ÖRNEKLİ ASGARİ GEÇİM İNDİRİMİ HESAPLAMASI
5615 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun, “Ücretlilerde Vergi İndirimini” düzenleyen mükerrer 121 inci maddesi yürürlükten kaldırılmış, 32 inci maddesi ise yeniden düzenlenerek çalışanların elde ettikleri ücret gelirlerine uygulanmak üzere Asgari Geçim İndirimi uygulaması getirilmiştir.
Uygulamada Dikkat Edilecek Hususlar:
1. Çalışanın medeni hali ve aile durumu dikkate alınarak belirlenmiş indirim oranlarının yıllık brüt asgari ücrete uygulanması ile bulunacak matrah üzerinden %15 oranında yıllık Asgari Geçim İndirimi hesaplanacaktır. 2008 yılından geçerli olan ve sanayi kesiminde çalışan 16 yaşından büyük işçiler için belirlenmiş brüt asgari ücret 608,40 YTL,yıllık brüt asgari ücret ise 608,40x12=7.300,80 YTL’dir.
2. Asgari Geçim İndirim uygulamasında eş; Ücretli ile arasında resmi evlilik bağı bulunan kişidir.
3. Asgari Geçim İndirim uygulamasında çocuk;Ücretli ile birlikte oturan veya onun tarafından bakılan (nafaka verilenler, evlat edinilenler, ücretliyle birlikte oturan ana veya babasını kaybetmiş torunlar dahil) 18 yaşını veya eğitimine devam edenler için 25 yaşını doldurmamış kişidir.
4. Yıllık olarak hesaplanan Asgari Geçim İndirimi tutarının 12/1 ‘i ücretlinin aylık olarak hesaplanan gelir vergisinden mahsup edilecektir.
5. Asgari Geçim İndirim tutarı çalışanın ücretinden kesilecek gelir vergisi miktarından fazla olamaz.
6. Yıl içinde işyeri değiştiren ücretliler yeni işyerlerinde çalışmaya başladıkları aydan itibaren Asgari Geçim İndirim uygulamasından yararlanacaklardır.
7. Yıl içinde yeni işe başlayanlar işe başladıkları aydan itibaren Asgari Geçim İndirim uygulamasından yararlanacaklardır.
8. Asgari Geçim İndirim uygulamasında ay kesirleri tam ay sayılmak suretiyle mahsup yapılacaktır.
9. Yıl içinde asgari ücret tutarında meydana gelen değişiklikler Asgari Geçim İndirim uygulamasında dikkate alınmayacaktır.
10. Asgari Geçim İndirimi Oranları: Çalışanın kendisi için % 50’si, çalışmayan ve herhangi bir geliri olmayan eşi için % 10’u, çocukların her biri için ayrı ayrı olmak üzere; ilk iki çocuk için % 7,5 diğer çocuklar için % 5’idir.
Asgari Geçim İndirim Hesaplaması:
Örnek:-1
A şahsı Bekardır.
2008 Yılında Geçerli Olan Yıllık Brüt Asgari Ücret Tutarı: 7.300,80 YTL
(2008 yılından geçerli olan ve sanayi kesiminde çalışan 16 yaşından büyük işçiler için belirlenmiş brüt asgari ücret 608,40 YTL, yıllık brüt asgari ücret ise 608,40x12=7.300,80 YTL’dir.)
Asgari Geçim İndirim Oranı (Bekar/sadece kendisi için) %50
Asgari Geçim İndirim Matrahı (7.300,80 x % 50) 3.650,40 YTL
Asgari Geçim İndirim Yıllık Tutarı (3.650,40 x %15) 547,56 YTL
Asgari Geçim İndirim Aylık Tutarı (547,56 : 12) 45,63 YTL
A şahsına 45,63 YTL ücretinden hesaplanan gelir vergisinden mahsup edilerek ödenecektir.
Örnek:-2
A şahsı Evlidir. Eşinin herhangi bir geliri yoktur.10 yaşında 1 çocuğu vardır.
2008 Yılında Geçerli Olan Yıllık Brüt Asgari Ücret Tutarı: 7.300,80 YTL
(2008 yılından geçerli olan ve sanayi kesiminde çalışan 16 yaşından büyük işçiler için belirlenmiş brüt asgari ücret 608,40 YTL, yıllık brüt asgari ücret ise 608,40x12=7.300,80 YTL’dir.)
Asgari Geçim İndirim Oranı (kendisi için %50) %67,5
“ (geliri olmayan/çalışmayan eşi için %10)
“ (bir çocuk için % 7,5)
(Toplam:%67,5)
Asgari Geçim İndirim Matrahı (7.300,80 x % 67,5) 4.928,04 YTL
Asgari Geçim İndirim Yıllık Tutarı (4.928,04 x %15) 739,21 YTL
Asgari Geçim İndirim Aylık Tutarı (739,21 : 12) 61,60 YTL
A şahsına 61,60 YTL ücretinden hesaplanan gelir vergisinden mahsup edilerek ödenecektir.
Örnek:-3
A şahsı Evlidir. Eşi çalışmaktadır. 14 yaşında 1 çocuğu vardır.
2008 Yılında Geçerli Olan Yıllık Brüt Asgari Ücret Tutarı: 7.300,80 YTL
(2008 yılından geçerli olan ve sanayi kesiminde çalışan 16 yaşından büyük işçiler için belirlenmiş brüt asgari ücret 608,40 YTL, yıllık brüt asgari ücret ise 608,40x12=7.300,80 YTL’dir.)
Asgari Geçim İndirim Oranı (kendisi için %50) %57,5
“ (bir çocuk için % 7,5)
(Toplam:%57,5)
Asgari Geçim İndirim Matrahı (7.300,80 x % 57,5) 4.197,60 YTL
Asgari Geçim İndirim Yıllık Tutarı (4.197,60 x %15) 629,69 YTL
Asgari Geçim İndirim Aylık Tutarı (629,69 : 12) 52,47 YTL
A şahsına 52,47 YTL ücretinden hesaplanan gelir vergisinden mahsup edilerek ödenecektir.
Örnek:-4
A şahsı Evlidir. Eşinin herhangi bir geliri yoktur.8 ve 10 yaşında 2 çocuğu vardır.
2008 Yılında Geçerli Olan Yıllık Brüt Asgari Ücret Tutarı: 7.300,80 YTL
(2008 yılından geçerli olan ve sanayi kesiminde çalışan 16 yaşından büyük işçiler için belirlenmiş brüt asgari ücret 608,40 YTL, yıllık brüt asgari ücret ise 608,40x12=7.300,80 YTL’dir.)
Asgari Geçim İndirim Oranı (kendisi için %50) %75
“ (geliri olmayan/çalışmayan eşi için %10)
“ (birinci çocuk için % 7,5)
“ (ikinci çocuk için % 7,5)
(Toplam:%75)
Asgari Geçim İndirim Matrahı (7.300,80 x % 75) 5.475,60 YTL
Asgari Geçim İndirim Yıllık Tutarı (5.475,60 x %15) 821,34 YTL
Asgari Geçim İndirim Aylık Tutarı (821,34 : 12) 68,44 YTL
A şahsına 68,44 YTL ücretinden hesaplanan gelir vergisinden mahsup edilerek ödenecektir.
Örnek:-5
A şahsı Evlidir.Eşi çalışmaktadır.10 ve 14 yaşında 2 çocuğu vardır.
2008 Yılında Geçerli Olan Yıllık Brüt Asgari Ücret Tutarı: 7.300,80 YTL
(2008 yılından geçerli olan ve sanayi kesiminde çalışan 16 yaşından büyük işçiler için belirlenmiş brüt asgari ücret 608,40 YTL, yıllık brüt asgari ücret ise 608,40x12=7.300,80 YTL’dir.)
Asgari Geçim İndirim Oranı (kendisi için %50) %65
“ (birinci çocuk için % 7,5)
“ (ikinci çocuk için % 7,5)
(Toplam:%65)
Asgari Geçim İndirim Matrahı (7.300,80 x % 65) 4.745,52 YTL
Asgari Geçim İndirim Yıllık Tutarı (4.745,52 x %15) 711,82 YTL
Asgari Geçim İndirim Aylık Tutarı (711,82 : 12) 59,31 YTL
A şahsına 59,31 YTL ücretinden hesaplanan gelir vergisinden mahsup edilerek ödenecektir.
Örnek:-6
A şahsı Evlidir.Eşinin herhangi bir geliri yoktur.8,13,16 ve 20 yaşında 4 çocuğu vardır.20 yaşındaki çocuk üniversite öğrencisidir.
2008 Yılında Geçerli Olan Yıllık Brüt Asgari Ücret Tutarı: 7.300,80 YTL
(2008 yılından geçerli olan ve sanayi kesiminde çalışan 16 yaşından büyük işçiler için belirlenmiş brüt asgari ücret 608,40 YTL, yıllık brüt asgari ücret ise 608,40x12=7.300,80 YTL’dir.)
Asgari Geçim İndirim Oranı (kendisi için %50) %85
“ (geliri olmayan/çalışmayan eşi için %10)
“ (birinci çocuk için % 7,5)
“ (ikinci çocuk için % 7,5)
“ (üçüncü çocuk için % 5)
“ (dördüncü çocuk için % 5)
“ (Toplam:%85)
Asgari Geçim İndirim Matrahı (7.300,80 x % 85) 6.205,68 YTL
Asgari Geçim İndirim Yıllık Tutarı (6.205,68 x %15) 930,85 YTL
Asgari Geçim İndirim Aylık Tutarı (930,85 : 12) 77,57 YTL
A şahsına 77,57 YTL ücretinden hesaplanan gelir vergisinden mahsup edilerek ödenecektir.
Sonuç:
Alınan maaşın miktarına bakılmaksızın yıllık brüt asgari ücrete uygulanması ile bulunacak matrah üzerinden %15 oranında yıllık Asgari Geçim İndirimi hesaplanacaktır.Diğer bir ifadeyle maaşınız ne kadar yüksek olursa olsun asgari geçim indirimi için dikkate alınacak miktar 2008 yılı için 7.300,80 YTL’dir.
Yukarıdaki örnekten hareket edersek A şahsının 2008 yılı brüt gelirinin 30.000,40.000 veya 50.000 YTL olması asgari geçim indirim miktarını etkilemeyecektir.Önceki yıllarda uygulanan satış fişi-fatura ibrazlı vergi iade sistemine göre yüksek gelir elde edene iade edilen miktar çok daha yüksekti.
-----------------------------
(1) 04.04.2007 tarih, 26483 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmıştır.
http://www.alomaliye.com/2008/cumhur_sinan_ornekli.htm
10 Aralık 2009 Perşembe
Asgari geçim indirimi
113 SERİ NO'LU KATMA DEĞER VERGİSİ GENEL TEBLİĞİ
113 SERİ NO'LU KATMA DEĞER VERGİSİ GENEL TEBLİĞİ
Resmi Gazete No
27423
Resmi Gazete Tarihi
05/12/2009
Kapsam
Katma değer vergisi (KDV) uygulamalarına ilişkin olarak aşağıdaki düzenleme ve açıklamalara gerek duyulmuştur.
A. 3065 SAYILI KDV KANUNUNDA 5904 SAYILI KANUNLA1 YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER
1.Yabancı Sinema Yapımcılarına Tanınan İstisna
KDV Kanununun 11/1-b maddesine 5904 sayılı Kanunun 11 inci maddesiyle eklenen alt bentte "14/7/2004 tarihli ve 5224 sayılı Sinema Filmlerinin Değerlendirilmesi ve Sınıflandırılması ile Desteklenmesi Hakkında Kanun kapsamında Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından onaylanan sinematografik eserlere ilişkin yabancı yapımcılar tarafından satın alınacak 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 232 nci maddesinde yer alan ve ilgili yılda uygulanmakta olan haddin üzerindeki mal ve hizmetler nedeniyle ödenen katma değer vergisi yapımcılara iade olunur." hükmüne yer verilmiştir.
Aynı maddenin (2) numaralı fıkrasının Bakanlığımıza verdiği yetkiye dayanılarak, söz konusu istisnanın uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar aşağıdaki şekilde belirlenmiştir.
1.1. Kapsam
Türkiye'de ikametgâhı, işyeri, kanuni ve iş merkezi bulunmayan yabancı yapımcılar, Türkiye'de gelir, kurumlar ve KDV mükellefiyetini gerektiren herhangi bir faaliyetleri olmaması kaydıyla, 14/7/2004 tarihli ve 5224 sayılı Sinema Filmlerinin Değerlendirilmesi ve Sınıflandırılması ile Desteklenmesi Hakkında Kanun kapsamında Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından onaylanan sinematografik eserlerin yapımına ilişkin olarak verilen çekim izin süresi içinde satın alacakları veya ithal edecekleri mal ve hizmetler için bu uygulamadan yararlanacaktır.
İstisna, mal ve hizmet alımları ile ithalat sırasında ödenen KDV'nin vergi dairesinden iade olarak talep edilmesi suretiyle uygulanacaktır.
1.2. Asgari Tutar
Bu uygulama kapsamında satın alınacak mal ve hizmet bedellerinin aynı fatura ve benzeri belgede gösterilen KDV hariç toplam tutarının, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 232 nci maddesinde öngörülen ve ilgili dönemde uygulanmakta olan fatura düzenleme sınırının altında olması halinde istisna kapsamında işlem yapılmayacaktır.
