirketin ticaret sicil memurluğundan kaydının silindiği tarih ya da komandite ortaklarının hisse devrine ilişkin alınan ortaklar kurulu kararı ile hissenin devrine ilişkin tanzim edilen noter devir sözleşmesinin ve devrin pay defterine işlendiği sayfanın birer suretlerinin birlikte ibraz edilmesi veya hisse devri ticaret sicil memurluğuna tescil edilmiş ise ticaret sicil gazetesinde ilan edildiği nüshasının ibraz edilmesi kaydıyla ortaklar kurulu karar tarihi itibariyle sona erer (5510 sayılı Kanun md. 9/1/b/3; S.S.İ.Y. md. 14).

b. Bildirim Sorumlusu: Şirket yetkilileri ve sigortalılar (Kanun ve Yönetmelikte yer alan “ve sigortalılar” ibaresi 2013/11 sayılı genelgede “veya sigortalılar” olarak yer almaktadır).

c. Bildirim Süresi: Sona eren sigortalılık en geç on gün içinde işten ayrılış bildirgesiyle Kuruma bildirilecektir (5510 sayılı Kanun md. 9/3; S.S.İ.Y. md. 14).

2.4. Kollektif Şirketler

Tanım: Kollektif şirket ticari bir işletmeyi bir ticaret unvanı altında işletmek amacıyla, gerçek kişiler arasında kurulan ve ortaklarından hiçbirinin sorumluluğu şirket alacaklılarına karşı sınırlanmamış olan şirkettir (6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu md. 211/1).

Ortaklarının Sosyal Güvenlik Statüleri: Kollektif şirket ortakları Kanunun 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (3) numaralı alt bendi gereğince sigortalı sayılacaktır.

Sigortalılığın Başlangıcı ve Sosyal Güvenlik Kurumuna Bildirilmesi

a. Sigortalılığın Başlangıcı: Sigortalılık, ortakların vergi mükellefiyetinin başladığı tarihte başlayacaktır (5510 sayılı Kanun md. 7/1/b; S.S.İ.Y. md. 11).

c. Bildirim Sorumlusu: Vergi Dairesi.

d. Bildirim Süresi: 01.10.2008 tarihinden sonra vergi mükellefiyetleri başlatılan sigortalıların bildirimleri vergi dairelerince mükellefiyet işleminin tesis tarihinden itibaren en geç iki ay içinde Kuruma yapılacaktır. Vergi mükellefiyeti işlemlerinin iki aydan önce tekemmül ettirilmesi halinde mükellefiyetin tesis tarihinden (vergi mükellef bilgilerinin vergi dairesince sisteme giriş tarihi) itibaren iki ayı geçmemek üzere tekemmül tarihinden itibaren en geç 15 gün içerisinde Kuruma bildirilmesi zorunludur (5510 sayılı Kanun md. 8/3).

Sigortalılığın Sona Ermesi ve Sosyal Güvenlik Kurumuna Bildirilmesi

a. Sigortalılığın Sona Ermesi: Sigortalılık, vergi mükellefiyetinin sona erdiği tarihte son bulacaktır (5510 sayılı Kanun md. 9/1/b/3; S.S.İ.Y. md. 14).

b. Bildirim Sorumlusu: Vergi dairesi ve sigortalılar (Kanun ve Yönetmelikte yer alan “ve sigortalılar” ibaresine 2013/11 sayılı genelgede yer verilmemiş ve bildirim sorumlusunun Gelir İdaresi/Vergi Daireleri olduğu belirtilmiştir).

c. Bildirim Süresi: Vergi mükellefiyeti terk işleminin tesis tarihinden itibaren en geç iki ay içinde Kuruma bildirilir. Vergi terk işlemlerinin iki aydan önce tekemmül ettirilmesi halinde işlemlerin tekemmül ettirildiği tarihten itibaren en geç 10 gün içerisinde Kuruma bildirilmesi zorunludur (5510 sayılı Kanun md. 9/3; S.S.İ.Y. md. 14).