1.3. İade İçin Başvurulacak Vergi Dairesi
Türkiye'deki faaliyetin tamamlanması sonrasında bu uygulama kapsamında talep edilecek KDV iadelerini yerine getirmeye Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı Başkent Vergi Dairesi Müdürlüğü, İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı Beyoğlu Vergi Dairesi Müdürlüğü ve İzmir Vergi Dairesi Başkanlığı Konak Vergi Dairesi Müdürlüğü yetkili kılınmış olup, yabancı sinema yapımcılarının iade taleplerini bu dairelerden herhangi birisine yapmaları mümkündür.
1.4. İade Talebi
İade talebi, yabancı yapımcıların Kültür ve Turizm Bakanlığından aldıkları film çekim izin süresinin dolmasının sonrasında, ilgili vergi dairesine verilecek bir dilekçe ile yapılır. İade talepleri münhasıran Yeminli Mali Müşavir (YMM) raporu ile yerine getirilir. Bu raporlarda iade için üst limit aranmayacaktır.
Bu raporda; öncelikle yabancı sinema yapımcıları tarafından Kültür ve Turizm Bakanlığına Sinematografik Ortak Yapımlar ve Türkiye'de Ticari Amaçlı Film Çekmek İsteyen Yerli ve Yabancı Yapımcılar Hakkında Yönetmelik çerçevesinde yapılan başvuru kapsamında, bu Bakanlığa verilen bütün bilgiler ile alınan bütün izinlere, işlemlerin safhalarını da içerecek şekilde ayrıntılı olarak yer verilecektir.
Rapora KDV iadesine konu mal ve hizmet alımları ile ithalata ilişkin fatura ve benzeri belgeler ile gümrük makbuzlarının dökümünü gösteren bir liste eklenecektir. Bu hizmetlerin tedarikçi firmalar tarafından gerçekleştirilmesi durumunda, bu rapora söz konusu firmalar tarafından bu kapsamda satın alınan mal ve hizmetler ile ithalata ilişkin belgelerin listesi de eklenecektir. YMM'ler söz konusu listelerde yer alan, yabancı sinema yapımcılarının KDV ödeyerek yaptıkları mal ve hizmet alımlarının söz konusu yapıma ilişkin olduğunu ve belgelerin gerçek işlemleri yansıttığını, her türlü inceleme tekniğini kullanarak göstermek zorundadırlar. Bu itibarla, haksız vergi iadesine sebebiyet verilmesi durumunda YMM'ler, ziyaa uğratılan vergilerden ve kesilecek cezalardan yabancı yapımcı ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulacaktır.
İade talebi vergi dairesi tarafından 84 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinin bu bölüme aykırı olmayan esasları çerçevesinde ve YMM raporunun eksiksiz olarak verildiği tarihi izleyen 30 gün içinde yerine getirilecektir.
2. Başbakanlık Merkez Teşkilatına Yapılacak Araç Teslimlerinde İstisna
KDV Kanununun 13 üncü maddesine 5904 sayılı Kanunun 12 nci maddesiyle eklenen (g) bendiyle; 6/6/2002 tarihli ve 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununa ekli (II) sayılı listede yer alan malların, Başbakanlık merkez teşkilatına teslimi KDV'den istisna edilmiştir.
Buna göre, 5904 sayılı Kanunun Resmi Gazete'de yayımlandığı 3/7/2009 tarihinden itibaren, 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununa ekli (II) sayılı listede yer alan araçların, Başbakanlık merkez teşkilatına tesliminde KDV hesaplanmayacaktır. Ancak, söz konusu araçların Başbakanlığa bağlı, ilgili, ilişkili kurul, kurum veya kuruluşlara teslimi, önceden olduğu gibi genel esaslar çerçevesinde vergilendirilecektir.
Söz konusu istisna, tam istisna mahiyetinde olup, bedeli KDV Kanununun 13 üncü maddesinin ikinci fıkrasının verdiği yetkiye istinaden Bakanlar Kurulunca belirlenen alt limiti (2004/8127 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 100 TL) aşan teslimler nedeniyle yüklenilen KDV tutarları, indirim yoluyla telafi edilememeleri halinde, mükellefin isteğine göre mahsuben veya nakden iade edilecektir.
İade talebi bir dilekçe ile yapılacak, bu dilekçeye;
- İstisna kapsamındaki satış faturalarının fotokopisi veya listesi,
- İstisna kapsamında teslim edilen araçlarla ilgili olarak yüklenilen vergi miktarına ilişkin hesaplamaları gösterir tablo,
- İstisnaya konu işlemlerin gerçekleştiği döneme ait indirilecek KDV listesi
eklenecektir.
İade talepleri, 84 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinin mal ihracından doğan KDV iadesindeki esaslar çerçevesinde sonuçlandırılacaktır. İade için YMM tasdik raporu ibraz edilen durumlarda da ihracat istisnası için öngörülen limitler geçerli olacaktır.
Diğer taraftan, Özel Tüketim Vergisi Kanununa ekli (II) sayılı listede yer alan malların Başbakanlık merkez teşkilatı tarafından ithali de KDV Kanununun 13/g ve 16/1-a maddeleri uyarınca KDV'den istisna olacaktır.
3. Öğrenci Yurtları Tarafından Bedelsiz Olarak Verilen Yurt Hizmetlerinde İstisna
KDV Kanununun 17/2-b maddesinde 5904 sayılı Kanunun 13 üncü maddesinin (a) bendi ile yapılan değişiklikle, 24/3/1950 tarihli ve 5661 sayılı Yüksek Öğrenim Öğrenci Yurtları ve Aşevleri Hakkındaki Kanuna Ek Kanun ile 30/4/1992 tarihli ve 3797 sayılı Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun hükümlerine göre kurulan öğrenci yurtları tarafından ilgili dönemdeki kapasitelerinin %10'unu geçmemek üzere bedelsiz verilen yurt hizmetleri KDV'den istisna edilmiştir.
Buna göre, 5661 ve 3797 sayılı Kanun hükümlerine göre kurulan öğrenci yurtları tarafından, ilgili dönemdeki kapasitelerinin %10'unu geçmemek üzere bedelsiz olarak verilen yurt hizmetleri 3/7/2009 tarihinden itibaren KDV'den istisna olacaktır. Söz konusu Kanunlar kapsamında faaliyette bulunmayan diğer yurt işletmelerinin bu istisnadan yararlanması mümkün bulunmamaktadır.
Diğer taraftan, istisnaya ilişkin Kanun hükmünde geçen "ilgili dönemdeki kapasiteleri" ibaresinden, öğrenci yurtlarına Milli Eğitim Bakanlığı (veya ilgili Valilik) tarafından verilen yurt açma izin belgesinde (tadil ve değişiklik hallerinde yeni belgede) gösterilen kapasitenin anlaşılması gerekmektedir.
Düzenleme kısmi istisna mahiyetinde olduğundan, yukarıda belirtildiği şekilde verilen yurt hizmetleri ile ilgili olarak yüklenilen vergiler, KDV Kanununun 30/a maddesi uyarınca indirim konusu yapılamayacak, gelir veya kurumlar vergisi matrahlarının tespitinde gider veya maliyet unsuru olarak dikkate alınabilecektir.
4. Konut Yapı Kooperatiflerinin Üyelerine Konut Teslimlerinde KDV Uygulaması
5904 sayılı Kanunun 13 üncü maddesinin (b) bendi ile KDV Kanununun 17/4-k maddesinde yer alan "konut yapı kooperatiflerinin üyelerine konut teslimleri" ibaresi madde metninden çıkarılmış; 5904 sayılı Kanunun 16 ncı maddesiyle KDV Kanununa eklenen geçici 28 inci maddede de, "Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce bina inşaat ruhsatı almış olan konut yapı kooperatiflerince, üyelerine yapılan konut teslimleri katma değer vergisinden müstesnadır." hükmüne yer verilmiştir.
Buna göre, 5904 sayılı Kanunun yayımlandığı 3/7/2009 tarihinden itibaren bina inşaat ruhsatını almış olan konut yapı kooperatifleri tarafından, üyelerine yapılacak konut teslimleri, söz konusu konutlar için belirlenen oranlarda KDV'ye tabi tutulacaktır.
Dolayısıyla, 3/7/2009 tarihinden itibaren bina inşaat ruhsatı alan konut yapı kooperatifleri adına, bina inşaat ruhsatının alındığı tarihten itibaren KDV mükellefiyeti tesis edilecek, vergiye tabi işlemleri bulunmasa dahi sözü edilen konut yapı kooperatifleri tarafından takvim yılının üçer aylık dönemleri itibariyle KDV beyannamesi verilecektir.
Öte yandan, 3/7/2009 tarihinden önce veya sonra kurulan konut yapı kooperatifleri adına bina inşaat ruhsatı alınmadığı müddetçe KDV mükellefiyeti tesis edilmesine gerek bulunmamaktadır.
3/7/2009 tarihinden önce bina inşaat ruhsatı almış olan konut yapı kooperatiflerince üyelerine yapılan konut teslimlerinde ise istisna uygulaması devam edecek olup, bu kooperatifler bakımından daha önce yayımlanan KDV genel tebliğlerinde yer alan açıklamalar geçerli olacaktır.
B. HİZMET İHRACI İSTİSNASI
KDV Kanununun 11/1-a maddesi ile ihracat teslimlerinden ayrı olarak yurt dışındaki müşteriler için yapılan hizmetler de KDV'den istisna edilmiş, aynı Kanunun 12/2 maddesi uyarınca, bir hizmetin hizmet ihracı kapsamında değerlendirilebilmesi için;
-Hizmetin yurt dışındaki bir müşteri için yapılmış olması,
-Hizmetten yurt dışında faydalanılması,
şartlarının yerine getirilmiş olması gerekmektedir.
Öte yandan hizmet ihracı konusunda 26 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinin (K) ve 30 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinin (A) bölümündeki açıklamalarda, hizmet ihracı istisnası uygulamasında;
-Hizmetin Türkiye'de yurt dışındaki bir müşteri için yapılmış olması,
-Fatura ve benzeri belgenin yurt dışındaki müşteri adına düzenlenmesi,
-Hizmet bedelinin döviz olarak Türkiye'ye getirilmesi,
-Hizmetten yurt dışında yararlanılması,
şartlarının aranacağı belirtilmiştir.
KDV Kanununun yukarıda belirtilen hükümleri ile konu hakkındaki açıklamaların yer aldığı KDV Genel Tebliğleri uyarınca, yurt dışındaki müşteriler için ifa edilen hizmetlerin, hizmetin ifa edildiği dönemde, bedelin döviz olarak Türkiye'ye gelmesi beklenilmeden ihracat istisnası kapsamında beyan edilecektir.
Ancak, bu şekilde beyan edilen işlemlerle ilgili yüklenilen ve indirim konusu yapılamayan vergilerin KDV Kanununun 32 nci maddesi kapsamında iadesi hizmet bedeli döviz olarak Türkiye'ye gelmeden yerine getirilmeyecektir.
C. LİMAN VE HAVA MEYDANLARINDA VERİLEN HİZMETLERDE İSTİSNA
Hava meydanlarında işletici kuruluşlar tarafından yolculara verilen hizmetlere ilişkin olarak "Yolcu Servis Ücreti" adı altında talep edilen ve havayolu şirketlerince bilet bedellerine eklenmek suretiyle yolculardan tahsil edilip hava meydanı işleticilerine aktarılan tutarların, KDV uygulamaları karşısındaki durumu konusunda aşağıdaki açıklamaların yapılmasına gerek duyulmuştur.
KDV Kanununun 13/b maddesinde, deniz ve hava taşıma araçları için liman ve hava meydanlarında yapılan hizmetlerin KDV'den müstesna olduğu hükme bağlanmış, istisna uygulamasına ilişkin usul ve esaslar ise muhtelif KDV Genel Tebliğleri ile belirlenmiştir.
İstisna kapsamına, deniz ve hava taşıma araçları için liman ve hava meydanlarında yapılan seyrüsefere ilişkin, yük ve yolcuya verilen tahmil, tahliye ve benzeri hizmetler de dâhil olmak üzere, her türlü hizmet girmektedir.
Buna göre, hava meydanı işleticisi kuruluşlar tarafından, yukarıda belirtilen "Yolcu Servis Ücreti" kapsamında yolculara verilen hizmetler, hava taşıma araçları için seyrüsefere ilişkin olarak verilen tahmil, tahliye ve benzeri hizmetler kapsamında KDV'den müstesnadır. Bu istisna kapsamında havayolu şirketlerinin bilet bedelleri içinde yer alan yolcu servis ücretlerinin, bilete ilişkin KDV matrahına dâhil edilmeyeceği de tabiidir.
Ayrıca, "Yolcu Servis Ücreti" kapsamında verilen hizmetlere ilişkin tutarların hava yolu şirketlerince bilet bedellerine eklenmek suretiyle yolculardan tahsil edilip hava meydanı işleticisi kuruluşlara fatura karşılığında aktarılması, hizmet bedelinin tahsilini sağlamaya yönelik bir uygulamadır. Bu aktarma işlemi KDV'nin konusuna girmediğinden söz konusu faturalarda KDV hesaplanmayacaktır.
Öte yandan, 2004/8127 sayılı Kararnameyle KDV Kanununun 13 üncü maddesinde düzenlenen istisnaların uygulanmasına imkân veren asgari tutar, KDV hariç 100 TL olarak belirlenmiştir. Yolculara verilen söz konusu hizmetler, hava taşıma araçlarının seyrüseferleri ile ilgili hizmetlerdir. Bu nedenle, sözü edilen Kararname ile belirlenen asgari tutarın, her bir araçta yolculuk eden yolcu sayısına göre hesaplanacak yolcu servis ücretleri toplamı esas alınarak uygulanması gerekmektedir.
Her bir hava taşıma aracında seyahat eden yolculara ait toplam yolcu servis ücretlerinin 100 TL'nin altında olması halinde istisna uygulanmayacak, bu toplam tutar üzerinden hesaplanan KDV, hava yolu şirketlerince beyan edilecektir. Toplam tutarın 100 TL ve üstünde olması halinde ise istisna kapsamında işlem yapılacaktır.
Araç başına hesaplanan "Yolcu Servis Ücreti" tutarlarının istisna kapsamı dışında olması ve yukarıda belirtildiği şekilde hava yolu şirketlerince KDV hesaplanıp beyan edilmesi ve KDV indirim mekanizmasının işletilebilmesi bakımından, hava meydanı işleticileri tarafından yolcu servis ücretlerinin tahsili amacıyla hava yolu şirketlerine düzenlenen faturalarda KDV hesaplanması ve işleticiler tarafından beyan edilmesi gerekmektedir.
D- DİPLOMATİK İSTİSNA
1. Kapsam
KDV Kanununun;
-15/1-a maddesiyle, karşılıklı olmak kaydıyla, yabancı devletlerin Türkiye'deki diplomatik temsilciliklerine, konsolosluklarına ve bunların diplomatik haklara sahip mensuplarına yapılan teslim ve hizmetler,
-15/1-b maddesiyle de uluslararası anlaşmalar gereğince vergi muafiyeti tanınan uluslararası kuruluşlara ve bunların mensuplarına yapılan teslim ve hizmetler
KDV'den istisna edilmiş, bu istisnaların uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar ile istisnanın uygulanacağı asgarî miktarların tespitine Maliye Bakanlığı yetkili kılınmıştır.
Bu hükümler uyarınca; karşılıklı olmak kaydıyla yabancı devletlerin Türkiye'deki diplomatik temsilciliklerine, konsoloslukları ile uluslararası anlaşmalar gereğince vergi muafiyeti tanınan uluslararası kuruluşlara yapılan teslim ve hizmetlere 60 Seri No.lu KDV Genel Tebliğindeki, bunların vergi muafiyetine sahip mensuplarına yapılan teslim ve hizmetlere ise 103 Seri No.lu KDV Genel Tebliğindeki düzenlemelere göre KDV istisnası uygulanmaktadır.
1/1/2010 tarihinden itibaren 103 Seri No.lu KDV Genel Tebliği yürürlükten kaldırılmış olup, KDV Kanununun 15 inci maddesi ile Bakanlığımıza tanınan yetkiye dayanarak ve bu tarihten geçerli olmak üzere;
-Karşılıklı olmak kaydıyla yabancı devletlerin Türkiye'deki diplomatik temsilcilik ve konsoloslukların vergi muafiyetine sahip diplomatik misyon şefleri, diplomasi memurları, konsolosluklarda görevli misyon şefleri, meslekten konsolosluk memurlarına,
-Karşılıklı olmak kaydıyla servis pasaportu hamili olan ve Dışişleri Bakanlığınca II. sınıf kimlik kartı verilen teknik ve idari personel ile
-Türkiye Cumhuriyeti'nin taraf olduğu uluslararası anlaşmalar gereğince vergi muafiyeti tanınan uluslararası kuruluşların mensuplarına
yapılan ve bedeli KDV dahil en az 50 TL olan (elektrik, su ve telekomünikasyon harcamalarında 50 TL şartı aranmaz) teslim ve hizmetlere, KDV Kanununun 15 inci maddesinde yer alan istisna aşağıdaki usul ve esaslar çerçevesinde uygulanacaktır.
Dışişleri Bakanlığı, karşılıklılık ilkesini gözeterek, her ülke itibariyle geçerli olacak yıllık kişisel harcamaların üst sınırı ile Türkiye Cumhuriyeti misyon mensuplarına kişisel mal ve hizmet alımlarında 50 TL'den yüksek alt limit uygulayan ülke temsilcilik mensupları için alt sınırı tespit edecek ve bu miktarı ilgili temsilciliğe bildirecektir. Dışişleri Bakanlığı, bu tespiti uluslararası kuruluşların vergi muafiyetine haiz mensupları için de yapacaktır. Dışişleri Bakanlığı tarafından bu bilgiler ülke/uluslararası kuruluş ve kişi bazında Gelir İdaresi Başkanlığına da iletilecektir. Bu bilgilerde herhangi bir değişiklik olması halinde bu değişiklikler, Dışişleri Bakanlığı tarafından, uygulamanın aksamasına neden olmayacak bir sürede Gelir İdaresi Başkanlığına bildirilecektir.
2. Diplomatik İstisna Kapsamındaki Teslim ve Hizmetler
Türkiye'deki diplomatik misyonlar ve konsolosluklar ile uluslararası kuruluşların vergi muafiyetine sahip mensupları, KDV'ye tabi her türlü mal ve hizmeti KDV ödeyerek satın alacaklardır.
Bu çerçevede, diplomatik misyonlar ve konsolosluklar ile uluslararası kuruluşların vergi muafiyetine sahip mensuplarına satış yapan KDV mükellefleri, düzenledikleri fatura ve benzeri belgelerde (fatura düzenleme sınırının altında kalsa bile bu kapsamdaki satışları için fatura düzenlenmesi gerekmektedir) yabancı misyona tabi kişinin adı-soyadını, Dışişleri Bakanlığınca düzenlenen yabancı misyon personel kimlik kartının numarasını veya yabancılara mahsus kimlik numarasını yazacaklardır. Bu bilgilerin yer almadığı fatura ve benzeri belgeler iade talebine konu olmayacaktır. Ancak elektrik, su ve telekomünikasyon harcamalarına ait belgelerde yabancı misyon personel kimlik kartının numarası veya yabancılara mahsus kimlik numarası aranılmayacaktır.
Bu fatura ve benzeri belgelerde teslim ve hizmet bedeline ait hesaplanan ve usulü dairesinde gösterilen KDV alıcıdan tahsil edilecektir.
Akaryakıt, doğalgaz, motorlu taşıt ve taşınmaz alımlarında ise eskiden olduğu gibi takrir yönteminin uygulanmasına devam edilecektir.
Öte yandan, diplomatik misyonlar ve konsolosluklar ile uluslararası kuruluşların resmi alımlarında KDV istisna uygulaması için 60 Seri No.lu KDV Genel Tebliğindeki düzenlemeler geçerli olduğundan, söz konusu misyonların resmi mal ve hizmet alımlarında istisnadan yararlanmaları amacıyla Dışişleri Bakanlığınca düzenlenen "Katma Değer Vergisi ve Özel İletişim Vergisi Diplomatik İstisna Belgesi" ile yaptıkları alışverişlere ilişkin mevcut uygulamaya devam edilecektir.
3. İade Uygulaması
Diplomatik misyonlar ve konsolosluklar ile uluslararası kuruluşların mensuplarından bedeli KDV dahil en az 50 TL (veya karşılıklılık ilkesi çerçevesinde tespit edilen daha yüksek alt limit) olan mal ve hizmetlere ait alış sırasında ödedikleri KDV'nin iadesini talep edenler; içinde bulundukları takvim yılının üçer aylık dönemleri itibariyle gerçekleşen harcamalarına ait fatura ve benzeri belgeleri, Dışişleri Bakanlığı ile Gelir İdaresi Başkanlığının internet sitelerinde örneği yer alan bildirim formuna ekleyerek takip eden ayda mensup oldukları temsilciliğin belirleyeceği süre içinde bu temsilciliğe vereceklerdir. Elektrik, su ve telekomünikasyon harcamalarında bedel 50 TL'yi geçmese dahi bu harcamalara ilişkin belgeler bu bildirim formuna eklenecektir.
Diplomatik misyonlar ve konsolosluklar ile uluslararası kuruluşlar, mensuplarından aldıkları bu formları, aynı ayın sonuna kadar resmi bir yazı ekinde bulundukları yer Vergi Dairesi Başkanlığının, Vergi Dairesi Başkanlığı bulunmayan illerde Defterdarlığın yetkilendirdiği (Dışişleri Bakanlığı ile Gelir İdaresi Başkanlığının internet sitelerinde belirtilen) vergi dairesine intikal ettireceklerdir. Diplomatik misyonlar ve konsolosluklar ile uluslararası kuruluşlar, bildirim formlarının vergi dairelerine zamanında verilebilmesine yönelik gerekli tedbirleri alacaklardır.
Formların, vergi dairesine öngörülen süre geçtikten sonra verilmesi/gönderilmesi halinde, değerlendirme ve iade işlemi bir sonraki üç aylık dönem itibariyle yapılacaktır.
İçinde bulunulan yılın üç aylık bir döneminde mal ve hizmet alımlarına ait KDV'nin iadesi için form verilmediği veya bazı harcamalar verilen formlara dahil edilmediği taktirde, bu harcamaların cari yılı geçmemek kaydıyla izleyen dönemlerde verilecek formlara dahil edilmesi mümkündür.
Misyon mensubunun yıl içinde göreve başlaması halinde, yararlanacağı istisna tutarı göreve başladığı ay tam olarak dikkate alınarak kıst olarak hesaplanacaktır.
Örnek : A ülkesinin Ankara'daki Büyükelçiliğinde 2010 yılının Eylül ayında göreve başlayan ve karşılıklılık ilkesi çerçevesinde yıllık KDV dahil 24.000 Euro karşılığı TL tutarında KDV istisnasından yararlanabilecek bir diplomatın istisnadan faydalanacak harcama limiti (24.000 / 12 x 4) = 8.000 Euro karşılığı TL olacaktır.
4. Vergi Dairelerince Yapılacak İşlemler
Vergi dairesi, formu veren misyon için Dışişleri Bakanlığının karşılıklılık ilkesine göre belirlediği yıllık harcama sınırı çerçevesinde gerçekleşen mal ve hizmet alımları sırasında ödenen KDV'ye ilişkin fatura ve benzeri belgeleri, yukarıdaki hususlar çerçevesinde değerlendirecektir. Vergi dairesi iade işlemlerini, formların intikal ettiği tarihten itibaren en geç 30 gün içinde sonuçlandırarak, iade tutarını ilgili kişinin banka hesabına aktaracaktır.
Bildirime ekli fatura ve benzeri belgelerin sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge olduğu inceleme raporu ile tespit edilmişse, bu belgelerde gösterilen KDV tutarlarıyla sınırlı olmak üzere iade talebi yerine getirilmeyecektir.
İadenin ilgili olduğu yıl ile bir önceki yıl içinde haklarında sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenlediği konusunda vergi inceleme raporu bulunanlardan alım yapılmışsa, bu satıcılardan alınan belgelerde gösterilen KDV tutarları ile sınırlı olmak üzere, iade talepleri yerine getirilmeyecek ve söz konusu belgelerin gerçek olup olmadığı 3 ay içinde vergi dairesince tespit edilecek ve olumlu sonuçlanması halinde iade yerine getirilecektir.
Bu durumlar, gerekçesiyle birlikte talep sahibine ve Gelir İdaresi Başkanlığına bildirilecektir.
E- KULLANIM SÜRESİ GEÇEN VEYA KULLANILAMAYACAK HALE GELEN MALLARA İLİŞKİN YÜKLENİLEN KDV HAKKINDA YAPILACAK İŞLEM
Gelir İdaresi Başkanlığına intikal eden olaylardan; mükelleflerin faaliyetlerine ilişkin olarak stoklarında mevcut olan ancak kullanım süresi geçen veya bir başka nedenle kullanılamayacak durumda olan malların, ilgili mevzuat uyarınca teşkil edilen resmi komisyonlar veya Takdir Komisyonu huzurunda imha edilmesi durumunda, bu mallara ilişkin yüklenilen KDV'nin indirilip indirilemeyeceği hususunda tereddüde düşüldüğü anlaşılmıştır.
KDV Kanununun (30/c) maddesinde; deprem, sel felaketi ve Maliye Bakanlığının yangın sebebiyle mücbir sebep ilân ettiği yerlerdeki yangın sonucu zayi olanlar hariç olmak üzere, zayi olan mallara ait KDV'nin indirim konusu yapılamayacağı hükme bağlanmıştır.
Bu hüküm uyarınca, kullanım süresi geçen veya bir başka biçimde kullanılamayacak hale gelen ve imha edilen mallar, zayi olan mal mahiyetinde olduğundan mükelleflerce bu malların iktisabı dolayısıyla yüklenilen KDV'nin indirim konusu yapılması da mümkün bulunmamaktadır.
Bu çerçevede, zayi olan mallara ait yüklenilen ve daha önce indirim konusu yapılan KDV'nin, imha tarihini kapsayan vergilendirme dönemine ait 1 No.lu KDV Beyannamesinin "İlave Edilecek KDV" satırına dahil edilmek suretiyle indirim hesaplarından çıkarılması gerekmektedir.
F- 2010 YILINDA GERÇEKLEŞEN İNDİRİMLİ ORANA TABİ İŞLEMLERDE İADE SINIRI
İndirimli orana tabi işlemlerden doğan KDV iade taleplerinde, bu işlemler nedeniyle yüklenilen ve indirim yoluyla giderilemeyen KDV tutarının iade konusu yapılamayacak kısmı ile ilgili olarak 2009 yılında geçerli olan 13.000 TL tutarındaki sınır, 2006/10379 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca, 2009 yılına ilişkin yeniden değerleme oranında (%2.2) artırılarak 2010 yılı için 13.300 TL olarak uygulanacaktır.