2.5. Adi Komandit Şirketler

Tanım: Ticari bir işletmeyi bir ticaret unvanı altında işletmek amacıyla kurulan, şirket alacaklılarına karşı ortaklardan bir veya birkaçının sorumluluğu sınırlandırılmamış ve diğer ortak veya ortakların sorumluluğu belirli bir sermaye ile sınırlandırılmış olan şirket komandit şirkettir. Sorumluluğu sınırlı olmayan ortaklara komandite, sorumluluğu sınırlı olanlara komanditer denir. Komandite ortakların gerçek kişi olmaları gerekir. Tüzel kişiler ancak komanditer ortak olabilirler (6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu md. 304/1-2-3).

Ortaklarının Sosyal Güvenlik Statüleri: Adi komandit şirketlerin komandite ve komanditer ortakları Kanunun 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (3) numaralı alt bendi gereğince sigortalı sayılacaktır.

Sigortalılığın Başlangıcı ve Sosyal Güvenlik Kurumuna Bildirilmesi

a. Sigortalılığın Başlangıcı: Sigortalılık, ortakların vergi mükellefiyetinin başladığı tarihte başlayacaktır (5510 sayılı Kanun md. 7/1/b; S.S.İ.Y. md. 11).

b. Bildirim Sorumlusu: Vergi Dairesi.

c. Bildirim Süresi: 01.10.2008 tarihinden sonra vergi mükellefiyetleri başlatılan sigortalıların bildirimleri vergi dairelerince mükellefiyet işleminin tesis tarihinden itibaren en geç iki ay içinde Kuruma yapılacaktır. Vergi mükellefiyeti işlemlerinin iki aydan önce tekemmül ettirilmesi halinde mükellefiyetin tesis tarihinden (vergi mükellef bilgilerinin vergi dairesince sisteme giriş tarihi) itibaren iki ayı geçmemek üzere tekemmül tarihinden itibaren en geç 15 gün içerisinde Kuruma bildirilmesi zorunludur (5510 sayılı Kanun md. 8/3).

Sigortalılığın Sona Ermesi ve Sosyal Güvenlik Kurumuna Bildirilmesi

a. Sigortalılığın Sona Ermesi: Sigortalılık, vergi mükellefiyetinin sona ermesi ile birlikte son bulacaktır (5510 sayılı Kanun md. 9/1/b/3; S.S.İ.Y. md. 14).

b. Bildirim Sorumlusu: Vergi dairesi ve sigortalılar (Kanun ve Yönetmelikte yer alan “ve sigortalılar” ibaresine 2013/11 sayılı genelgede yer verilmemiş ve bildirim sorumlusunun Gelir İdaresi/Vergi Daireleri olduğu belirtilmiştir).

c. Bildirim Süresi: Vergi mükellefiyeti terk işleminin tesis tarihinden itibaren en geç iki ay içinde Kuruma bildirilir. Vergi terk işlemlerinin iki aydan önce tekemmül ettirilmesi halinde işlemlerin tekemmül ettirildiği tarihten itibaren en geç 10 gün içerisinde Kuruma bildirilmesi zorunludur (5510 sayılı Kanun md. 9/3; S.S.İ.Y. md. 14).

2.6. Donatma İştirakleri

Tanım: Birden çok kişinin paylı mülkiyet şeklinde malik oldukları bir gemiyi, menfaat sağlamak amacıyla aralarında yapmış oldukları sözleşme gereğince, hepsi adına ve hesabına suda kullanmaları halinde donatma iştiraki vardır (6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu md. 1064/1).

Ortaklarının Sosyal Güvenlik Statüleri: Kanunun 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (3) numaralı alt bendi gereğince donatma iştiraki ortakları sigortalı sayılacaktır.

Sigortalılığın Başlangıcı ve Sosyal Güvenlik Kurumuna Bildirilmesi

a. Sigortalılığın Başlangıcı: Sigortalılık, ortakların vergi mükellefiyetinin başladığı tarihte başlayacaktır (5510 sayılı Kanun md. 7/1/b; S.S.İ.Y. md. 11).

b. Bildirim Sorumlusu: Vergi Dairesi.

c. Bildirim Süresi: 01.10.2008 tarihinden sonra vergi mükellefiyetleri başlatılan sigortalıların bildirimleri vergi dairelerince mükellefiyet işleminin tesis tarihinden itibaren en geç iki ay içinde Kuruma yapılacaktır. Vergi mükellefiyeti işlemlerinin iki aydan önce tekemmül ettirilmesi halinde mükellefiyetin tesis tarihinden (vergi mükellef bilgilerinin vergi dairesince sisteme giriş tarihi) itibaren iki ayı geçmemek üzere tekemmül tarihinden itibaren en geç 15 gün içerisinde Kuruma bildirilmesi zorunludur (5510 sayılı Kanun md. 8/3).