G. KDV GENEL TEBLİĞLERİNDE YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER
1- 93 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinin "1.3. Limanlar ve Hava Meydanlarının İnşası, Yenilenmesi ve Genişletilmesine İlişkin İstisna" bölümünün sondan üçüncü paragrafının ilk cümlesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir.
"İstisna kapsamındaki malların ithalat yoluyla temin edilmesi halinde ise söz konusu belge, ilgili gümrük idaresine ibraz edilecektir."
2- 99 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinin (1.4.1) bölümünde yer alan "YMM tasdik raporlarında ihracat istisnasından doğan KDV alacaklarının iadesi ile ilgili limitler uygulanacaktır" cümlesi "YMM tasdik raporlarında, 84 Seri No.lu KDV Genel Tebliği uyarınca belirlenen limitler uygulanacaktır." şeklinde değiştirilmiştir.
3- 99 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinin "4. İhraç kayıtlı Teslimlerde Gümrük Beyannamesinde Yer Alması Gereken İmalatçı Bilgileri" bölümünün sonuna aşağıdaki paragraf eklenmiştir.
"Ayrıca imalatçılara ihraç kaydıyla teslim ettikleri malların ihraç edildiğine ilişkin yazı veren ihracatçıların, bir ay içerisinde bu yazıyı verdikleri imalatçılara ait bir listeyi (bu listede asgari yazı verilen imalatçıların adı-soyadı, unvanı, bağlı bulunduğu vergi dairesi ve vergi kimlik numarası ile adres bilgilerine yer verilecektir.), izleyen ayın 15 inci günü akşamına kadar kendilerinin bağlı bulunduğu vergi dairelerine vermeleri gerekmektedir."
4- 112 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinin (1.1.1.) ve (1.3.4.) bölümlerinde yer alan "Kıymetli Madenler Borsasında İşlem Görecek Altın Standardı ve Rafinerileri Hakkında Tebliğ ile Kıymetli Madenler Borsasında İşlem Görecek Gümüş ve Platin Standartları ve Rafinerileri Hakkında Tebliğ" ibaresi "Kıymetli Maden Standartları ve Rafinerileri Hakkında Tebliğ"2 şeklinde değiştirilmiştir.
Tebliğ olunur.
1 3/7/2009 tarih ve 27277 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır.
2 18/11/2006 tarih ve 26530 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır.
Resmi Gazete No
27423
Resmi Gazete Tarihi
05/12/2009
Kapsam
Katma değer vergisi (KDV) uygulamalarına ilişkin olarak aşağıdaki düzenleme ve açıklamalara gerek duyulmuştur.
A. 3065 SAYILI KDV KANUNUNDA 5904 SAYILI KANUNLA1 YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER
1.Yabancı Sinema Yapımcılarına Tanınan İstisna
KDV Kanununun 11/1-b maddesine 5904 sayılı Kanunun 11 inci maddesiyle eklenen alt bentte "14/7/2004 tarihli ve 5224 sayılı Sinema Filmlerinin Değerlendirilmesi ve Sınıflandırılması ile Desteklenmesi Hakkında Kanun kapsamında Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından onaylanan sinematografik eserlere ilişkin yabancı yapımcılar tarafından satın alınacak 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 232 nci maddesinde yer alan ve ilgili yılda uygulanmakta olan haddin üzerindeki mal ve hizmetler nedeniyle ödenen katma değer vergisi yapımcılara iade olunur." hükmüne yer verilmiştir.
Aynı maddenin (2) numaralı fıkrasının Bakanlığımıza verdiği yetkiye dayanılarak, söz konusu istisnanın uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar aşağıdaki şekilde belirlenmiştir.
1.1. Kapsam
Türkiye'de ikametgâhı, işyeri, kanuni ve iş merkezi bulunmayan yabancı yapımcılar, Türkiye'de gelir, kurumlar ve KDV mükellefiyetini gerektiren herhangi bir faaliyetleri olmaması kaydıyla, 14/7/2004 tarihli ve 5224 sayılı Sinema Filmlerinin Değerlendirilmesi ve Sınıflandırılması ile Desteklenmesi Hakkında Kanun kapsamında Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından onaylanan sinematografik eserlerin yapımına ilişkin olarak verilen çekim izin süresi içinde satın alacakları veya ithal edecekleri mal ve hizmetler için bu uygulamadan yararlanacaktır.
İstisna, mal ve hizmet alımları ile ithalat sırasında ödenen KDV'nin vergi dairesinden iade olarak talep edilmesi suretiyle uygulanacaktır.
1.2. Asgari Tutar
Bu uygulama kapsamında satın alınacak mal ve hizmet bedellerinin aynı fatura ve benzeri belgede gösterilen KDV hariç toplam tutarının, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 232 nci maddesinde öngörülen ve ilgili dönemde uygulanmakta olan fatura düzenleme sınırının altında olması halinde istisna kapsamında işlem yapılmayacaktır.
1.3. İade İçin Başvurulacak Vergi Dairesi
Türkiye'deki faaliyetin tamamlanması sonrasında bu uygulama kapsamında talep edilecek KDV iadelerini yerine getirmeye Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı Başkent Vergi Dairesi Müdürlüğü, İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı Beyoğlu Vergi Dairesi Müdürlüğü ve İzmir Vergi Dairesi Başkanlığı Konak Vergi Dairesi Müdürlüğü yetkili kılınmış olup, yabancı sinema yapımcılarının iade taleplerini bu dairelerden herhangi birisine yapmaları mümkündür.
1.4. İade Talebi
İade talebi, yabancı yapımcıların Kültür ve Turizm Bakanlığından aldıkları film çekim izin süresinin dolmasının sonrasında, ilgili vergi dairesine verilecek bir dilekçe ile yapılır. İade talepleri münhasıran Yeminli Mali Müşavir (YMM) raporu ile yerine getirilir. Bu raporlarda iade için üst limit aranmayacaktır.
Bu raporda; öncelikle yabancı sinema yapımcıları tarafından Kültür ve Turizm Bakanlığına Sinematografik Ortak Yapımlar ve Türkiye'de Ticari Amaçlı Film Çekmek İsteyen Yerli ve Yabancı Yapımcılar Hakkında Yönetmelik çerçevesinde yapılan başvuru kapsamında, bu Bakanlığa verilen bütün bilgiler ile alınan bütün izinlere, işlemlerin safhalarını da içerecek şekilde ayrıntılı olarak yer verilecektir.
Rapora KDV iadesine konu mal ve hizmet alımları ile ithalata ilişkin fatura ve benzeri belgeler ile gümrük makbuzlarının dökümünü gösteren bir liste eklenecektir. Bu hizmetlerin tedarikçi firmalar tarafından gerçekleştirilmesi durumunda, bu rapora söz konusu firmalar tarafından bu kapsamda satın alınan mal ve hizmetler ile ithalata ilişkin belgelerin listesi de eklenecektir. YMM'ler söz konusu listelerde yer alan, yabancı sinema yapımcılarının KDV ödeyerek yaptıkları mal ve hizmet alımlarının söz konusu yapıma ilişkin olduğunu ve belgelerin gerçek işlemleri yansıttığını, her türlü inceleme tekniğini kullanarak göstermek zorundadırlar. Bu itibarla, haksız vergi iadesine sebebiyet verilmesi durumunda YMM'ler, ziyaa uğratılan vergilerden ve kesilecek cezalardan yabancı yapımcı ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulacaktır.
İade talebi vergi dairesi tarafından 84 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinin bu bölüme aykırı olmayan esasları çerçevesinde ve YMM raporunun eksiksiz olarak verildiği tarihi izleyen 30 gün içinde yerine getirilecektir.
2. Başbakanlık Merkez Teşkilatına Yapılacak Araç Teslimlerinde İstisna
KDV Kanununun 13 üncü maddesine 5904 sayılı Kanunun 12 nci maddesiyle eklenen (g) bendiyle; 6/6/2002 tarihli ve 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununa ekli (II) sayılı listede yer alan malların, Başbakanlık merkez teşkilatına teslimi KDV'den istisna edilmiştir.
Buna göre, 5904 sayılı Kanunun Resmi Gazete'de yayımlandığı 3/7/2009 tarihinden itibaren, 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununa ekli (II) sayılı listede yer alan araçların, Başbakanlık merkez teşkilatına tesliminde KDV hesaplanmayacaktır. Ancak, söz konusu araçların Başbakanlığa bağlı, ilgili, ilişkili kurul, kurum veya kuruluşlara teslimi, önceden olduğu gibi genel esaslar çerçevesinde vergilendirilecektir.
Söz konusu istisna, tam istisna mahiyetinde olup, bedeli KDV Kanununun 13 üncü maddesinin ikinci fıkrasının verdiği yetkiye istinaden Bakanlar Kurulunca belirlenen alt limiti (2004/8127 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 100 TL) aşan teslimler nedeniyle yüklenilen KDV tutarları, indirim yoluyla telafi edilememeleri halinde, mükellefin isteğine göre mahsuben veya nakden iade edilecektir.
İade talebi bir dilekçe ile yapılacak, bu dilekçeye;
- İstisna kapsamındaki satış faturalarının fotokopisi veya listesi,
- İstisna kapsamında teslim edilen araçlarla ilgili olarak yüklenilen vergi miktarına ilişkin hesaplamaları gösterir tablo,
- İstisnaya konu işlemlerin gerçekleştiği döneme ait indirilecek KDV listesi
eklenecektir.
İade talepleri, 84 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinin mal ihracından doğan KDV iadesindeki esaslar çerçevesinde sonuçlandırılacaktır. İade için YMM tasdik raporu ibraz edilen durumlarda da ihracat istisnası için öngörülen limitler geçerli olacaktır.
Diğer taraftan, Özel Tüketim Vergisi Kanununa ekli (II) sayılı listede yer alan malların Başbakanlık merkez teşkilatı tarafından ithali de KDV Kanununun 13/g ve 16/1-a maddeleri uyarınca KDV'den istisna olacaktır.
3. Öğrenci Yurtları Tarafından Bedelsiz Olarak Verilen Yurt Hizmetlerinde İstisna
KDV Kanununun 17/2-b maddesinde 5904 sayılı Kanunun 13 üncü maddesinin (a) bendi ile yapılan değişiklikle, 24/3/1950 tarihli ve 5661 sayılı Yüksek Öğrenim Öğrenci Yurtları ve Aşevleri Hakkındaki Kanuna Ek Kanun ile 30/4/1992 tarihli ve 3797 sayılı Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun hükümlerine göre kurulan öğrenci yurtları tarafından ilgili dönemdeki kapasitelerinin %10'unu geçmemek üzere bedelsiz verilen yurt hizmetleri KDV'den istisna edilmiştir.
Buna göre, 5661 ve 3797 sayılı Kanun hükümlerine göre kurulan öğrenci yurtları tarafından, ilgili dönemdeki kapasitelerinin %10'unu geçmemek üzere bedelsiz olarak verilen yurt hizmetleri 3/7/2009 tarihinden itibaren KDV'den istisna olacaktır. Söz konusu Kanunlar kapsamında faaliyette bulunmayan diğer yurt işletmelerinin bu istisnadan yararlanması mümkün bulunmamaktadır.
Diğer taraftan, istisnaya ilişkin Kanun hükmünde geçen "ilgili dönemdeki kapasiteleri" ibaresinden, öğrenci yurtlarına Milli Eğitim Bakanlığı (veya ilgili Valilik) tarafından verilen yurt açma izin belgesinde (tadil ve değişiklik hallerinde yeni belgede) gösterilen kapasitenin anlaşılması gerekmektedir.
Düzenleme kısmi istisna mahiyetinde olduğundan, yukarıda belirtildiği şekilde verilen yurt hizmetleri ile ilgili olarak yüklenilen vergiler, KDV Kanununun 30/a maddesi uyarınca indirim konusu yapılamayacak, gelir veya kurumlar vergisi matrahlarının tespitinde gider veya maliyet unsuru olarak dikkate alınabilecektir.
4. Konut Yapı Kooperatiflerinin Üyelerine Konut Teslimlerinde KDV Uygulaması
5904 sayılı Kanunun 13 üncü maddesinin (b) bendi ile KDV Kanununun 17/4-k maddesinde yer alan "konut yapı kooperatiflerinin üyelerine konut teslimleri" ibaresi madde metninden çıkarılmış; 5904 sayılı Kanunun 16 ncı maddesiyle KDV Kanununa eklenen geçici 28 inci maddede de, "Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce bina inşaat ruhsatı almış olan konut yapı kooperatiflerince, üyelerine yapılan konut teslimleri katma değer vergisinden müstesnadır." hükmüne yer verilmiştir.
Buna göre, 5904 sayılı Kanunun yayımlandığı 3/7/2009 tarihinden itibaren bina inşaat ruhsatını almış olan konut yapı kooperatifleri tarafından, üyelerine yapılacak konut teslimleri, söz konusu konutlar için belirlenen oranlarda KDV'ye tabi tutulacaktır.
Dolayısıyla, 3/7/2009 tarihinden itibaren bina inşaat ruhsatı alan konut yapı kooperatifleri adına, bina inşaat ruhsatının alındığı tarihten itibaren KDV mükellefiyeti tesis edilecek, vergiye tabi işlemleri bulunmasa dahi sözü edilen konut yapı kooperatifleri tarafından takvim yılının üçer aylık dönemleri itibariyle KDV beyannamesi verilecektir.
Öte yandan, 3/7/2009 tarihinden önce veya sonra kurulan konut yapı kooperatifleri adına bina inşaat ruhsatı alınmadığı müddetçe KDV mükellefiyeti tesis edilmesine gerek bulunmamaktadır.
3/7/2009 tarihinden önce bina inşaat ruhsatı almış olan konut yapı kooperatiflerince üyelerine yapılan konut teslimlerinde ise istisna uygulaması devam edecek olup, bu kooperatifler bakımından daha önce yayımlanan KDV genel tebliğlerinde yer alan açıklamalar geçerli olacaktır.
B. HİZMET İHRACI İSTİSNASI
KDV Kanununun 11/1-a maddesi ile ihracat teslimlerinden ayrı olarak yurt dışındaki müşteriler için yapılan hizmetler de KDV'den istisna edilmiş, aynı Kanunun 12/2 maddesi uyarınca, bir hizmetin hizmet ihracı kapsamında değerlendirilebilmesi için;
-Hizmetin yurt dışındaki bir müşteri için yapılmış olması,
-Hizmetten yurt dışında faydalanılması,
şartlarının yerine getirilmiş olması gerekmektedir.
Öte yandan hizmet ihracı konusunda 26 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinin (K) ve 30 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinin (A) bölümündeki açıklamalarda, hizmet ihracı istisnası uygulamasında;
-Hizmetin Türkiye'de yurt dışındaki bir müşteri için yapılmış olması,
-Fatura ve benzeri belgenin yurt dışındaki müşteri adına düzenlenmesi,
-Hizmet bedelinin döviz olarak Türkiye'ye getirilmesi,
-Hizmetten yurt dışında yararlanılması,
şartlarının aranacağı belirtilmiştir.
KDV Kanununun yukarıda belirtilen hükümleri ile konu hakkındaki açıklamaların yer aldığı KDV Genel Tebliğleri uyarınca, yurt dışındaki müşteriler için ifa edilen hizmetlerin, hizmetin ifa edildiği dönemde, bedelin döviz olarak Türkiye'ye gelmesi beklenilmeden ihracat istisnası kapsamında beyan edilecektir.
Ancak, bu şekilde beyan edilen işlemlerle ilgili yüklenilen ve indirim konusu yapılamayan vergilerin KDV Kanununun 32 nci maddesi kapsamında iadesi hizmet bedeli döviz olarak Türkiye'ye gelmeden yerine getirilmeyecektir.
C. LİMAN VE HAVA MEYDANLARINDA VERİLEN HİZMETLERDE İSTİSNA
Hava meydanlarında işletici kuruluşlar tarafından yolculara verilen hizmetlere ilişkin olarak "Yolcu Servis Ücreti" adı altında talep edilen ve havayolu şirketlerince bilet bedellerine eklenmek suretiyle yolculardan tahsil edilip hava meydanı işleticilerine aktarılan tutarların, KDV uygulamaları karşısındaki durumu konusunda aşağıdaki açıklamaların yapılmasına gerek duyulmuştur.
KDV Kanununun 13/b maddesinde, deniz ve hava taşıma araçları için liman ve hava meydanlarında yapılan hizmetlerin KDV'den müstesna olduğu hükme bağlanmış, istisna uygulamasına ilişkin usul ve esaslar ise muhtelif KDV Genel Tebliğleri ile belirlenmiştir.
İstisna kapsamına, deniz ve hava taşıma araçları için liman ve hava meydanlarında yapılan seyrüsefere ilişkin, yük ve yolcuya verilen tahmil, tahliye ve benzeri hizmetler de dâhil olmak üzere, her türlü hizmet girmektedir.
Buna göre, hava meydanı işleticisi kuruluşlar tarafından, yukarıda belirtilen "Yolcu Servis Ücreti" kapsamında yolculara verilen hizmetler, hava taşıma araçları için seyrüsefere ilişkin olarak verilen tahmil, tahliye ve benzeri hizmetler kapsamında KDV'den müstesnadır. Bu istisna kapsamında havayolu şirketlerinin bilet bedelleri içinde yer alan yolcu servis ücretlerinin, bilete ilişkin KDV matrahına dâhil edilmeyeceği de tabiidir.
Ayrıca, "Yolcu Servis Ücreti" kapsamında verilen hizmetlere ilişkin tutarların hava yolu şirketlerince bilet bedellerine eklenmek suretiyle yolculardan tahsil edilip hava meydanı işleticisi kuruluşlara fatura karşılığında aktarılması, hizmet bedelinin tahsilini sağlamaya yönelik bir uygulamadır. Bu aktarma işlemi KDV'nin konusuna girmediğinden söz konusu faturalarda KDV hesaplanmayacaktır.
Öte yandan, 2004/8127 sayılı Kararnameyle KDV Kanununun 13 üncü maddesinde düzenlenen istisnaların uygulanmasına imkân veren asgari tutar, KDV hariç 100 TL olarak belirlenmiştir. Yolculara verilen söz konusu hizmetler, hava taşıma araçlarının seyrüseferleri ile ilgili hizmetlerdir. Bu nedenle, sözü edilen Kararname ile belirlenen asgari tutarın, her bir araçta yolculuk eden yolcu sayısına göre hesaplanacak yolcu servis ücretleri toplamı esas alınarak uygulanması gerekmektedir.
Her bir hava taşıma aracında seyahat eden yolculara ait toplam yolcu servis ücretlerinin 100 TL'nin altında olması halinde istisna uygulanmayacak, bu toplam tutar üzerinden hesaplanan KDV, hava yolu şirketlerince beyan edilecektir. Toplam tutarın 100 TL ve üstünde olması halinde ise istisna kapsamında işlem yapılacaktır.
Araç başına hesaplanan "Yolcu Servis Ücreti" tutarlarının istisna kapsamı dışında olması ve yukarıda belirtildiği şekilde hava yolu şirketlerince KDV hesaplanıp beyan edilmesi ve KDV indirim mekanizmasının işletilebilmesi bakımından, hava meydanı işleticileri tarafından yolcu servis ücretlerinin tahsili amacıyla hava yolu şirketlerine düzenlenen faturalarda KDV hesaplanması ve işleticiler tarafından beyan edilmesi gerekmektedir.
D- DİPLOMATİK İSTİSNA
1. Kapsam
KDV Kanununun;
-15/1-a maddesiyle, karşılıklı olmak kaydıyla, yabancı devletlerin Türkiye'deki diplomatik temsilciliklerine, konsolosluklarına ve bunların diplomatik haklara sahip mensuplarına yapılan teslim ve hizmetler,
-15/1-b maddesiyle de uluslararası anlaşmalar gereğince vergi muafiyeti tanınan uluslararası kuruluşlara ve bunların mensuplarına yapılan teslim ve hizmetler
KDV'den istisna edilmiş, bu istisnaların uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar ile istisnanın uygulanacağı asgarî miktarların tespitine Maliye Bakanlığı yetkili kılınmıştır.
Bu hükümler uyarınca; karşılıklı olmak kaydıyla yabancı devletlerin Türkiye'deki diplomatik temsilciliklerine, konsoloslukları ile uluslararası anlaşmalar gereğince vergi muafiyeti tanınan uluslararası kuruluşlara yapılan teslim ve hizmetlere 60 Seri No.lu KDV Genel Tebliğindeki, bunların vergi muafiyetine sahip mensuplarına yapılan teslim ve hizmetlere ise 103 Seri No.lu KDV Genel Tebliğindeki düzenlemelere göre KDV istisnası uygulanmaktadır.
1/1/2010 tarihinden itibaren 103 Seri No.lu KDV Genel Tebliği yürürlükten kaldırılmış olup, KDV Kanununun 15 inci maddesi ile Bakanlığımıza tanınan yetkiye dayanarak ve bu tarihten geçerli olmak üzere;
-Karşılıklı olmak kaydıyla yabancı devletlerin Türkiye'deki diplomatik temsilcilik ve konsoloslukların vergi muafiyetine sahip diplomatik misyon şefleri, diplomasi memurları, konsolosluklarda görevli misyon şefleri, meslekten konsolosluk memurlarına,
-Karşılıklı olmak kaydıyla servis pasaportu hamili olan ve Dışişleri Bakanlığınca II. sınıf kimlik kartı verilen teknik ve idari personel ile
-Türkiye Cumhuriyeti'nin taraf olduğu uluslararası anlaşmalar gereğince vergi muafiyeti tanınan uluslararası kuruluşların mensuplarına
yapılan ve bedeli KDV dahil en az 50 TL olan (elektrik, su ve telekomünikasyon harcamalarında 50 TL şartı aranmaz) teslim ve hizmetlere, KDV Kanununun 15 inci maddesinde yer alan istisna aşağıdaki usul ve esaslar çerçevesinde uygulanacaktır.
Dışişleri Bakanlığı, karşılıklılık ilkesini gözeterek, her ülke itibariyle geçerli olacak yıllık kişisel harcamaların üst sınırı ile Türkiye Cumhuriyeti misyon mensuplarına kişisel mal ve hizmet alımlarında 50 TL'den yüksek alt limit uygulayan ülke temsilcilik mensupları için alt sınırı tespit edecek ve bu miktarı ilgili temsilciliğe bildirecektir. Dışişleri Bakanlığı, bu tespiti uluslararası kuruluşların vergi muafiyetine haiz mensupları için de yapacaktır. Dışişleri Bakanlığı tarafından bu bilgiler ülke/uluslararası kuruluş ve kişi bazında Gelir İdaresi Başkanlığına da iletilecektir. Bu bilgilerde herhangi bir değişiklik olması halinde bu değişiklikler, Dışişleri Bakanlığı tarafından, uygulamanın aksamasına neden olmayacak bir sürede Gelir İdaresi Başkanlığına bildirilecektir.
2. Diplomatik İstisna Kapsamındaki Teslim ve Hizmetler
Türkiye'deki diplomatik misyonlar ve konsolosluklar ile uluslararası kuruluşların vergi muafiyetine sahip mensupları, KDV'ye tabi her türlü mal ve hizmeti KDV ödeyerek satın alacaklardır.
Bu çerçevede, diplomatik misyonlar ve konsolosluklar ile uluslararası kuruluşların vergi muafiyetine sahip mensuplarına satış yapan KDV mükellefleri, düzenledikleri fatura ve benzeri belgelerde (fatura düzenleme sınırının altında kalsa bile bu kapsamdaki satışları için fatura düzenlenmesi gerekmektedir) yabancı misyona tabi kişinin adı-soyadını, Dışişleri Bakanlığınca düzenlenen yabancı misyon personel kimlik kartının numarasını veya yabancılara mahsus kimlik numarasını yazacaklardır. Bu bilgilerin yer almadığı fatura ve benzeri belgeler iade talebine konu olmayacaktır. Ancak elektrik, su ve telekomünikasyon harcamalarına ait belgelerde yabancı misyon personel kimlik kartının numarası veya yabancılara mahsus kimlik numarası aranılmayacaktır.
Bu fatura ve benzeri belgelerde teslim ve hizmet bedeline ait hesaplanan ve usulü dairesinde gösterilen KDV alıcıdan tahsil edilecektir.
Akaryakıt, doğalgaz, motorlu taşıt ve taşınmaz alımlarında ise eskiden olduğu gibi takrir yönteminin uygulanmasına devam edilecektir.
Öte yandan, diplomatik misyonlar ve konsolosluklar ile uluslararası kuruluşların resmi alımlarında KDV istisna uygulaması için 60 Seri No.lu KDV Genel Tebliğindeki düzenlemeler geçerli olduğundan, söz konusu misyonların resmi mal ve hizmet alımlarında istisnadan yararlanmaları amacıyla Dışişleri Bakanlığınca düzenlenen "Katma Değer Vergisi ve Özel İletişim Vergisi Diplomatik İstisna Belgesi" ile yaptıkları alışverişlere ilişkin mevcut uygulamaya devam edilecektir.
3. İade Uygulaması
Diplomatik misyonlar ve konsolosluklar ile uluslararası kuruluşların mensuplarından bedeli KDV dahil en az 50 TL (veya karşılıklılık ilkesi çerçevesinde tespit edilen daha yüksek alt limit) olan mal ve hizmetlere ait alış sırasında ödedikleri KDV'nin iadesini talep edenler; içinde bulundukları takvim yılının üçer aylık dönemleri itibariyle gerçekleşen harcamalarına ait fatura ve benzeri belgeleri, Dışişleri Bakanlığı ile Gelir İdaresi Başkanlığının internet sitelerinde örneği yer alan bildirim formuna ekleyerek takip eden ayda mensup oldukları temsilciliğin belirleyeceği süre içinde bu temsilciliğe vereceklerdir. Elektrik, su ve telekomünikasyon harcamalarında bedel 50 TL'yi geçmese dahi bu harcamalara ilişkin belgeler bu bildirim formuna eklenecektir.
Diplomatik misyonlar ve konsolosluklar ile uluslararası kuruluşlar, mensuplarından aldıkları bu formları, aynı ayın sonuna kadar resmi bir yazı ekinde bulundukları yer Vergi Dairesi Başkanlığının, Vergi Dairesi Başkanlığı bulunmayan illerde Defterdarlığın yetkilendirdiği (Dışişleri Bakanlığı ile Gelir İdaresi Başkanlığının internet sitelerinde belirtilen) vergi dairesine intikal ettireceklerdir. Diplomatik misyonlar ve konsolosluklar ile uluslararası kuruluşlar, bildirim formlarının vergi dairelerine zamanında verilebilmesine yönelik gerekli tedbirleri alacaklardır.