Sigortalılığın Sona Ermesi ve Sosyal Güvenlik Kurumuna Bildirilmesi

a. Sigortalılığın Sona Ermesi: Sigortalılık, vergi mükellefiyetinin sona ermesi ile birlikte sona erecektir (5510 sayılı Kanun md. 9/1/b/3; S.S.İ.Y. md. 14).

b. Bildirim Sorumlusu: Vergi dairesi ve sigortalılar (Kanun ve Yönetmelikte yer alan “ve sigortalılar” ibaresine 2013/11 sayılı genelgede yer verilmemiş ve bildirim sorumlusunun Gelir İdaresi/Vergi Daireleri olduğu belirtilmiştir).

c. Bildirim Süresi: Vergi mükellefiyeti terk işleminin tesis tarihinden itibaren en geç iki ay içinde Kuruma bildirilir. Vergi terk işlemlerinin iki aydan önce tekemmül ettirilmesi halinde işlemlerin tekemmül ettirildiği tarihten itibaren en geç 10 gün içerisinde Kuruma bildirilmesi zorunludur (5510 sayılı Kanun md. 9/3; S.S.İ.Y. md. 14).

2.7. Adi Şirketler

Tanım: Adi ortaklık sözleşmesi, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir. (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu md. 620).

Ortaklarının Sosyal Güvenlik Statüleri: Kanunun 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (3) numaralı alt bendi gereğince adi şirket ortakları sigortalı sayılacaktır.

Sigortalılığın Başlangıcı ve Sosyal Güvenlik Kurumuna Bildirilmesi

a. Sigortalılığın Başlangıcı: Sigortalılık, ortakların vergi mükellefiyetinin başladığı tarihte başlayacaktır.

b. Bildirim Sorumlusu: Vergi dairesi.

c. Bildirim Süresi: 01.10.2008 tarihinden sonra vergi mükellefiyetleri başlatılan sigortalıların bildirimleri vergi dairelerince mükellefiyet işleminin tesis tarihinden itibaren en geç iki ay içinde Kuruma yapılacaktır. Vergi mükellefiyeti işlemlerinin iki aydan önce tekemmül ettirilmesi halinde mükellefiyetin tesis tarihinden (vergi mükellef bilgilerinin vergi dairesince sisteme giriş tarihi) itibaren iki ayı geçmemek üzere tekemmül tarihinden itibaren en geç 15 gün içerisinde Kuruma bildirilmesi zorunludur.

Sigortalılığın Sona Ermesi ve Sosyal Güvenlik Kurumuna Bildirilmesi

a. Sigortalılığın Sona Ermesi: Sigortalılık, vergi mükellefiyetinin sona ermesi ile birlikte sona erecektir.

b. Bildirim Sorumlusu: Gelir İdaresi/Vergi Daireleri.

c. Bildirim Süresi: Vergi mükellefiyeti terk işleminin tesis tarihinden itibaren en geç iki ay içinde Kuruma bildirilir. Vergi terk işlemlerinin iki aydan önce tekemmül ettirilmesi halinde işlemlerin tekemmül ettirildiği tarihten itibaren en geç 10 gün içerisinde Kuruma bildirilmesi zorunludur.

3. Sigortalılığı Sona Erdiren Diğer Durumlar

3.1. İflasın Açılmasına Mahkemece Karar Verilmesi

İflasın açılmasına mahkemece karar verilen şirket ortaklarının sigortalılıkları, sigortalının talebi halinde mahkemenin karar tarihinde, sigortalının talebinin olmaması halinde ise mahkemece iflasın kapatılmasına karar verildiği tarihte sona erecek, bu tarih sigortalılar ve şirket yetkililerince, on gün içinde işten ayrılış bildirgesiyle Kuruma bildirilecektir. Ancak iflasın kapatılmasına mahkemece karar verildikten sonra sigortalılarca verilecek taleplerde sigortalılığın sonlandırılma tarihi mahkeme karar tarihinden geriye gitmeyecektir (5510 sayılı Kanun md. 9/1/b/3; S.S.İ.Y. md. 14; 2013/11 sayılı Genelge s. 59).