Formların, vergi dairesine öngörülen süre geçtikten sonra verilmesi/gönderilmesi halinde, değerlendirme ve iade işlemi bir sonraki üç aylık dönem itibariyle yapılacaktır.
İçinde bulunulan yılın üç aylık bir döneminde mal ve hizmet alımlarına ait KDV'nin iadesi için form verilmediği veya bazı harcamalar verilen formlara dahil edilmediği taktirde, bu harcamaların cari yılı geçmemek kaydıyla izleyen dönemlerde verilecek formlara dahil edilmesi mümkündür.
Misyon mensubunun yıl içinde göreve başlaması halinde, yararlanacağı istisna tutarı göreve başladığı ay tam olarak dikkate alınarak kıst olarak hesaplanacaktır.
Örnek : A ülkesinin Ankara'daki Büyükelçiliğinde 2010 yılının Eylül ayında göreve başlayan ve karşılıklılık ilkesi çerçevesinde yıllık KDV dahil 24.000 Euro karşılığı TL tutarında KDV istisnasından yararlanabilecek bir diplomatın istisnadan faydalanacak harcama limiti (24.000 / 12 x 4) = 8.000 Euro karşılığı TL olacaktır.
4. Vergi Dairelerince Yapılacak İşlemler
Vergi dairesi, formu veren misyon için Dışişleri Bakanlığının karşılıklılık ilkesine göre belirlediği yıllık harcama sınırı çerçevesinde gerçekleşen mal ve hizmet alımları sırasında ödenen KDV'ye ilişkin fatura ve benzeri belgeleri, yukarıdaki hususlar çerçevesinde değerlendirecektir. Vergi dairesi iade işlemlerini, formların intikal ettiği tarihten itibaren en geç 30 gün içinde sonuçlandırarak, iade tutarını ilgili kişinin banka hesabına aktaracaktır.
Bildirime ekli fatura ve benzeri belgelerin sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge olduğu inceleme raporu ile tespit edilmişse, bu belgelerde gösterilen KDV tutarlarıyla sınırlı olmak üzere iade talebi yerine getirilmeyecektir.
İadenin ilgili olduğu yıl ile bir önceki yıl içinde haklarında sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenlediği konusunda vergi inceleme raporu bulunanlardan alım yapılmışsa, bu satıcılardan alınan belgelerde gösterilen KDV tutarları ile sınırlı olmak üzere, iade talepleri yerine getirilmeyecek ve söz konusu belgelerin gerçek olup olmadığı 3 ay içinde vergi dairesince tespit edilecek ve olumlu sonuçlanması halinde iade yerine getirilecektir.
Bu durumlar, gerekçesiyle birlikte talep sahibine ve Gelir İdaresi Başkanlığına bildirilecektir.
E- KULLANIM SÜRESİ GEÇEN VEYA KULLANILAMAYACAK HALE GELEN MALLARA İLİŞKİN YÜKLENİLEN KDV HAKKINDA YAPILACAK İŞLEM
Gelir İdaresi Başkanlığına intikal eden olaylardan; mükelleflerin faaliyetlerine ilişkin olarak stoklarında mevcut olan ancak kullanım süresi geçen veya bir başka nedenle kullanılamayacak durumda olan malların, ilgili mevzuat uyarınca teşkil edilen resmi komisyonlar veya Takdir Komisyonu huzurunda imha edilmesi durumunda, bu mallara ilişkin yüklenilen KDV'nin indirilip indirilemeyeceği hususunda tereddüde düşüldüğü anlaşılmıştır.
KDV Kanununun (30/c) maddesinde; deprem, sel felaketi ve Maliye Bakanlığının yangın sebebiyle mücbir sebep ilân ettiği yerlerdeki yangın sonucu zayi olanlar hariç olmak üzere, zayi olan mallara ait KDV'nin indirim konusu yapılamayacağı hükme bağlanmıştır.
Bu hüküm uyarınca, kullanım süresi geçen veya bir başka biçimde kullanılamayacak hale gelen ve imha edilen mallar, zayi olan mal mahiyetinde olduğundan mükelleflerce bu malların iktisabı dolayısıyla yüklenilen KDV'nin indirim konusu yapılması da mümkün bulunmamaktadır.
Bu çerçevede, zayi olan mallara ait yüklenilen ve daha önce indirim konusu yapılan KDV'nin, imha tarihini kapsayan vergilendirme dönemine ait 1 No.lu KDV Beyannamesinin "İlave Edilecek KDV" satırına dahil edilmek suretiyle indirim hesaplarından çıkarılması gerekmektedir.
F- 2010 YILINDA GERÇEKLEŞEN İNDİRİMLİ ORANA TABİ İŞLEMLERDE İADE SINIRI
İndirimli orana tabi işlemlerden doğan KDV iade taleplerinde, bu işlemler nedeniyle yüklenilen ve indirim yoluyla giderilemeyen KDV tutarının iade konusu yapılamayacak kısmı ile ilgili olarak 2009 yılında geçerli olan 13.000 TL tutarındaki sınır, 2006/10379 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca, 2009 yılına ilişkin yeniden değerleme oranında (%2.2) artırılarak 2010 yılı için 13.300 TL olarak uygulanacaktır.
G. KDV GENEL TEBLİĞLERİNDE YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER
1- 93 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinin "1.3. Limanlar ve Hava Meydanlarının İnşası, Yenilenmesi ve Genişletilmesine İlişkin İstisna" bölümünün sondan üçüncü paragrafının ilk cümlesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir.
"İstisna kapsamındaki malların ithalat yoluyla temin edilmesi halinde ise söz konusu belge, ilgili gümrük idaresine ibraz edilecektir."
2- 99 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinin (1.4.1) bölümünde yer alan "YMM tasdik raporlarında ihracat istisnasından doğan KDV alacaklarının iadesi ile ilgili limitler uygulanacaktır" cümlesi "YMM tasdik raporlarında, 84 Seri No.lu KDV Genel Tebliği uyarınca belirlenen limitler uygulanacaktır." şeklinde değiştirilmiştir.
3- 99 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinin "4. İhraç kayıtlı Teslimlerde Gümrük Beyannamesinde Yer Alması Gereken İmalatçı Bilgileri" bölümünün sonuna aşağıdaki paragraf eklenmiştir.
"Ayrıca imalatçılara ihraç kaydıyla teslim ettikleri malların ihraç edildiğine ilişkin yazı veren ihracatçıların, bir ay içerisinde bu yazıyı verdikleri imalatçılara ait bir listeyi (bu listede asgari yazı verilen imalatçıların adı-soyadı, unvanı, bağlı bulunduğu vergi dairesi ve vergi kimlik numarası ile adres bilgilerine yer verilecektir.), izleyen ayın 15 inci günü akşamına kadar kendilerinin bağlı bulunduğu vergi dairelerine vermeleri gerekmektedir."
4- 112 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinin (1.1.1.) ve (1.3.4.) bölümlerinde yer alan "Kıymetli Madenler Borsasında İşlem Görecek Altın Standardı ve Rafinerileri Hakkında Tebliğ ile Kıymetli Madenler Borsasında İşlem Görecek Gümüş ve Platin Standartları ve Rafinerileri Hakkında Tebliğ" ibaresi "Kıymetli Maden Standartları ve Rafinerileri Hakkında Tebliğ"2 şeklinde değiştirilmiştir.
Tebliğ olunur.
1 3/7/2009 tarih ve 27277 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır.
2 18/11/2006 tarih ve 26530 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır.
8 Aralık 2009 Salı
Şirket manzaraları
Veysi Seviğ
Şirket manzaraları
05.12.2009 Veysi Seviğ Yorum
Ülkemizde faaliyet göstermeyen şirket sayısı her geçen gün sayıca artmaktadır. Bunun temel nedeni daha çok bilinçsizce kurulan şirketlerde şirket ortaklarının şirketle ilgilenmemeleri, yaşanan ekonomik kriz nedeniyle şirkete giderek ilgilerini ve ilişkilerini azaltarak, şirket tüzelkişiliğinden uzaklaşmalarıdır.
Şirket kuruluşlarının hukuki açıdan kolay olması, yasal olarak şirket kuruluşu için konulması öngörülen sermaye miktarlarının düşük tutulmuş bulunması, ayrıca sermaye şirketlerinde geaçerli olan sınırlı sorumluluk ülkemizde şirket olarak ekonomik yaşama dahil olmayı cazip hale getirmiş bulunmaktadır.
Mevcut yasal düzenlemeler çerçevesinde limited şirket kurmak için 5000 lira, anonim şirket kurmak için de 50 bin lira ile sermaye taahhüdünde bulunmak yeterlidir. Sermaye taahhüdünün başlangıçta dörtte birinin şirket kuruluşunun ticaret siciline tescil tarihini izleyen üç ay içinde bakiye ödenmemiş sermaye kısmının da tescil tarihinden itibaren üç yılı içinde ödenmesi mümkündür.
Gerek limited şirketler ve gerekse anonim şirketler, sermayelerinin misli ile borçlanabilmekte, ancak bu borçlarını ödemedikleri takdirde yasal düzenleme gereği koymayı taahhüt ettikleri sermaye ile sınırlı sorumlu olmaktadırlar.
Örneğin 5000 TL sermaye ile kurulan bir limited şirketin piyasaya olan borcunun 500.000 TL olduğunu varsayacak olursak, söz konusu şirket piyasaya sermayesi kadar ödeme yaparak bu borcundan kurtulma olanağı vardır. Şirket malvarlığının yetersizliği nedeniyle ödenmeyen borçtan dolayı şirket ortaklarının üzerine ödenmeyen borç için gidilmesi hukuken istisnalar hariç mümkün değildir.
Bazı hallerde şirket kuruluşlarında kurucu ortak olarak belirlenenler ile yine bazı hallerde şirket hisselerinin devri suretiyle yeni ortak olarak dahil edilenler bazı sürprizlerle karşılaşabilmektedirler.
Mevcut yasal düzenlemeler gereği olarak anonim şirketlerde yönetim kurulu üyelerinin vergi borçlarından birlikte (müteselsilen) ve sınırsız olarak sorumludurlar. Limited şirketlerde ise her ortak sermayedeki payı oranında şirketin vergi borcundan dolayı sorumlu tutulmaktadır. Anonim şirketlerde hisse devri limited şirket ortaklarının pay devri koşullarında daha kolaydır. Limited şirketlerde ise ortaklık payının devri bazı hallerde mümkün değildir.
Limited şirketlerde ortaklıktan çıkmak ve/veya ayrılmak bazı hallerde imkânsız olabilmektedir. Türk Ticaret Yasası'nın 551'inci maddesi uyarınca "şirket mukavelesiyle ortaklara şirketten çıkma hakkı verilebileceği gibi bu hakkın kullanılması muayyen şartlara da tabi tutulabilir."
"Her ortak, muhik (geçerli) sebeplere dayanmak şartıyla şirketten çıkmasına müsaade edilmesini veya şirketin feshini mahkemeden talep edebilir." Buna göre limited şirketlerde ortaklar dilediği vakit ortaklıktan ayrılamazlar. Bu bağlamda da limited şirket ortağı ortaklık payını bir başkasına devretmek istese dahi, bu isteminin diğer ortaklarca kabulü halinde uygulanması mümkün olabilmektedir.
Sözü edilen yasa maddesinin üçüncü fıkrası hükmü gereği olarak "Esas sermayenin yarısından fazlasına sahip bulunan ortakların mutlak ekseriyeti tarafından muvafakat edilmek şartıyla, şirket, muhik sebeplerden dolayı bir ortağın şirketten çıkarılmasını mahkemeden isteyebilir." Bir ortağın şirketten çıkması veya çıkarılması ancak esas sermayenin azaltılması hakkındaki hükümlere riayet şartıyla muteberdir. Şu kadar ki, ayrılan ortağın hakları, şirketin esas sermayesinin itibari miktarını geçen mallardan ödenir. Bu ödemenin yapılabilmesi için şirket varlıklarının ödemeyi yapmaya yeterli olması gerekmektedir.
Uygulamada ortak tarafından açılan ortaklıktan çıkma davası üzerine mahkemece verilecek çıkmanın kabulü kararı yenilik doğuran nitelik taşır. Çıkan ortağa ödenen sermaye payı Türk Ticaret Yasası'nın 551'inci maddesinde belirtilen usullerle karşılanıyorsa sermaye azaltılmasına gerek bulunmamaktadır.
Çıkan ortağın hakkı; çıkma davasının açıldığı tarihteki ortaklık malvarlığı dikkate alınarak hesaplanır.
Limited şirket ortağı istediği vakit şirket ortaklığından, yasal düzenleme gereği çıkmamaktadır. Bu durum limited şirket ortağının ortaklık payına göre vergisel sorumluluğunun devam etmesine neden olmaktadır.
Anonim şirketlerde ise vergisel sorumluluk yönetim kurulu üyelerine ait olduğu için diğer ortakların vergisel yükümlülüklerden dolayı sorumlu tutulması söz konusu olmamaktadır. Uygulamada birçok kişinin anonim şirket yönetim kurulu üyesi olmaları nedeniyle ödenmemiş şirket vergi borçlarından dolayı mevcut varlıklarının tümünün elinden alındığına, buna karşılık söz konusu şirketin varlıklarını kendi çıkarlarına kullananların ise mevcut durumdan dolayı sadece ortak sıfatına sahip olmaları nedeniyle herhangi bir sorumluluk yüklenmeden yaşamlarını sürdürdükleri gözlenmektedir.
http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=133573&YZR_KOD=157
Şirket manzaraları
05.12.2009 Veysi Seviğ Yorum
Ülkemizde faaliyet göstermeyen şirket sayısı her geçen gün sayıca artmaktadır. Bunun temel nedeni daha çok bilinçsizce kurulan şirketlerde şirket ortaklarının şirketle ilgilenmemeleri, yaşanan ekonomik kriz nedeniyle şirkete giderek ilgilerini ve ilişkilerini azaltarak, şirket tüzelkişiliğinden uzaklaşmalarıdır.