3.2. Tasfiyenin Açılmasına Mahkemece Karar Verilmesi

Tasfiyenin açılmasına mahkemece karar verilen şirket ortaklarının sigortalılıkları, sigortalının talebi halinde mahkemenin karar tarihinde, sigortalının talebinin olmaması halinde ise tasfiye kurulu kararının ticaret sicil memurluğunca tescil edildiği tarihte sona erecek, bu tarih ticaret sicil memurluğunca ve sigortalılarca en geç on gün içinde işten ayrılış bildirgesiyle Kuruma bildirilecektir. Ancak tasfiyenin kapatılmasına mahkemece karar verildikten sonra sigortalılarca verilecek taleplerde sigortalılığın sonlandırılma tarihi mahkeme karar tarihinden geriye gitmeyecektir (5510 sayılı Kanun md. 9/1/b/3; S.S.İ.Y. md. 14; 2013/11 sayılı Genelge s. 60).

3.3. Şirketin Tasfiyesine Ortaklar Kurulu Tarafından Karar Verilmesi

Şirketin tasfiyesine ortaklar kurulu tarafından karar verilmesi durumunda, şirket ortaklarının sigortalılıkları; talebi halinde tasfiyenin başlanmasına karar verildiği tarihte, sigortalının talebinin olmaması halinde ise tasfiyenin sonuçlandığına ilişkin tasfiye kurulu kararının ticaret sicil memurluğuna tescil edildiği tarihte sona erecektir. Bu tarihler sigortalılarca ve ticaret sicil memurluklarınca en geç on gün içinde işten ayrılış bildirgesiyle Kuruma bildirilecektir. Ancak tasfiyenin kapatılmasına tasfiye kurulunca karar verildikten sonra sigortalılarca verilecek taleplerde sigortalılığın sonlandırılma tarihi tasfiye kurulu kararının ticaret sicil memurluğuna tescil edildiği tarihten geriye gitmeyecektir (5510 sayılı Kanun md. 9/1/b/3; S.S.İ.Y. md. 14; 2013/11 sayılı Genelge s. 60).

3.4. Münfesih Duruma Düşen Şirketler

Münfesih duruma düşen şirketlerin ortaklarının sigortalılıkları, sigortalının talebi halinde şirketin münfesih duruma düştüğü tarih itibariyle sona erecek, bu tarih sigortalılarca sigortalının talebinin olmaması halinde münfesih duruma düşen şirketin tasfiyesinin sonuçlandığına dair tasfiye kurulu kararının ticaret sicil memurluğuna tescil edildiği tarihte sona erecek, bu tarih sigortalılarca ve ticaret sicil memurluklarınca, en geç on gün içinde işten ayrılış bildirgesiyle Kuruma bildirilecektir (5510 sayılı Kanun md. 9/1/b/3; S.S.İ.Y. md. 14; 2013/11 sayılı Genelge s. 60).

3.5. İflas ve Tasfiye Durumu İle Münfesih Duruma Düşen Şirket Ortaklarının Md. 4/1/a Bendi (SSK’lı) Kapsamında Çalışmaya Başlayanlar

Mahkeme kararı ile iflasın, tasfiyenin açılmasına, ortaklar kurulu kararı ile tasfiyenin başlamasına veya münfesih duruma düşmesine karar verilen şirketlerin ortaklarından hizmet akdi ile çalışmaya başlayanların sigortalılıkları, çalışmaya başladıkları tarihten bir gün öncesinden itibaren sona erer (5510 sayılı Kanun md. 9/1/b/8; S.S.İ.Y. md. 14; 2013/11 sayılı Genelge s. 61).

3.6. Sigortalılık Statülerinin Çakışması İle Sigortalılığın Sona Ermesi (SSK Statüsünün Bağ-Kur Statüsünü kesmesi)

01.03.2011 tarihinden itibaren sigortalıların Kanunun 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının a (SSK) ve b (Bağ-Kur) bentlerinde yer alan sigortalılık statülerine tabi olacak şekilde çalışmaları halinde, a bendi kapsamındaki sigortalılık geçerli sayılacak, b bendi kapsamındaki sigortalılık a bendine tabi çalışmanın başladığı tarihten bir gün önce sona erdirilecektir (5510 sayılı Kanun md. 53). Örneğin; A Ltd. Şti.’nin ortağı statüsü ile Kanunun md. 4/1/b bendi (Bağ-Kur) kapsamında sigortalı olan bir kişi, 01.12.2013 tarihinde, ortağı olmadığı B Ltd. Şti.’nde bir hizmet akdi ile Kanunun md. 4/1/a bendi (SSK’lı) kapsamında çalışmaya başlarsa A Ltd. Şti. ortaklığından doğan md. 4/1/b (Bağ-Kur) bendi sigortalılığı 30.11.2013 tarihinde son bulur ve kişi B Ltd. Şti.’ndeki çalışmasından dolayı md. 4/1/a bendi (SSK’lı) kapsamında 01.12.2013 tarihinden itibaren sigortalı sayılır.    

4. İşe Giriş/İşten Ayrılış Bildirimlerine Aykırılığın Yaptırımı: İdari Para Cezası Uygulanması

5510 sayılı Kanunun, idari para cezalarını düzenleyen 102. maddesinin 1. fıkrasının g bendinde; “8’inci maddesinin üçüncü fıkrasında (işe giriş bildirgesi), 9’uncu maddesinin birinci fıkrasının b bendinde belirtilenler için aynı maddenin üçüncü fıkrasında (sona erme bildirimi)… belirtilen yükümlülükleri yerine getirmeyen kurum ve kuruluşlar ile tüzel kişilere, aylık asgari ücret tutarında idari para cezası uygulanır” denmiştir. Belirtmek gerekir ki işe giriş bildiriminin yapılması konusunda; Kanun, Yönetmelik ve Genelge hükümleri açısından doğal bir paralellik söz konusu olduğu halde işten ayrılma bildirimi konusunda Kanun ve Yönetmelik hükmü ile Genelge hükmü tam olarak örtüşmemektedir ve bu da işten ayrılma bildirimine bağlı idari para cezasının uygulaması noktasında tereddüte düşülmesine yol açmaktadır. Şöyle ki; Kanun ve Yönetmelik, işten ayrılma bildirimi konusunda ilgili kurum ile sigortalıyı ortaklaşa sorumlu tutmuş ve her ikisini de bildirim yapmaya mecbur kılmışken, Genelge, tek bir bildirimi yeterli görmüş ve kimin yaptığına bakmadan ilgili kurumun ya da sigortalının bildirimde bulunması gerektiğini belirtmiştir (sermaye şirketlerinde durum böyleyken, şahıs şirketlerinde sigortalılar hiç sorumlu tutulmamıştır). Esas olan sigortalılık statüsünün sona erdiğinin Kuruma bildirilmesidir ve Kuruma aynı konuda birden fazla bildirimin yapılmasının istenmesi isabetli değildir. Ayrıca işe giriş bildiriminin yapılması konusunda sorumlu tutulmayan sigortalının, ayrılış bildirimi noktasında da sorumlu tutulmaması ve sigortalılara, yükümlülüğe aykırılık nedeni ile idari para cezası uygulanmamasının isabetli olacağı kanısındayız.

5. Kurumca Sigortalılığın Başladığının Yazılı Olarak Bildirilmesi

Kurum, bildirimlerden itibaren bir ay içinde tescili yapılan kişilere, sigortalılık hak ve yükümlülüklerinin başladığını bildirir (5510 sayılı Kanun md. 8/3; S.S.İ.Y. md. 11).