Şirket kuruluşlarının hukuki açıdan kolay olması, yasal olarak şirket kuruluşu için konulması öngörülen sermaye miktarlarının düşük tutulmuş bulunması, ayrıca sermaye şirketlerinde geaçerli olan sınırlı sorumluluk ülkemizde şirket olarak ekonomik yaşama dahil olmayı cazip hale getirmiş bulunmaktadır.
Mevcut yasal düzenlemeler çerçevesinde limited şirket kurmak için 5000 lira, anonim şirket kurmak için de 50 bin lira ile sermaye taahhüdünde bulunmak yeterlidir. Sermaye taahhüdünün başlangıçta dörtte birinin şirket kuruluşunun ticaret siciline tescil tarihini izleyen üç ay içinde bakiye ödenmemiş sermaye kısmının da tescil tarihinden itibaren üç yılı içinde ödenmesi mümkündür.
Gerek limited şirketler ve gerekse anonim şirketler, sermayelerinin misli ile borçlanabilmekte, ancak bu borçlarını ödemedikleri takdirde yasal düzenleme gereği koymayı taahhüt ettikleri sermaye ile sınırlı sorumlu olmaktadırlar.
Örneğin 5000 TL sermaye ile kurulan bir limited şirketin piyasaya olan borcunun 500.000 TL olduğunu varsayacak olursak, söz konusu şirket piyasaya sermayesi kadar ödeme yaparak bu borcundan kurtulma olanağı vardır. Şirket malvarlığının yetersizliği nedeniyle ödenmeyen borçtan dolayı şirket ortaklarının üzerine ödenmeyen borç için gidilmesi hukuken istisnalar hariç mümkün değildir.
Bazı hallerde şirket kuruluşlarında kurucu ortak olarak belirlenenler ile yine bazı hallerde şirket hisselerinin devri suretiyle yeni ortak olarak dahil edilenler bazı sürprizlerle karşılaşabilmektedirler.
Mevcut yasal düzenlemeler gereği olarak anonim şirketlerde yönetim kurulu üyelerinin vergi borçlarından birlikte (müteselsilen) ve sınırsız olarak sorumludurlar. Limited şirketlerde ise her ortak sermayedeki payı oranında şirketin vergi borcundan dolayı sorumlu tutulmaktadır. Anonim şirketlerde hisse devri limited şirket ortaklarının pay devri koşullarında daha kolaydır. Limited şirketlerde ise ortaklık payının devri bazı hallerde mümkün değildir.
Limited şirketlerde ortaklıktan çıkmak ve/veya ayrılmak bazı hallerde imkânsız olabilmektedir. Türk Ticaret Yasası'nın 551'inci maddesi uyarınca "şirket mukavelesiyle ortaklara şirketten çıkma hakkı verilebileceği gibi bu hakkın kullanılması muayyen şartlara da tabi tutulabilir."
"Her ortak, muhik (geçerli) sebeplere dayanmak şartıyla şirketten çıkmasına müsaade edilmesini veya şirketin feshini mahkemeden talep edebilir." Buna göre limited şirketlerde ortaklar dilediği vakit ortaklıktan ayrılamazlar. Bu bağlamda da limited şirket ortağı ortaklık payını bir başkasına devretmek istese dahi, bu isteminin diğer ortaklarca kabulü halinde uygulanması mümkün olabilmektedir.
Sözü edilen yasa maddesinin üçüncü fıkrası hükmü gereği olarak "Esas sermayenin yarısından fazlasına sahip bulunan ortakların mutlak ekseriyeti tarafından muvafakat edilmek şartıyla, şirket, muhik sebeplerden dolayı bir ortağın şirketten çıkarılmasını mahkemeden isteyebilir." Bir ortağın şirketten çıkması veya çıkarılması ancak esas sermayenin azaltılması hakkındaki hükümlere riayet şartıyla muteberdir. Şu kadar ki, ayrılan ortağın hakları, şirketin esas sermayesinin itibari miktarını geçen mallardan ödenir. Bu ödemenin yapılabilmesi için şirket varlıklarının ödemeyi yapmaya yeterli olması gerekmektedir.
Uygulamada ortak tarafından açılan ortaklıktan çıkma davası üzerine mahkemece verilecek çıkmanın kabulü kararı yenilik doğuran nitelik taşır. Çıkan ortağa ödenen sermaye payı Türk Ticaret Yasası'nın 551'inci maddesinde belirtilen usullerle karşılanıyorsa sermaye azaltılmasına gerek bulunmamaktadır.
Çıkan ortağın hakkı; çıkma davasının açıldığı tarihteki ortaklık malvarlığı dikkate alınarak hesaplanır.
Limited şirket ortağı istediği vakit şirket ortaklığından, yasal düzenleme gereği çıkmamaktadır. Bu durum limited şirket ortağının ortaklık payına göre vergisel sorumluluğunun devam etmesine neden olmaktadır.
Anonim şirketlerde ise vergisel sorumluluk yönetim kurulu üyelerine ait olduğu için diğer ortakların vergisel yükümlülüklerden dolayı sorumlu tutulması söz konusu olmamaktadır. Uygulamada birçok kişinin anonim şirket yönetim kurulu üyesi olmaları nedeniyle ödenmemiş şirket vergi borçlarından dolayı mevcut varlıklarının tümünün elinden alındığına, buna karşılık söz konusu şirketin varlıklarını kendi çıkarlarına kullananların ise mevcut durumdan dolayı sadece ortak sıfatına sahip olmaları nedeniyle herhangi bir sorumluluk yüklenmeden yaşamlarını sürdürdükleri gözlenmektedir.
http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=133573&YZR_KOD=157
7 Aralık 2009 Pazartesi
Aracın ilk iktisabında ödenen ÖTV’nin gider yada maliyet yazılmasında seçme hakkı olup olmadığı.
Değerli Arkadaşlar,
Binek otolarda KDV'nin indirim konusu yapılamayacağı açıktır. Ancak ÖTV konusunda uygulama farklıdır. Konuya ilişkin muktezayı aşağıya aktardım.
Şükrü ŞENALP
Yeminli Mali Müşavir
---------------------------------------
T.C.İSTANBUL VALİLİĞİ
İl Defterdarlığı
Katma Değer Vergisi GelirMüdürlüğü
TARİH: 01.12.2003
SAYI : KDV.MUK.B.07.4.DEF.0.34.18.01.6602
KONU : Aracın ilk iktisabında ödenen ÖTV’nin gider yada maliyet yazılmasında seçme hakkı olup olmadığı.……………….. A.Ş.İlgi dilekçenizde şirketinizce satın alınan binek otomobillerin ilk iktisabında ödenmiş olan özel tüketim vergisinin aracın maliyetine intikal ettirilmesi veya genel giderler arasında gösterilmesinde ihtiyarilik olup olmadığı hususunda tarafımızdan görüş talep edilmektedir. 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu’nun 1. maddesinin 1/b bendinde (II) sayılı listede yer alan mallardan kayıt ve tescile tabi olanların ilk iktisabının bir defaya mahsus olmak üzere ÖTV’ne tabi olduğu hükme bağlanmıştır.
Kanunun 19/a bendi uyarınca, kayıt ve tescile tabi motorlu araçların ÖTV Kanunun Resmi Gazete’de yayımlandığı 12/6/2002 tarihinden itibaren ilk iktisabında taşıt alım vergisi, yürürlükten kaldırılmıştır.
Vergi Usul Kanununun 270. maddesinin son fıkrasında, mükellefin noter, mahkeme, kıymet takdiri, komisyon ve tellaliye giderleri ile Emlak Alım ve Taşıt Alım Vergilerini maliyet bedeline ithal etmekte veya genel giderler arasında göstermekte serbest oldukları hükmü yer almaktadır.
Buna göre; şirketiniz tarafından satın alınan binek otomobili için ödenen ve indirim konusu yapılamayacak olan özel tüketim vergisinin kurumlar vergisinin hesabında gider veya maliyet unsuru olarak kayıtlara intikal ettirilmesi mümkün bulunmaktadır. Bilgi edinilmesini rica ederim.
http://forum.alomaliye.com/index.php?topic=272.0
Binek otolarda KDV'nin indirim konusu yapılamayacağı açıktır. Ancak ÖTV konusunda uygulama farklıdır. Konuya ilişkin muktezayı aşağıya aktardım.
Şükrü ŞENALP
Yeminli Mali Müşavir
---------------------------------------
T.C.İSTANBUL VALİLİĞİ
İl Defterdarlığı
Katma Değer Vergisi GelirMüdürlüğü
TARİH: 01.12.2003
SAYI : KDV.MUK.B.07.4.DEF.0.34.18.01.6602
KONU : Aracın ilk iktisabında ödenen ÖTV’nin gider yada maliyet yazılmasında seçme hakkı olup olmadığı.……………….. A.Ş.İlgi dilekçenizde şirketinizce satın alınan binek otomobillerin ilk iktisabında ödenmiş olan özel tüketim vergisinin aracın maliyetine intikal ettirilmesi veya genel giderler arasında gösterilmesinde ihtiyarilik olup olmadığı hususunda tarafımızdan görüş talep edilmektedir. 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu’nun 1. maddesinin 1/b bendinde (II) sayılı listede yer alan mallardan kayıt ve tescile tabi olanların ilk iktisabının bir defaya mahsus olmak üzere ÖTV’ne tabi olduğu hükme bağlanmıştır.
Kanunun 19/a bendi uyarınca, kayıt ve tescile tabi motorlu araçların ÖTV Kanunun Resmi Gazete’de yayımlandığı 12/6/2002 tarihinden itibaren ilk iktisabında taşıt alım vergisi, yürürlükten kaldırılmıştır.
Vergi Usul Kanununun 270. maddesinin son fıkrasında, mükellefin noter, mahkeme, kıymet takdiri, komisyon ve tellaliye giderleri ile Emlak Alım ve Taşıt Alım Vergilerini maliyet bedeline ithal etmekte veya genel giderler arasında göstermekte serbest oldukları hükmü yer almaktadır.
Buna göre; şirketiniz tarafından satın alınan binek otomobili için ödenen ve indirim konusu yapılamayacak olan özel tüketim vergisinin kurumlar vergisinin hesabında gider veya maliyet unsuru olarak kayıtlara intikal ettirilmesi mümkün bulunmaktadır. Bilgi edinilmesini rica ederim.
http://forum.alomaliye.com/index.php?topic=272.0
İşletme Belgesi
4 Aralık 2009 CUMA
Resmî Gazete
Sayı : 27422
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığından:
İŞLETME BELGESİ HAKKINDA YÖNETMELİK
BİRİNCİ BÖLÜM
Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar
Amaç
MADDE 1 – (1) Bu Yönetmeliğin amacı, işletme belgesi verilmesinde uygulanacak usul ve esasları belirlemektir.
Kapsam
MADDE 2 – (1) Bu Yönetmelik, 3/9/2008 tarihli ve 26986 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Sanayi, Ticaret, Tarım ve Orman İşlerinden Sayılan İşlere İlişkin Yönetmelik ekinde yer alan sanayiden sayılan işlerin yapıldığı, elli veya daha fazla işçi istihdam edilen işyerlerini kapsar. kapsar.
MADDE 3 – (1) Bu Yönetmelik, 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununun 78 inci maddesine dayanılarak hazırlanmıştır
MADDE 9 – (1) 17/12/2004 tarihli ve 25673 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İşyeri Kurma İzni ve İşletme Belgesi Alınması Hakkında Yönetmelik yürürlükten kaldırılmıştır.
Yürürlük
MADDE 10 – (1) Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
MADDE 11 – (1) Bu Yönetmelik hükümlerini Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı yürütür.
Resmî Gazete
Sayı : 27422
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığından:
İŞLETME BELGESİ HAKKINDA YÖNETMELİK
BİRİNCİ BÖLÜM
Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar
Amaç
MADDE 1 – (1) Bu Yönetmeliğin amacı, işletme belgesi verilmesinde uygulanacak usul ve esasları belirlemektir.
Kapsam
MADDE 2 – (1) Bu Yönetmelik, 3/9/2008 tarihli ve 26986 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Sanayi, Ticaret, Tarım ve Orman İşlerinden Sayılan İşlere İlişkin Yönetmelik ekinde yer alan sanayiden sayılan işlerin yapıldığı, elli veya daha fazla işçi istihdam edilen işyerlerini kapsar. kapsar.
MADDE 3 – (1) Bu Yönetmelik, 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununun 78 inci maddesine dayanılarak hazırlanmıştır
MADDE 9 – (1) 17/12/2004 tarihli ve 25673 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İşyeri Kurma İzni ve İşletme Belgesi Alınması Hakkında Yönetmelik yürürlükten kaldırılmıştır.