6. Şirket Ortaklarının Ortağı/Sahibi Oldukları Şirketlerden Kanunun Md. 4/1/a Bendi (SSK’lı) Kapsamında Bildirilememesi (Kendi Şirketinden SSK’lı Bildirilme Yasağı)

5510 sayılı Kanun md. 53/2 hükmü gereğince: 4’üncü maddenin birinci fıkrasının b bendi (Bağ-Kur) kapsamında sayılanlar, kendilerine ait veya ortak oldukları işyerlerinden dolayı, 4’üncü maddenin birinci fıkrasının a bendi (SSK’lı) kapsamında sigortalı bildirilemezler. Ancak 01.10.2008 tarihinden önce kendilerine ait veya ortak oldukları işyerlerinde ortaklıklarının başladığı tarihte veya öncesinde, Kanunun 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının a bendi (SSK’lı) kapsamında sigortalı olanlardan, 01.10.2008 tarihinden sonra da bu çalışmaları devam edenlerin, bu Kanunun 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının a bendine (SSK) tabi prim ödemesi olanların sigortalılıkları kesintiye uğrayıncaya kadar devam ettirilir (2013/11 sayılı Genelge).

Düzenlemenin; 01.10.2008 öncesi için bir çeşit “af” niteliğinde olduğu kabul edilebilir. Ancak buradaki “kesintiye uğrama” durumu açıklığa kavuşturulmalıdır. Uygulamada nakil kodlu çıkış işlemleri kesinti olarak kabul edilmemelidir (halihazırda kesinti kabul edilmekte). Zira aynı işverene ait farklı bir sicil numarasına geçişin, özü itibari ile “iş akdinin son bulması” olarak nitelenmesi uygun düşmez. Her ne kadar şirket ortağının, kendi şirketinden “hizmet akdi ile iş gören” olarak (md. 4/1/a bendi) sigortalı bildirilmesi hukuken tartışılır olsa da ve ayrıca buradaki niyetin, şirket ortağının md. 4/1/b bendine göre çok daha avantajlı olan md. 4/1/a bendine tabi kılınması olsa da mademki 01.10.2008 öncesi için bir nevi af uygulamasına gidilmiştir hukuki zorlama ile bu hak şirket ortaklarının elinden alınmamalıdır.

Örnek-1-; 01.01.2007 tarihinde bir limited şirket bünyesinde, Kanunun md. 4/1/a bendi (SSK’lı) kapsamında hizmet akdi ile çalışan bir kişi, 01.01.2008 tarihinde çalıştığı şirkete ortak olmuş ve fakat md. 4/1/a bendi (SSK’lı) statüsündeki bildirimleri de devam ettirilmiştir. 01.10.2008 tarihinde 5510 sayılı Kanunun 53/2. madde hükmü (ortağı olduğu şirketten SSK’lı bildirilme yasağı) yürürlüğe girmiş olsa da bu kişinin md. 4/1/a bendi (SSK) kapsamındaki statüsü kesintiye uğramaksızın devam ettiği sürece kişi şirket ortağı statüsü sebebi ile md. 4/1/b bendi (Bağ-Kur) kapsamına alınmayacaktır.  

Örnek-2-; 01.01.2009 tarihinde bir limited şirket bünyesinde, Kanunun md. 4/1/a bendi (SSK’lı) kapsamında hizmet akdi ile çalışan bir kişi, 01.01.2010 tarihinde çalıştığı şirkete ortak olursa bu kişinin md. 4/1/a bendi (SSK) kapsamındaki sigortalılığı 31.12.2009 tarihinde son bulacak ve 01.01.2010 tarihinden itibaren şirket ortağı statüsü ile md. 4/1/b bendi (Bağ-Kur) kapsamında sigortalı olacaktır.

7. Şirket Ortaklarının Askerlik Hizmetleri Süresince Sosyal Güvenlik Statüleri

Askerlik hizmetlerini er ve erbaş olarak yapmakta olanlar ile yedek subay okulu öğrencilerinin bu kapsamda geçirdikleri süreler içinde aynı zamanda da md. 4/1/b bendi (Bağ-Kur) kapsamında zorunlu sigortalı olmalarını gerektirecek bir faaliyette bulunmaları halinde 01.10.2008 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere bu kapsamandaki süreler Kanunun 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının b bendi (Bağ-Kur) kapsamında sigortalılık süresi olarak değerlendirilecektir (S.S.İ.Y. md. 10/1/ç; 2013/11 sayılı Genelge s. 65). Yani; şirket ortakları askerlik hizmetlerini yaptıkları süre boyunca, eğer şirket ortaklıkları devam ederse sosyal güvenlikleri kesintiye uğramaz (Bilindiği gibi bu istisna md. 4/1/b bendi (Bağ-Kur) kapsamında sigortalı olanlar içindir ve diğer sigortalılar askerlik yaptıkları sürelerde sigortalı sayılmazlar).

8. Çift Sigortalılık Hakkı (Aynı Anda Hem SSK’lı ve Hem de Bağ-Kur’lu Olma)

Kanunun md. 53/1 hükmünde; “… Ancak, sigortalılık hallerinin çakışması nedeniyle Kanunun 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının a (SSK’lı) bendi kapsamındaki sigortalılığı esas alınanlar, yazılı talepte bulunmak ve Kanunun 82’nci maddesine göre belirlenen prime esas kazanç alt sınırı ve üst sınırına ilişkin hükümler saklı olmak kaydıyla, esas alınmayan sigortalılık statüsü kapsamında talep tarihinden itibaren prim ödeyebilirler. Bu şekilde ödenen primler; iş kazası ve meslek hastalığı sigortasından sağlanan haklar yönünden, Kanunun 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının b (Bağ-Kur) bendi kapsamında sigortalılık statüsünde, kısa vadeli sigorta kollarından sağlanan diğer yardımlar ile uzun vadeli sigorta kollarından sağlanan yardımlar yönünden ise Kanunun 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının a (SSK’lı) bendi kapsamında sigortalılık statüsünde değerlendirilir. Bu fıkra hükümlerine göre ödeme talebinde bulunulduğu halde ait olduğu ayı izleyen ayın sonuna kadar ödenmeyen primlerin ödenme hakkı düşer” denmiştir.


Örneğin; A Ltd. Şti.’nin ortağı statüsü ile Kanunun md. 4/1/b bendi (Bağ-Kur) kapsamında sigortalı olan bir kişi, 01.12.2013 tarihinde, ortağı olmadığı B Ltd. Şti.’nde bir hizmet akdi ile Kanunun md. 4/1/a bendi (SSK’lı) kapsamında çalışmaya başlarsa A Ltd. Şti. ortaklığından doğan md. 4/1/b (Bağ-Kur) bendi sigortalılığı 30.11.2013 tarihinde son bulur ve kişi B Ltd. Şti.’ndeki çalışmasından dolayı md. 4/1/a bendi (SSK’lı) kapsamında 01.12.2013 tarihinden itibaren sigortalı sayılır. Ancak bu kişi SGK’ya yazılı başvuru yaparak A Ltd. Şti. ortaklığından kaynaklanan md. 4/1/b bendi (Bağ-Kur) sigortalılığının da devam etmesini talep edebilir. Bu durumda kişi, 01.12.2013 tarihinden itibaren hem md. 4/1/a bendi ve hem de md. 4/1/b bendi kapsamında aynı anda çift sigortalı olabilir. 

14 Kasım 2013 Perşembe

Risk Değerlendirme Raporunun Yenilenmesi

Resmi Gazete Tarihi: 29.12.2012 Resmi Gazete Sayısı: 28512




İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ RİSK DEĞERLENDİRMESİ YÖNETMELİĞİ



Risk değerlendirmesinin yenilenmesi

MADDE 12 – (1) Yapılmış olan risk değerlendirmesi; tehlike sınıfına göre çok tehlikeli, tehlikeli ve az tehlikeli işyerlerinde sırasıyla en geç iki, dört ve altı yılda bir yenilenir.

(2) Aşağıda belirtilen durumlarda ortaya çıkabilecek yeni risklerin, işyerinin tamamını veya bir bölümünü etkiliyor olması göz önünde bulundurularak risk değerlendirmesi tamamen veya kısmen yenilenir.

a) İşyerinin taşınması veya binalarda değişiklik yapılması.

b) İşyerinde uygulanan teknoloji, kullanılan madde ve ekipmanlarda değişiklikler meydana gelmesi.

c) Üretim yönteminde değişiklikler olması.

ç) İş kazası, meslek hastalığı veya ramak kala olay meydana gelmesi.

d) Çalışma ortamına ait sınır değerlere ilişkin bir mevzuat değişikliği olması.

e) Çalışma ortamı ölçümü ve sağlık gözetim sonuçlarına göre gerekli görülmesi.

f) İşyeri dışından kaynaklanan ve işyerini etkileyebilecek yeni bir tehlikenin ortaya çıkması.