Yürürlük
MADDE 10 – (1) Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
MADDE 11 – (1) Bu Yönetmelik hükümlerini Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı yürütür.
yeni KOSGEB üyeliği
KOSGEB 1990 yılında 3624 Sayılı Kanun ile İmalat Sanayi İşletmelerinin ekonomideki yerlerinin geliştirilmesi amacıyla kurulmuş bir kamu kuruluşudur. KOSGEB’in 1990-2009 yılları arasında imalat sanayi KOBİ’lerine yönelik yapmış olduğu çalışmalar takdirle karşılanmış ve 2009 yılında imalat sanayi dışında yer alan sektörlerdeki KOBİ’lerin de geliştirilmesi görevi KOSGEB’e verilmiştir. 18 Eylül Tarihinde alınan Bakanlar Kurulu Kararı ile, KOSGEB’in geliştirilmesinden sorumlu olduğu KOBİ sektörleri belirlenmiştir.
İmalatçılara ilave olarak Hizmet ve Ticaret firmaları KOSGEB' e üye olabilecek ve KOSGEB kredi, faiz desteklerinden yararlanabilecektir.
İmalatçılara ilave olarak Hizmet ve Ticaret firmaları KOSGEB' e üye olabilecek ve KOSGEB kredi, faiz desteklerinden yararlanabilecektir.
KOBİ tanımı ve KOBİ'lerin birleşmesi
KOBİ tanımı ve KOBİ'lerin birleşmesi
4.09.2009 Veysi Seviğ
Kurumlar Vergisi Yasası'na 5904 sayılı yasanın 7'nci maddesi ile eklenen geçici 5'inci maddesi uyarınca "küçük ve orta büyüklükteki" işletmelerin kısacası KOBİ'lerin 31.12.2009 tarihine kadar yapacakları birleşmeler vergisel açıdan özendirilmektedir.
Sözü edilen maddenin üçüncü fıkrasında, söz konusu vergisel özendirme ilkesinden yararlanması öngörülen KOBİ'lerin tanımı yapılmıştır. Buna göre KOBİ;
* Türk Ticaret Yasası hükümlerince kurulan,
* 2008 yılının aralık ayına ilişkin olarak verilen sigorta bildirgesine göre 10 ile 250 kişi çalıştıran, * 2008 yılı hesap döneminin sonu itibariyle yıllık net satışları toplamı 25 milyon TL'yi geçmeyen veya aktif toplamı 25 milyon TL'den az olan
ticari işletmeleri ifade etmektedir.
Bu bağlamda 2008 yılının aralık ayına ilişkin olarak verilen sigorta bildirgesine göre 10'dan az veya 250'den fazla işçi çalıştıran işletmeler KOBİ'lerin birleşmesinde uygulanması öngörülen vergisel özendirmeden yararlanamayacaktır.
Ayrıca bir işletme 250'den az işçi çalıştırmakla birlikte, 2008 hesap dönemi sonu itibariyle yıllık net satışları veya net aktif toplamı 25 milyon TL'den fazla ise KOBİ olarak değerlendirilmeyecektir.
01.01.2009 tarihinden sonra kurulan işletmeler uygulama açısından Kurumlar Vergisi Yasası'nın geçici 5'inci maddesi kapsamı dışında bırakılmıştır.
KOBİ'lerde birleşme "tam mükellef iki veya daha fazla KOBİ'nin Kurumlar Vergisi Yasası'nın 18'inci maddesi kapsamında birleşerek yeni bir sermaye şirketi oluşturmalarını ya da tam mükellef bir veya birkaç KOBİ'nin tam mükellef olan sermaye şirketi statüsündeki diğer bir KOBİ'ye devrolunması" anlamına gelmektedir.
Kurumlar Vergisi Yasası'nın geçici 5'inci maddesi yukarıda tanımı yapılan KOBİ'lerin birleşmelerine yönelik özel bir düzenleme olup, aynı yasanın 19'uncu maddesi kapsamında yapılan vergisiz birleşmelerle bağlantılı değildir.
Öte yandan birleşme işlemi sonucunda kurulacak yeni sermaye şirketi ile devralan şirketin birleşme işleminden sonra KOBİ koşullarını taşıyıp taşımaması da uygulama açısından önem arz etmektedir.
Konuya ilişkin olarak Maliye Bakanlığı tarafından yayımlanan 4 seri numaralı genel tebliğde de açıklandığı üzere KOBİ'lerin 31.12.2009 tarihine kadar birleşmeleri halinde bu tür birleşmeden doğan kazançların Kurumlar Vergisi'nden bağışık tutulması öngörülmüştür. Bu bağlamda infisah eden (tüzelkişiliği sona eren) kurumun birleşme tarihi içinde bulunduğu son hesap döneminde elde ettiği kazancı ile birleşilen kurumun; birleşme işleminin gerçekleştiği hesap dönemi dahil olmak üzere üç hesap döneminde elde edilecek olan kazançları üzerinden alınacak olan Kurumlar Vergisi de bakanlar kurulunca alınacak karar doğrultusunda yüzde 75 oranında indirimli olarak uygulanabilecektir.
Söz konusu olanaktan yararlanabilmek için:
* Birleşilen kurum tarafından münfesih kurumun birleşme tarihindeki sabit kıymetlerinin rayiç bedelle, diğer kıymetlerin ise Vergi Usul Yasası değerleme hükümlerine göre değerlendirilmesi suretiyle bir bütün halinde devralınması ve bilançoya kaydedilmesi,
* Birleşmeden doğan kazançların tamamen birleşme tarihi itibariyle birleşen şirketin sermayesine eklenmesi,
* Birleşilen kurumun, münfesih kurumun tahakkuk etmiş ve edecek vergi borçlarını ödeyeceğini ve diğer ödevlerini yerine getireceğini; münfesih kurumu, birleşmenin Ticaret Sicili Gazetesi'nde ilan edildiği tarihten itibaren otuz gün içinde birleşme nedeniyle vereceği Kurumlar Vergisi beyannamesine ekli bir taahhütnameyle taahhüt etmesi,
* Birleşme sonrası üç yıl süreyle aylık ortalama bazda birleşilen kurum ile münfesih kurum tarafından 01.4.2009 tarihinden önce verilen son aya ilişkin sigorta bildirgelerine göre istihdam edilenlerin toplamından az olmamak üzere aylık istihdam sağlanması, koşuluyla birleşme işlemlerinden doğan kazançlar Kurumlar Vergisi'nden bağışık tutulacaktır.
Söz konusu istisna kazançlar, kurum kazancına dahil edildikten sonra yıllık Kurumlar Vergisi beyannamesinin "zarar olsa dahi indirilecek istisna ve indirimler" bölümünde ilgili satıra yazılmak suretiyle beyan edilecektir.
Ancak yapılan düzenleme gereği olarak münfesih kurumun birleşme tarihine kadar olan faaliyet kazançları ise istisna kapsamında olmayacak, eğer varsa bu kazançlar vergiye tabi tutulacaktır.Kurumlar Vergisi Yasası'nın geçici 5'inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca KOBİ birleşmelerinde indirimli Kurumlar Vergisi uygulanacaktır.
Buna göre de;
* Birleşme nedeniyle infisah eden kurumun, birleşme tarihinde sona eren hesap döneminde elde ettiği kazancı, * Birleşilen kurumun birleşme işleminin gerçekleştiği hesap dönemi dahil olmak üzere üç hesap döneminde elde ettiği kazançlar, sözü edilen maddenin on birinci fıkrasınca Bakanlar Kurulu tarafından belirlenecek olan indirimli oran ile vergilendirilecektir.
http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=128793&YZR_KOD=157
4.09.2009 Veysi Seviğ
Kurumlar Vergisi Yasası'na 5904 sayılı yasanın 7'nci maddesi ile eklenen geçici 5'inci maddesi uyarınca "küçük ve orta büyüklükteki" işletmelerin kısacası KOBİ'lerin 31.12.2009 tarihine kadar yapacakları birleşmeler vergisel açıdan özendirilmektedir.
Sözü edilen maddenin üçüncü fıkrasında, söz konusu vergisel özendirme ilkesinden yararlanması öngörülen KOBİ'lerin tanımı yapılmıştır. Buna göre KOBİ;
* Türk Ticaret Yasası hükümlerince kurulan,
* 2008 yılının aralık ayına ilişkin olarak verilen sigorta bildirgesine göre 10 ile 250 kişi çalıştıran, * 2008 yılı hesap döneminin sonu itibariyle yıllık net satışları toplamı 25 milyon TL'yi geçmeyen veya aktif toplamı 25 milyon TL'den az olan
ticari işletmeleri ifade etmektedir.
Bu bağlamda 2008 yılının aralık ayına ilişkin olarak verilen sigorta bildirgesine göre 10'dan az veya 250'den fazla işçi çalıştıran işletmeler KOBİ'lerin birleşmesinde uygulanması öngörülen vergisel özendirmeden yararlanamayacaktır.
Ayrıca bir işletme 250'den az işçi çalıştırmakla birlikte, 2008 hesap dönemi sonu itibariyle yıllık net satışları veya net aktif toplamı 25 milyon TL'den fazla ise KOBİ olarak değerlendirilmeyecektir.
01.01.2009 tarihinden sonra kurulan işletmeler uygulama açısından Kurumlar Vergisi Yasası'nın geçici 5'inci maddesi kapsamı dışında bırakılmıştır.
KOBİ'lerde birleşme "tam mükellef iki veya daha fazla KOBİ'nin Kurumlar Vergisi Yasası'nın 18'inci maddesi kapsamında birleşerek yeni bir sermaye şirketi oluşturmalarını ya da tam mükellef bir veya birkaç KOBİ'nin tam mükellef olan sermaye şirketi statüsündeki diğer bir KOBİ'ye devrolunması" anlamına gelmektedir.
Kurumlar Vergisi Yasası'nın geçici 5'inci maddesi yukarıda tanımı yapılan KOBİ'lerin birleşmelerine yönelik özel bir düzenleme olup, aynı yasanın 19'uncu maddesi kapsamında yapılan vergisiz birleşmelerle bağlantılı değildir.
Öte yandan birleşme işlemi sonucunda kurulacak yeni sermaye şirketi ile devralan şirketin birleşme işleminden sonra KOBİ koşullarını taşıyıp taşımaması da uygulama açısından önem arz etmektedir.
Konuya ilişkin olarak Maliye Bakanlığı tarafından yayımlanan 4 seri numaralı genel tebliğde de açıklandığı üzere KOBİ'lerin 31.12.2009 tarihine kadar birleşmeleri halinde bu tür birleşmeden doğan kazançların Kurumlar Vergisi'nden bağışık tutulması öngörülmüştür. Bu bağlamda infisah eden (tüzelkişiliği sona eren) kurumun birleşme tarihi içinde bulunduğu son hesap döneminde elde ettiği kazancı ile birleşilen kurumun; birleşme işleminin gerçekleştiği hesap dönemi dahil olmak üzere üç hesap döneminde elde edilecek olan kazançları üzerinden alınacak olan Kurumlar Vergisi de bakanlar kurulunca alınacak karar doğrultusunda yüzde 75 oranında indirimli olarak uygulanabilecektir.
Söz konusu olanaktan yararlanabilmek için:
* Birleşilen kurum tarafından münfesih kurumun birleşme tarihindeki sabit kıymetlerinin rayiç bedelle, diğer kıymetlerin ise Vergi Usul Yasası değerleme hükümlerine göre değerlendirilmesi suretiyle bir bütün halinde devralınması ve bilançoya kaydedilmesi,
* Birleşmeden doğan kazançların tamamen birleşme tarihi itibariyle birleşen şirketin sermayesine eklenmesi,
* Birleşilen kurumun, münfesih kurumun tahakkuk etmiş ve edecek vergi borçlarını ödeyeceğini ve diğer ödevlerini yerine getireceğini; münfesih kurumu, birleşmenin Ticaret Sicili Gazetesi'nde ilan edildiği tarihten itibaren otuz gün içinde birleşme nedeniyle vereceği Kurumlar Vergisi beyannamesine ekli bir taahhütnameyle taahhüt etmesi,
* Birleşme sonrası üç yıl süreyle aylık ortalama bazda birleşilen kurum ile münfesih kurum tarafından 01.4.2009 tarihinden önce verilen son aya ilişkin sigorta bildirgelerine göre istihdam edilenlerin toplamından az olmamak üzere aylık istihdam sağlanması, koşuluyla birleşme işlemlerinden doğan kazançlar Kurumlar Vergisi'nden bağışık tutulacaktır.
Söz konusu istisna kazançlar, kurum kazancına dahil edildikten sonra yıllık Kurumlar Vergisi beyannamesinin "zarar olsa dahi indirilecek istisna ve indirimler" bölümünde ilgili satıra yazılmak suretiyle beyan edilecektir.
Ancak yapılan düzenleme gereği olarak münfesih kurumun birleşme tarihine kadar olan faaliyet kazançları ise istisna kapsamında olmayacak, eğer varsa bu kazançlar vergiye tabi tutulacaktır.Kurumlar Vergisi Yasası'nın geçici 5'inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca KOBİ birleşmelerinde indirimli Kurumlar Vergisi uygulanacaktır.
Buna göre de;
* Birleşme nedeniyle infisah eden kurumun, birleşme tarihinde sona eren hesap döneminde elde ettiği kazancı, * Birleşilen kurumun birleşme işleminin gerçekleştiği hesap dönemi dahil olmak üzere üç hesap döneminde elde ettiği kazançlar, sözü edilen maddenin on birinci fıkrasınca Bakanlar Kurulu tarafından belirlenecek olan indirimli oran ile vergilendirilecektir.
http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=128793&YZR_KOD=157
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)